“İddianame çöpe gitmiş”miş!
İddia şu: “17 Aralık operasyonunun savcısı Celal Kara, dosyadan el çektirilmeseydi, bir hafta içinde iddianamesini bitirip, rekor cezalar isteyecekti. Şimdi yeni savcı, o iddianameyi çöpe attı. Kendisi yeniden yazacak!”
Bunu söyleyenler, mahalle çocukları olsa..
“Bilmiyor garipler, ne yaparsın” diyeceğim.
Ama koca koca gazeteler. Bünyesinde 5-10 tane hukukçu bulunduran televizyonlar..
Düzeltmeye nereden başlayalım?
Başlanacak bir yeri yok da.
Yine de biz gayret edelim..
İddianame dediğimiz şey, “Bitmek üzere idi.. Bir anda dosya elimizden alındı. Bitiremedik” denilecek türden bir şey değildir, beyler..
Mesela, “Tam golü atıyorduk. Hakem düdüğü çalıp, maçı bitirdi” diyebilirsiniz de..
“İddianameyi tam bitiriyorduk.. Başsavcı dosyayı elimizden aldı.. İddianame bitirilemedi” demek mümkün değildir.
İddianame, bir dakikada bitecek bir şey değildir..
“Bir dakikalık” bir eksiği kaldı ise, zaten tamam demektir, bir dakikada gerisini de yazarsınız, olur biter..
Ama maksadınız, ahlaksızlık yapmak ise. Hainlik yapmak ise. İftira atmak ise.. Halk nezdinde, insanlara kara çalmak ise..
Böyle ahlaksızca haberler yapılıyor işte..
Dahası var..
İddianame; savcı tarafından hazırlanır..
Mahkemeye direkt verilemez.
Başsavcıya verilir.. Başsavcı “görüldü” yapar, sonra mahkemeye gönderilir.
Dolayısı ile, savcının imzaladığı metin, zaten o hali ile iddianame niteliği taşımaz. Taşımadığı için de, “İddianame çöpe atıldı” iddiası, kuyruklu bir yalandan ibaret.
Gelelim işin esas bam teline..
Savcı Celal Kara dosyadan el çektirilmiş.
Peki yerine iddianame hazırlamakla görevlendirilen savcı Ekrem Aydıner, siyasi iktidara yakın birisi mi?
Adliye teşkilatını bilenler, “Kesinlikle hayır” diyorlar..
Savcı Aydıner’in özelliği, “siyasi çizgi olarak AK Parti ile çelişen bir kimliğe sahip ve aynı zamanda ‘ona buna eyvallah etmeyen’ bir savcı” olması..
Dolayısı ile..
“Celal Kara.. Celal Kara. Celal Kara” diyenler, dillerinin altındaki baklayı çıkarsınlar..
Niye illa “Celal Kara” diyorsunuz?
Ona mı bel bağlamıştınız?
Her şey onun üzerinde mi hazırlanmıştı?
“Şimdi dosya, objektif bir savcıya giderse, ne yapacağız biz?” mi diyorsunuz?
Suçüstü olduğunuzu, itiraf mı ediyorsunuz?
İtirafa devam edin..
Bu işin altından, daha çok itiraflar çıkacak. Daha çoook kumpaslar çıkartılacak..
Bir hususu daha ekleyeyim..
Yeni görevlendirilen savcının, yumuşak bir iddianame hazırlayacağını iddia ediyorlar ya..
Ben objektif bir iddianame hazırlanacağına inanıyorum ama..
Hazırlanmamış iddianameyi, şimdiden yumuşak bulanlara hatırlatayım..
“İddianame” de; aslında “her şey” demek değildir..
Dinleme kayıtları orda.. Teknik takipler orda.. Banka kayıtları orda.. Malvarlıkları ortada..
Eğer gerçekten bir suç var ise..
İddianame eksik de yazılsa..
Mahkemede hakim, “Dosya kapsamındaki şu şu olaylar, şu suçlamaları da gerektirir. Bunlar iddianameye yazılmamış. Ne diyorsunuz, sanık efendi?” der..
Ve iddianamede o maddeden ceza istenmemiş olsa bile.. İddianamede bahsi geçen olayın ihlal ettiği diğer kanun maddelerinden de yargılama yapar..
Tek şartı var..
Ek savunma alacak..
Öyle ise..
Darbeci operasyoncuların rahatsız olduğu yeni savcı iddianameyi hazırladıktan sonra..
Mahkeme de, bir eksiklik, bir yanlışlık görürse, gerekli düzeltmeyi yapabilir..
Yeter ki, ihlal edilen bir kanun maddesi olsun..
Ama sizin derdiniz kumpas kurmak ise..
Tabii ki kumpası, ancak kendi adamlarınızla kurabilirsiniz.
Onun için de, en başından, en sonuna kadar, dosyaya hakimiyetin, kendi elinizde olmasını istersiniz. En küçük bir bölümünde bile, soruşturmadaki hakimiyetiniz kaybolursa, kumpas deşifre olur..
Bunun da sonu, “ava çıkarken, avlanmak” olur..
Bugün, medyadaki rahatsızlığın en önemli sebebi bu..
Dertleri; gerçeklerin üstünün örtülmesi olsa..
Buna hep beraber karşı çıkalım..
Dertleri gerçeklerin üstünün örtülmesi değil.. Kurulan “kumpas”ın, deşifre olması..
Dertleri de bu, korkuları da!







