İnkılap dersine laf yok din dersine laf çok!
Taraf’ta bir reklam..
“Aynı anda iki işi yapabilir misiniz?” diye soruyor..
Altında da “Cevabınız var mı?” diyor..
Devamında da..
“Sızıntı okuyanların var” diyerek, işi sonuca bağlıyor..
Reklam içinde mesaj veriliyor da..
Reklamın bulunduğu sayfada, hemen üstte bir rezil resim var.
Sadece altında bir külot kalmış olan bayan, İspanya’daki ekonomik gidişatı protesto ediyormuş..
Yani soyunmasa, protesto olmayacak mı?
Onun takdiri..
Ama “Aynı anda iki işi yapabilir misiniz” diye sorulan bir reklamın üzerinde, cuk oturmuş, bu rezil resim..
Ve bu vesile ile Sızıntı’daki arkadaşlara hatırlatmam gerekiyor:
“Sızıntı okuyanların değil de.. Belki Sızıntı reklamını hangi gazetelerde yayınlanması konusunda karar verenlerin, ‘aynı anda iki işi yapabilme’ yetenekleri vardır.. Hem dindar bir çizgi izleme iddiasında olmak (ki benim de kanaatim, dergi içinde gerçekten o çizgi var)... Hem de siyasi bazı hedefler uğruna, karanlık gruplarla, ahlaksız adamlarla, ateist güruhla işbirliği yapmak.. Herkesin yapabileceği bir şey değil..”
•
Aynı paraleldeki kardeşlerimizin bir etkinliği.
Abant Platformu..
Sonuçta demişler ki:
“Diyanet işleri sadece vakıf statüsünde olmalı..
Cemevlerine ibadethane statüsü verilmeli.
Devlet, birey ve toplulukların inanç-ibadet farklılıklarını, hürriyetlerini anayasal eşitlik temelinde hem hukuki hem fiili güvence altına almalı.
Din dersi seçmeli olmalı..”
Dikkat ederseniz..
Kendilerinin de içinde bulunduğu mütedeyyin halkın zeminini daraltan söylemler..
“Diyanet vakıf haline gelsin..”
Peki gelsin..
Peki binlerce vakıfın geliri, devlete gidiyor. Onlarla ilgili bir öneriniz var mı? Mesela o gelirlerin, bu vakfa geçmesini öneriyor musunuz?
Yok..
Kurnazca bir söylem..
“Cemevlerine ibadethane statüsü verilmeli” imiş..
Peki, cemevlerine verdiğiniz statünün benzerini, diğer mezheplere, cemaatlere de verecek misiniz?
O konuda bilgi yok.. Cemevleri ile ilgili ses yüksek çıktığı için, onlara verelim.. Ama sesi yüksek çıkmayanlara da, “Bu sizin hakkınız” demeye gerek yok yani!
Bu da, ustaca bir öneri..
“Toplulukların ibadet farklılıkları için hukuki güvence olmalı” imiş.
Kastedilenin, Cuma namazına gitmek isteyenlere, bu imkanın tanınması.. Başörtülü avukatın, duruşmalardan çıkarılmasının önlenmesi.. vs amaçlı bir öneri olmadığını söylemeye gerek yok sanırım.
Onlar, bizim mahallenin istekleri..
Abant’ta toplananların kastı ise, bizim mahalledekilere değil.. Diğer mahallelere haklar sağlamak..
“Bizden başkasına hiçbir hak verilmesin” isteğinde değilim..
Ama, “Her topluluk” deyip, sonra da “Alevi, Alevi, Alevi..” derseniz.. Benim de bu “Hoop dedik” itirazım doğar..
“Din dersinin seçmeli olması” isteği de, yine kendi alanımızı daraltma yönünde bir talep.
İnkılap tarihinin seçmeli olmasını istiyor musunuz?
Hayır..
Şapka devrimi, harf devrimi, hukuk devrimi adı altındaki değişikliklerin belli bir mantık doğrultusunda okutulduğu derse bir itirazınız var mı?
Yok..
Peki, din dersinden ne istiyorsunuz?
•
Son günlerde, iki ayrı cenahtan, aynı doğrultuda bir propaganda faaliyeti var..
Deniyor ki, “Deniz Baykal’ın kaseti, bir operasyondur.. Bunun arka planı ortaya çıkarılmalıdır.”
Her şeyin arka planı ortaya çıkarılsın da..
Herkes amacını söylemeli önce..
Hedefiniz ne sizin?
Evli erkeklerin, başkası ile evli kadınlarla zina ettiği ve bu ahlaksızlığın deşifre edilemediği bir toplum mu özlüyorsunuz?
Ki, sabah akşam, bu doğrultuda ifadeler kullanıyorsunuz...
Gülen ekibindekiler de bunu söylüyor..
Gülen grubuna en ağır ifadelerle saldıranlar da bunu söylüyor..
İkisi de şunu düşünmüyor:
“Bir evli erkek.. Bir evli kadın ile.. Gayrimeşru bir hayat içinde.. Bunun arkasında operasyon olsa ne yazar.. Olmasa ne yazar.. Bu ahlak dışılığı bir Müslüman insan, görmezden gelebilir mi?”
Olaya bu açıdan bakacaklarına..
Birbirine en ağır salvoları yaparken.
İkisi de Deniz Baykal avukatlığı yapma noktasında buluşuyorlar..
Bana da şaşırıp, onları izlemek düşüyor..







