HSYK Başkanvekili suçüstü oldu!
Bundan iki sene önce..
HSYK’ya yönelik bir eleştiriye, HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, şöyle cevap veriyordu:
“Birinci sınıf hakimlerin seçilmesine ‘siyasallaşma’ demek siyasi duruştur.”
Gerçekten de..
Yoldan geçen birisini getirip, kurula üye yapmıyorsanız..
Anayasa’da dairelerin kaç üyeden oluşacağı belirtilmediği için, TBMM olarak takdir hakkınızı kullanıp, dairelerin üye sayısını ihtiyaca göre değişik sayılarda belirlemek istiyorsanız..
En önemlisi, HSYK üyelerine, görev süreleri dolmadan, o görevden el çektirmiyor, aynı üyelerle ama farklı çalışma usulü ile göreve devam etmek istiyorsanız..
Yapılmak istenen değişikliğe, “Siyasallaşma” denilmesi..
Bu diyenin, “siyasi duruş”unu gösterir..
Hatta ispatlar..
İşte iki yıl önce, HSYK kararlarına yönelik olarak eleştiri getiren kişiye, “Siyasi duruş sergiliyorsunuz” diyen Ahmet Hamsici, dün kendisi “siyasi duruş” sergileyerek, TBMM’ye adeta meydan okudu!
HSYK’nın yapısı ve çalışma usullerini düzenleyen kanun taslağını eleştirirken, “Teklif metninde öngörülen değişikliklerin büyük bölümünde ‘dönüştürme/siyasallaştırma’ çok açık bir şekilde görülebilmektedir” dedi..
Yani, kendi “siyasi duruşu”nu belgeledi..
Bir hakim gibi değil..
Siyasetçi gibi konuştuğunu ispatladı..
•
Hamsici, neye, kime güveniyor, bilmiyorum..
Ama HSYK Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliğe dün 66 sayfa itiraz yazmış olması..
Bu itirazı bir gün öncesinde Zaman gazetesine sızdırmış ve orda başka isimle yayınlanmış olması..
Aslında o görevde artık duramayacağının da bir delili..
Öncesinde de biz bundan şikayet etmiyor muyduk?
HSYK’yı ele geçiren birileri, “Şu kanunu yapamazsınız. Bu kanunu yapamazsınız.. Anayasa’yı değiştiremezsiniz..” demiyorlar mıydı?
Biz de buna karşı çıkmıyor muyduk?.
“Siz kimsiniz? Kanun yapma yetkisi sizde mi?” deyip, kendisini TBMM’nin üstünde görenlere karşı çıkmıyor muyduk?
Ne değişti, 2010 referandumu öncesine göre?
Biri gitti. Diğeri geldi..
Önceki de, “TBMM’ye posta koyuyor”du..
Şimdiki de, “TBMM’ye posta koyuyor”.
Şunu iddia etmiyorum..
“TBMM, haşa ilahi yetkileri olan bir güçtür. Ona itiraz edilemez. Onun her yaptığı doğrudur” demiyorum.
Ama TBMM, yanlış yaptığında, seçimde düzeltilme ihtimali olan bir güçtür.
Yanlış yaptığında, seçmenin bir daha aynı kişileri seçmeyerek, cezalandırma imkanı olduğu bir güçtür..
Ya siz kimsiniz, sayın Hamsici?
Sizi değiştirme imkanımız var mı bizim?
Oturmuşsunuz bir koltuğa..
Direktif veriyorsunuz.. “Onu yapamazsın. Bu maddeyi değiştiremezsin..”
Kimden aldın sen bu yetkiyi?
“Kimden aldın” derken..
İşin acıklı tarafı geldi gözümün önüne..
Evet maalesef, şimdi istismar ettiğin o koltuğu sana verenler, posta koyduğun kişiler..
Hamsici bey, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Yardımcılığı’na gelmiş..
Kim getirmiş?
AK Partili bakan..
Müsteşar yardımcılığına getirilmiş..
Kim getirmiş, AK Partili Adalet Bakanı..
Danıştay Üyeliğine getirilmiş..
Kim getirmiş?
Darbe tehdidi altında bile taviz verilmeyip, cumhurbaşkanı seçilen Abdullah Gül..
Adalet Akademisi Başkanlığı’na getirilmiş?
Kim tarafından?
Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Bakanlar Kurulu tarafından..
Adalet Akademisi başkanlığına getirildikten sonra, Akademi’den gelecek üye kontenjanından HSYK üyeliğine seçilmiş.
Kimin sayesinde?
Adalet Akademisi’ne AK Parti sayesinde geldiğine göre, HSYK’ya da aynı sayede gelmiş..
HSYK Başkanvekili olmuş..
Kimin sayesinde?.
Günde iki miting yapıp, referandumda % 58 oy alınmasını sağlayan, canını tehlikeye atarak Anayasa’yı referanduma sunarak HSYK’nın “Seyfi dede ekolü”nden kurtulmasını sağlayan ve böylece HSYK’yı yenileştiren Tayyip Erdoğan sayesinde..
Şimdi çıkmış, 66 sayfalık bildiri hazırlıyor..
Ne diyelim..
Hocanıza sorun, “ahde vefa”nın öneminin ne olduğunu!







