--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hocası ne diyor talebeleri ne yazıyor!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Hocası son sohbetinde diyor ki: 

“İttihatçıların koskocaman bir Devlet-i Aliye’yi, hislerine mağlub olarak, bir maceraya kurban ettikleri gibi, şurada burada savaşa girmek suretiyle bu millete bir kere daha birinci cihan harbi yaşatmasınlar. Onlar Osmanlı’yı bitirdiler, devletler muvazenesinde muazzam bir devleti, dümende oturan bir devleti bitirdiler.”

Türk hükümetine söylüyor bunu..

Türkiye’nin; Ortadoğu’daki savaşa çekilerek, güçsüzleşmesini isteyen ABD’li kan emicilere dikkat edilmesi için söyleniyor, bu sözler..

Hocası bunları söylerken..

Dış devletlerin boyunduruğuna girmenin, çok büyük felaketlere sebebiyet vereceği ihtarında bulunurken..

Talebesi Ali Aslan Zaman’da yazıyor: 

“ABD’yi atlatmak kolay mı?”

Dersiniz ki, dolaylı falan değil.. Direkt ABD’den alıyor maaşı..

Onun için de, “ABD’yi atlatmak kolay mı?” diye başlık atıyor, yazısına..

O Hoca’nın bir başka talebesi Ali Ünal, tezkerenin geçtiğinden bile habersiz olmalı ki, “Erdoğan, ‘IŞİD’i görüyorsunuz da PKK’yı niye görmüyorsunuz?’ diye gürlediğinde NATO, ‘Haydi müttefikler olarak PKK üzerine de gidelim!’ deyiverseydi Erdoğan buna evet diyebilir miydi?” diye yazıyor.

Yani PKK’yı koruyan kollayan, ona silah veren NATO üyesi ülkeler değil de.. 

Türkiye, kimseden yardım almayan PKK ile bire bir mücadele ediyormuş da.. Türkiye buna rağmen PKK ile savaşmadan, sorunları çözme girişiminde bulunuyormuş gibi, hava estiriyor.. 15 yıldır ABD’de oturan, ülkesini unutan Hoca’nın, NATO’cu talebesi....

•

ABD Başkan Yardımcısı Biden, bir konuşması sırasında, Tayyip Erdoğan’ın kendisine “Siz haklıydınız” dediğini, “tezkereyi önceden haber verdiği”ni söylüyor.. Türkiye’nin, IŞİD’e silah yardımı yaptığını iddia ediyor.

Zaman gazetesi, Samanyolu televizyonu ve cemaatin diğer kalemşörleri sanki Haçlı ordusuna karşı büyük bir başarı kazanmışlar gibi, Biden’ın sözlerini sevinçle haberleştiriyorlar. 

“Biden’dan şok açıklamalar” diyerek, sanki o açıklamalar doğruymuş gibi haber yapıyorlar..

İçlerinden, “MİT TIR’larında silah var algısını boşuna oluşturmadık. Dışişleri dinlemelerini tüm dünyaya boşuna servis etmedik” diyor ve ellerini ovuşturuyorlar..

Tayyip Erdoğan “O sözler doğru ise, benim için Biden tarih olmuştur” diyor, restini çekiyor..

Paralelin adamları hemen karşı saldırıya geçiyorlar: “Kasımpaşalılık yapıyor yine!” 

“Dünyanın 160 ülkesinde Türkiye’yi tanıtıyoruz” diyen cemaatçiler, tercihlerini ABD’li Biden’dan yana koyuyorlar..

Türkiye Cumhurbaşkanı yerine, ABD Başkan Yardımcısı’nın yanında saf tutuyorlar..

Ardından, Biden’ın Tayyip Erdoğan’dan özür dilediği haberi geliyor.

CIA’in Türkiye’ye gelmesine izin vermediği Hoca’nın talebeleri, hemen bu özürü de yalanlıyorlar.

Kendilerine yakın internet sitelerinde, gazetelerde “Hayır, Biden özür dilemedi..” haberleri yaptırıyorlar.

Bir günlüğüne de olsa, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı “ezik bir kişi” gibi göstermiş olmaktan gurur duyuyorlar!

ABD’li hokkabazın, Türkiye Cumhurbaşkanı’ndan özür dilemesinden rahatsız oluyorlar..

Ertesi günü gerçek ortaya çıkıyor.

Biden’ın özür dilediği doğru imiş!

Hatta Biden’ın özrü de yetmemiş, Beyaz Saray da “özür dilendiği”ni, bir açıklama ile teyit etmiş..

Beyaz Saray’ın bu açıklaması da, paralelcilerin “Özür dilemedi” palavralarına karşılık olsa gerek..

Böylesi bir rezaletin ortasında, paralelcilerin birazcık düşünüp, “Bizim yaptığımız vatan hainliğidir” demeleri gerekmez mi?

Gerekir..

De..

Diyemiyorlar işte!

•

Daha bayramın birinci günü, Türkiye’nin 1. Dünya Savaşı’na sokularak bir avuç toprağa sahip ülke haline getirildiğini hatırlatan Hoca’nın talebeleri, kendi ülkelerinin Cumhurbaşkanı’na karşı yaptıkları bu fitneciliklerden birazcık utanıp, köşelerine çekilip “Biz ne haltlar karıştırıyoruz” diyeceklerine..

Tekrar farklı bir sahnede rol alıyorlar:

30 Mart’tan sonra Amerika’ya kaçan Adem Yavuz Arslan hemen döktürüyor: “Biden’in özür dilemesinin arka planı”

Neymiş, “arka plan”?

Amerika’ya kaçmakla, kurtulacağını sanan altıncının yamağı şöyle yazıyor: 

“Türkiye ‘taşeron ordu’ olmayı kabul edecek mi?.. Biden evvel Türkiye’yi suçlayıcı ifadeler kullandı. Fakat Türkiye’den sert reaksion görünce de hem kendisi hem de Beyaz Saray özür dileyerek Başkent Ankara’nın gönlünü aldı.”

Yapın şimdi yorumunuzu..

Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin..

Bu paralel ekipte, bir miligram şeref, haysiyet, onur, devlet ve millet sevgisi var mı?

ABD’li adam Türkiye’ye posta koyar..

Ayakta alkışlarlar..

“ABD’yi atlatmak öyle kolay mı?” diye ABD tarafına yalakalık yaparlar..

Türk Cumhurbaşkanı resti çeker..

“Kasımpaşalılık geçmez” diye, yine ABD’den yana tavır alırlar..

Kasımpaşalının restini ABD’li Başkan Yardımcısı görür, özür diler..

Önce “Yalan, özür dilemedi” derler.

Beyaz Saray da özre eklenince..

“Özrün arka planı” diyerek, Türk ordusunu üç tane gavurun taşeronu gibi göstermeye kalkışırlar..

Tuu sizin suratınıza, ahlaksız herifler!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle