--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Her gün 4 faili meçhul yaşanan “kalekol”suz hayatı mı özlediniz?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Eskiden, Güneydoğu halkının klasikleşmiş itirazı şu idi: “Akşam geç saatlerde, bir Toros araç geldi. Abimi sordular. Arka bahçede olduğunu gördüler, çağırdılar. Abim gitti. Abimi Toros’a bindirdiler.. Bir daha kendisinden haber alamadık.”

Genç kardeşlere hatırlatayım..

Bu anlatımdaki “Toros” denilen..

Suratından bin türlü kin ve nefret akarak, altın madencisi patronun ekranından, siyasi iktidara ne çakayım diye kafa yoran paralelci Tarık Toros değil.

Toros dediğimiz, sivil emniyet görevlilerinin sıklıkla kullandığı araç modeli..

Polisin üzerinde resmi kıyafet yok. Kullandığı araç resmi değil.

Ama herkes bilir ki, bir Toros gördü iseniz, o mutlaka emniyete ait görevlilerin aracıdır. 

İçinde Toros geçen anlatımın bir eksiğini, bir fazlasını, Güneydoğu’da yüzlerce aileden dinlersiniz..

Kahrolursunuz..

“Devlet bu kadar mı zalim.. Bir ailenin çocuğunu alıp, karakola götürmek. Sonra o kişiden haber alamamak. Aylar sonra ölüsünü bulmak.. Kimisinin ölüsünü bile bulamamak. Nasıl bir devlet anlayışı bu?” diyerek, isyan edersiniz..

“Köyümüzü silahlı kişiler bastılar.. Sivil giyimli idiler ama.. PKK’lı olamazlar.. PKK’lıları tanırız.. JİTEM’ciydiler..”

Anlatımlarını dinlediğinizde, kahrınız daha da artar..

Kuyuya atılanları..

Tezek yedirilenleri..

Karşısındaki dağa yazdırılan “Ne mutlu Türküm diyene” sloganını okulda tekrarlatıp, tekrarlamayana tokatı yapıştıranları.. Tokat ne ki, akşam evine ziyarete gidilip, iki dakikalığına çağrılan, ama bir daha kendisinden haber alınamayanlar..

Çok değil..

1990-2000 arasını anlatıyorum.

Kürtçe türkünün, minibüste bile dinlenmesine izin verilmeyen yıllar..

Uzatmayalım..

İçinizi karartmayalım..

•

Peki bugünlerde ne oluyor?

Faili meçhul tek bir cinayet, son bir yıl içinde, gösterebilir misiniz?

Belki çok iddialı oldu..

1990-2000 yılları arasındaki 18.000 faili meçhul ile kıyaslayarak.. Her yıl 1.500 faili meçhul cinayet işlendiğini hatırlayıp..

Şimdi son bir yıl içinde, kaç tane faili meçhul cinayet var diye soralım..

“Kalekol yapılıyor”muş..

Yapılıyorsa yapılıyor..

Kalekol yapılıp da, bir tane faili meçhul cinayet mi işlendi, o bölgede?

Size ne yapılan kalekoldan?..

Siz, kendi “hak”larınızın tanınıp tanınmamasına bakın..

Kürtçe televizyonunuz olup olmadığına bakın.

Kürtçenin okullarda seçimlik ders olup olmadığına bakın..

Siz, “hayat hakkı”nızın fiilen var olup olmadığına bakın.

Toros ile gelenlerin, evin çocuğunu alıp, iki gün sonra cadde başında ölüsünü bırakıp, gidip gitmediğine bakın..

“Kalekol istemiyorlar”mış..

1990-2000 arasında kalekollar yoktu..

Memnun muydunuz o yıllardan? 

Her gün 4 kişinin faili meçhul cinayete kurban gittiği yıllardan..

Memnun musunuz ki, o yıllara dönecek, olaylar çıkarıyorsunuz..

•

“Faili meçhul cinayetle gitmek istemiyoruz”dan..

“Yüzbaşının bize tezek yedirmesini istemiyoruz”dan..

“Anadilimizde konuşmak istiyoruz”dan..

Şimdi geldik..

“Kalekol istemiyoruz”a..

Kusura bakmayın Kürt kardeşler..

Aslında yanlış oldu..

“Kusura bakmayın, PKK oyuncağı olmuş arkadaşlar” demeliyim..

Böyle bir hakkınız yok..

Kürtçe konuşmak ne kadar insani bir hakkınız ise..

“Kalekol yapılmasını istemiyoruz” demeye de, o kadar hakkınız yok..

•

Bir yandan PKK’nın oyuncağı olan bölge halkının bir kısmı.. 

Bir yanda, onları kendisine bahane yapıp, hükümete çakan ulusalcılar-paralelciler.

Son günlerde, ciddi bir propaganda yarışına girmişlerdi..

“Devlet, Gezicilere çok sert, ama Güneydoğu’da ise çok hümanist” imiş..

Buyrun, Güneydoğu’da da, bir günde iki kişi birden öldü..

Söylerken içim cız ediyor. Sonuçta insanlar ölmüş. Sonuçta yeni insanların ölümüne gerekçe yapılacak olaylar yaşanmış.

Hiç yakışık olan bir ifade değil ama..

Söylemek ve sormak zorundayım: “Rahatladınız mı şimdi?”

Mümkün değil, rahatlamış olamazlar.

“Daha fazla.. Daha fazla” diyorlar. 

Diyecekler.. 

Açık söyleyelim.. Ne Güneydoğu’dakilerin amacı “kalekol yapılmaması..”

Ne de burdakilerin amacı, “ağaçların sökülmemesi!..”

Amaç, ülkeyi karıştırmak.. Hükümeti devirmek.. 

Allah oyunlarını bozsun..

Tuzaklarını başlarına çalsın.

Amin.. Amin..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle