--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Haşim Abi “Direnin” dedikten sonra, Koç-Sabancı ne yazar?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, IPI-CPJ basın özgürlüğü heyetine yaptığı açıklamada, Türkiye’de bir “korku iklimi” oluştuğunu belirterek, gazetecilere, “Temel hak ve özgürlükler konusunda mücadele gerekir. Gazeteciler de direnmeli. Pes etmemeleri gerekir. Direnin, pes etmeyin” demiş.

Bir rahatladım. Bir rahatladım ki.. 

Sormayın gitsin.

Önümde Türkiye’nin en zengini olan Koç ailesinin ve şirketlerinin açtığı tazminat dava dosyaları duruyor..

Bayram falan demiyorlar, dava dilekçelerini gönderiyorlar..

Biz de ne yapalım, onlara cevap vereceğiz..

Dava dilekçeleri, öyle iki üç sayfa da değil..

Koç da piyasaya uymuş.. Eski avukatını bırakmış.. Dindar camiadan bir avukat tutmuş..

Dindar camiadan gelme avukat kardeşimiz de, öyle bir hazırlık yapmış ki..

Koç ailesinin Gezi isyanına verdiği desteği laf kalabalıklığı ile gözlerden kaçırmak için, her dosyaya onlarca sayfa ek koymuş.

Konuyu gargaraya getirip.. Koç ismi ile.. Bir de kendisinin dindar camiadan gelmesini kullanarak.. Dava kazanacak!

“Birkaç bin lira”lık dava olsa..

Sağlık olsun diyeceğim de..

Her birinden, fazla değil, ortalama 100’er bin lira istiyor.

Tazminat dosyaları ile de bitmiyor.

O dosyaların altında da, sıra sıra ceza davaları duruyor.. 

Koç ailesinin açtırdığı ceza davaları!.

Ceza davalarında da mahkum ettirirlerse, her birinden 50 bin kaymak ceza geliyor..

Böyle bir ortamda, Haşim Kılıç bize “Direnin” derse.. Rahatlamaz olur muyuz hiç..

Öyle rahatladım, öyle rahatladım ki..

Bir ara, “Bayram günü oturmuş cevap hazırlamaya çalışıyoruz. Boşveeer.. Haşim Bey ‘Direnin’ dedikten sonra.. O da bize destek verdikten sonra.. Koç olsa ne olur? Sabancı olsa ne olur” dedim, kendi kendime..

Öyle ya..

Yerel mahkemeler aleyhimize karar verse bile.. Nihai olarak davayı Anayasa Mahkemesi’ne götürme hakkımız var. Dosya Haşim Abi’ye gidince, “Direnin” dediğini unutacak değil ya..

Lehimize döndürür dosyayı..

Umudumuz bu da..

Acaba gerçekleşir mi?

•

Tazminat davasını yerel mahkemede kaybetsek..

Yargıtay’a gittiğimizde, onlardan da olumlu cevap alamazsak.

Anayasa Mahkemesi’ne gidip, “Gazeteciler tazminat davaları ile susturulmaya çalışılıyor. Başkan Bey de daha önce, ‘Pes etmeyin, direnin’ demişti.. ‘En önemli, birinci derecedeki özgürlük, ifade özgürlüğüdür. Hatta bence aşırı olacak ama yaşam hakkından bile daha fazla değere sahiptir’ dedi.. Bizim ifade hürriyetimiz kısıtlanmak isteniyor.. Biz pes etmedik. Direndik. Kaybettik. Buyrun aleyhimizdeki kararı siz bozun!” desek..

Acaba bize olumlu cevap verirler mi?

•

Samimi kanaatimi söyleyeyim..

Olumlu cevap vermezler...

Biz neler gördük, kimlerin ne sözlerini dinledik.

Kartel medyasından bir muhabirin ayağı takılıp düşerdi.. Oktay Ekşi abimizin başkanı olduğu Basın Konseyi anında kınama yayınlardı. 

Hâlâ da kartel ve paralelden birisine küçücük bir zarar geldiğinde, anında açıklama yapıyorlar..

Ama Akit’in muhabirine, polis tekme tokat girişsin, “Konu yargıya intikal ettiği için, bu aşamada konseyimiz bir açıklama yapmayacaktır” ile geçiştirirlerdi, konuyu.. 

312 general birlik olup dava açmıştı.. Yine söyledikleri şu idi: “Konu mahkemede olduğundan, bu konuda açıklama yapılması, yargıya müdahale teşkil edecektir.”

Akit için dünkü tavırları da böyle idi.. Bugün de böyleler..

Dolayısı ile..

Basın Konseyi’nin çifte standartlı uygulaması ne ise..

Haşim Abi’nin yapacağı da, odur.

“Ben ‘Direnin’ dediysem.. ‘Hükümete karşı direnin’ dedim. ‘Hükümete karşı eylemlere destek veren gözbebeği işadamlarımıza karşı direnin’ demedim ki..” deyip...

Bizim aleyhimize kararı basacaktır..

Hiç kuşkum yok..

 •

Şu ana kadarki uygulamaları da bunu göstermiyor mu?

Darbeci generallerden tutun.. Tivitır’ına kadar ne kadar hükümet aleyhtarı olanların davaları varsa.. Kısa sürelerde sonuçlandırıldı..

Ama hükümet tarafındakilere sıra gelince..

Hükümet tarafını boşverdik, duyarlı Müslümanlara sıra gelince..

Bekle babam bekle..

Tayyip Erdoğan’ın davası öyle..

Burhan Kuzu’nun davası öyle..

Hizbuttahrir mağdurlarının davaları öyle..

Diğer dindarların davaları öyle..

Bu durumda, Haşim Kılıç’ın “Direnin” sözüne, nasıl inanacağız?

Çifte standartlı olmayacağına, bizi yarı yolda bırakmayacağına nasıl güveneceğiz? 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle