Hani HSYK’da 1000 kişi kapının önüne konuluyordu?
Ne diyorlardı?
“HSYK’da 1000 kişi kapının önüne konuluyor! Bakana bağlı yargı oluşturuluyor!”
Bunu dediler mi?
Dediler..
Bu sonucu doğuracağını iddia ettikleri kanun çıktı mı?
Çıktı..
Kanun çıktıktan sonra, dün ne oldu?
Olan şu: “HSYK’da, kanunla görevi sona eren 270 idari personelden 238’i tekrar görevlendirildi.”
1000 kişinin kapının önüne konulmasını bir kenara bırakın..
Kapının önüne konulan bir kişi bile yok da..
270’ten 238’i de, tekrar aynı veya benzer işte çalışmak üzere, yine HSYK’da görevlendirilmiş..
Yalan söyleyerek kamuoyunu aldatanlardan bir özür var mı?.. Bir mahcubiyet emaresi var mı?
Hiç beklemeyin!..
Onlarda utanma yoktur..
Bu gelişmeden sonra, dün şu başlığı attılar: “HSYK’da gitti geldi atamaları..”
Bu kafanın bir tanesi de, ahlaksızca şu yorumu yapmış: “Atayacak adam bulamadılar, eskilerini tekrar atadılar!”
Yaaa. İşte böyle..
Bunlarda ne ahlak vardır, ne de vicdan!
•
270 kişiden 31’i ise, Adalet Bakanlığı ve adliyelerde görevlendirilmişler..
Yani, sokağa konulan kimse yok..
Bu ayrıntıya da, bir tanesi şöyle yorum yapıyor: “Onlar devlet memuru.. Sokağa zaten atılamaz ki!”
Bre ahlaksız..
Sokağa zaten atılamazsa, niye günlerdir, “HSYK’da 1000 kişinin işine son veriliyor” diye yazıyorsunuz?
•
1 kişi de, kendi isteği ile İzmir’e atanmış!
İşe bakın..
“Diktatörlüğe gidiyoruz. Bakana bağlı yargıya geçiyoruz.. Öldük bittik mahvolduk” dedikleri Türkiye’de..
Bu vahim tabloya sebebiyet verdiğini ileri sürdükleri kanun çıktıktan sonra..
“İşine son verildi” denilenlerin, bir de tercihi sorulup, istediği yere ataması yapılıyor..
Yargı görevi ile de, aslında hiç ilgisi yok, bu şahsın..
Sekreteryadan bir kişi..
Tüm bunlara rağmen..
Önceki gün “1000 kişinin işine son verildi” diyenlerden, küçücük bir mahcubiyet ifadesi, ufukta bile gözükmüyor!
•
Peki, 270 kişinin dışındakilerde son durum ne?
Orda da tam bir utanmazlık hakim..
Dün paralel yapının emir eri gazeteler, şöyle haberleştiriyordu, son gelişmeleri: “Hakim sınıfındaki personel ve müfettişlere ilişkin karar ise Pazartesi günü yapılacak HSYK Genel Kurulu’nda verilecek.”
Aaaa?!.
HSYK üyesi hakime hanım bile, geçtiğimiz hafta CNN’e çıkıp, dememiş miydi: “Artık özel yetkili bakan sistemine geçiyoruz!..”
Ve kamuoyunda benzer iddialar yapılmıyor muydu: “Adalet Bakanı’na bağlı yargı kuruldu!”
Hani nerde, bakana bağlı yargı?
Bırakın yargıyı, HSYK bile bakana bağlı değil..
HSYK Genel Kurulu toplanacakmış..
Onlar “hakim sınıfındaki personel ve müfettişlerle ilgili karar alacak”mış..
Eeee?
HSYK, Bakan’ın sekreteryası gibi çalışacaktı hani?
Niye HSYK alıyor, o kararı?
•
Yarın HSYK Genel Kurulu toplanacakmış ama..
Bazı abiler ve ablalar izin verirlerse..
Yok canım, kızmasın kimse..
Meşhur “abi ve abla”lar anlamında söylemiyorum..
Kendilerine nezaketen “abi/abla” diyorum..
Evet, HSYK karar verecek de..
Boyun fıtığından rahatsız “abi”ler müsaade ederlerse..
Yıllık iznini, HSYK’yı çalıştırmama amacı ile başkanvekili ile görüşerek belirleyenler müsaade ederlerse..
Neyi mi kastediyorum?
Türkiye çalkalanıyor..
HSYK Kanunu değiştiriliyor..
Başkanvekili üşenmeyip, iki günde, 66 sayfalık eleştiri raporu hazırlıyor..
Kısa süre sonra yapılan HSYK Genel Kurul toplantılarına ise katılmıyor..
Sebep ne?
Başkanvekilimizin, herkesin bildiği üzere, “boyun fıtığı rahatsızlığı var”mış..
“Allah şifa versin” diyelim ama..
Hepimiz aynı rahatsızlığa düçarız..
Düçarız da..
İki hafta önce 66 sayfalık “Kişisel değerlendirme” kaleme alıp, sonraki hafta da genel kurul toplantısına “Boynum ağrıyor” diye katılmamak..
Biraz “kasta mahsus” gibime geliyor..
Dolayısı ile, aslında, “Bakan’a bağlı yargı değil..
“Fıtıktan mustarip olduğunu söyleyen üyelere bağlı yargı” demek, gerçeklere daha uygun düşüyor..
“Bakana bağlı yargı” değil, “Türkiye yıkılsa, ‘Beni ilgilendirmez, ben yıllık iznimi istediğim zaman kullanırım’ diyenlere bağlı yargı” desek daha doğru tanım yapmış oluruz.







