Herkes inişte iken, Taraf niye çıkışa geçti?
İsrail tam da özür dilediği halde..
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Mayıs ayı içinde Gazze’yi ziyaret edeceğim” sözü, gerçekleşememişti..
Haziran ayında beklendi..
Yine gerçekleşmedi..
27 Mayıs Gezi isyanı, Gazze’ye Mayıs ziyaretini engelleme amaçlı ilk operasyondu..
Bir operasyonla, kışı getirecek halleri yoktu..
Üç tane ağaç için, kaç ay insanları sokaklarda tutabilirsiniz ki?
Biraz farklı versiyonlarla, yeni denemeler yapıldı..
Bir yerde kilitlenip, kaldılar..
Ardından bir başka operasyon..
Aslında, fındık kabuğunu doldurmayan bir konu..
Yıllardır devam eden üniversiteye giriş sorunu..
Ve o sorunun ortaya çıkardığı dershane problemi..
Bir anda, devletin de, milletin de birinci meselesi oldu.. Meseleyi gündeme taşıyanlar, gündemde tutmak isteyenler bir kışkırtmanın esiri mi oldular?
Koparılan fırtınanın tamamının, “bir bardak suda” yaşandığını farkettiler mi?
Birbirinden farklı suçlamaların, dün aynı saatlerde başlayan operasyonla Türkiye gündemine oturtulması..
Bana “intihar saldırıları” gibi geldi..
Hayattan hiçbir beklentisi kalmamış insanlar intihar ederler de..
Dişe diş mücadele edenlerin, “intihar saldırısı” gibi görünen eylemleri de.. Aslında “intiharı” hedeflediğini söylemek pek mümkün değil..
“Tasfiye edildiler ya.. Tasfiye edildiler ya.. Taaa iki sene önce, şu da görevden alındı.. Bu da görevden alındı ya.. Eski ekipten kimse kalmadı ki.. Emniyet’te de, yargıda da hiç kimse kalmadı ya...” diye bağırılırken..
Dün sabah Türkiye..
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç yaşanmamış bir operasyonla uyandı..
İçişleri Bakanlığı’na bağlı polisler, kendi bakanlarının oğlunu gözaltına aldılar.
“Almasınlar” demiyorum.
Alırlar, ifadesine başvururlar, suçu varsa, savcıya, hakime gönderirler..
Hepsi mümkün.
Ama..
Ben takıldım işte..
2013 Mayıs’ında, Başbakan’ın “Gidiyorum” deyip de, gidemediği Gazze’ye..
Tayyip Erdoğan’ın, son bir yıl içinde, söz verip de yapamadığı tek örnek olay bu..
Niye gidemedi?..
Gidememesi için, neler yapıldı..
Bir yandan Gezi olayları organize edilirken..
Diğer yandan da, daha önce AK Parti’yi destekleyen bir gruba, farklı organizasyonlar mı hazırlatıldı?..
O grup, bu işlerin ne kadarını biliyor?
Niçin bunun içinde duruyor?
•
İpuçlarını değerlendirirken..
Bir askeri helikopter düşüyor..
4 şehit..
Uzun süredir, böylesi bir kaza yaşanmıyordu..
Şimdi bu yaşanan.. Gerçekten bir kaza mıydı?
•
Borsa’ya bir bakalım..
Tabloyu yorumlayalım..
Dün sabah erken saatlerdeki operasyonun hemen ardından, borsanın genelinde sert bir iniş.
Hakbank’ta, yani bir kamu bankasında düşüş. Halkbank, bir anlamda kamuyu temsil ediyor.
Ve kamu düşüşte..
Borsanın kendisi, zaten düşüşte..
Gülen grubuna bağlı olarak görünen ve son dershane olayında Zaman’ın da önünde yürüyen İpek’in hisseleri düşüşte.
Ne hikmetse, Taraf’ın hisseleri çıkışta..
(Akşama doğru o da düşüşe geçmiş ama.. ‘Fena göze battık’ diye düşünüp, kimse çakozlamasın diye, işi toparlamış olmalılar..)
O halde?
Devlet.. Gülen grubu.. Kısacası herkes düşerken.. Taraf yükseliyorsa..
Dersane tartışmasında.. Ve akabinde dünkü operasyonlarda.. İki taraf gibi görünenlerin dışında birilerinin, gerçek organizatör olduğunu, artık görmemeye imkan var mı?
Gülen grubunu da aşan bir “derin vakıa” var, işin içinde..
Yoksa..
“Biz tasfiye olduk” dedikten sonra..
Dünkü olayı, ne ile izah edeceksiniz?
Veya..
Başbakan’ın Gazze’ye gidememesini..
Obama’nın okyanus ötesinden “Gazze için” seslenişini..
Tayyip Erdoğan’ın o çağrıya net bir rest çekişini..
Ama ardından.. O restin gereğinin yerine getirilemeyişini..
Ne ile izah edeceğiz?..
Türkiye’ye diz çöktürmek isteniyor..
Aynı gün.. Birbirinden ilgisiz konularla, sansasyon oluşturacak gözaltılar yapılması..
“Diz çöktürme” operasyonunun küçük küçük “sos”ları..







