Gülen’in suçüstü belgesi: İhanet mektubu!
Nerde nerde?
Hani, “Türkiye’yi, Türk hükümetini kötüleyen mektup nerde?” diyorlardı..
Ahmet Davutoğlu’nun, kendilerine iftira ettiğini ileri sürüyorlardı.
İstiklal Marşı’nın okunduğu Türk okullarına kumpas kurulduğunu iddia ediyorlardı..
İnkâr ettikleri mektuplardan birisi, dün yayınlandı..
Gülen grubu utanıp, “Arkadaşlar yanlış yapmışlar” dedi mi?
Hayır..
Ya ne yaptılar?
Tarihinde tek bir siyasi olay.. Tek bir asayiş olayı hakkında beyanat/demeç/rapor yayınlamamış Barış Enstitüsü’nün mektubundaki ifadeleri, şöyle savundular: “Yaşananların iyi bir özeti!”
Tek sorum var bu arkadaşlara: “Yaşananların iyi bir özetini vermeye, yeni mi başladınız?”
Bir soru daha..
“Barış kelimesi ile, ‘yaşanan olayların iyi bir özeti’ni nasıl bağdaştırıyorsunuz?”
•
Aslında benim gönlümden geçen, o skandal mektup daha yayınlanmadan önce..
Gülen ekibindekilerinin açıklama yapıp: “Bize bağlı enstitüler, dernekler, okulların listesi şu.. Bu grupların tümünün, son 4 ay içinde yazdıkları mektuplar, yaptıkları basın açıklamaları ektedir. Gördüğünüz gibi, hiçbirisinde siyasi bir konu yoktur.. Saygılarımızla..”
Bunu yapmadılar..
Adeta nanik yaparcasına, “Bulamazsınız ki, bulamazsınız ki.. Biz dünyayı elimize geçirdik.. Hem mektup yazarız. Hem ihanet ederiz. Hem de ihaneti gizleriz. Mektubumuzu saklarız.. Biz böyle devasa bir güç olduk” dediler..
Türkiye ile adeta kafa buldular..
Mektuplardan birisi ortaya çıktığında, “Belki birazcık utanırlar” dedim..
Boşuna “utanma” beklemişim..
Madde madde savunma hazırlamışlar, hemen servis ettiler..
Şimdi utanacaklar listesine, Gülen ekibi içinde yer almadığı halde.. “Türkiye’ye ihanet mektupları” konusunda, “Böyle bir mektup yok” varsayımı ile demeç veren siyasiler, gazeteciler ve akademisyenler de eklendi..
Ortaya çıkan mektup, onlara da iyi bir ders olmuştur..
Kimse güvenmesin, bu Gülencilere..
Böyle yolda kalırlar..
Utanırlar...
•
Adlarını “Barış” koymuşlar..
Hıristiyana, Yahudiye şirin görünmek için “Bak adımızı bile ‘Barış’ koyduk” demişler.
Ardından da, Türk hükümetine, Müslüman Başbakan’a savaş açmışlar..
Bir de utanmadan, bunu savunuyorlar..
“Yaşananların iyi bir özeti”ni yazmak, sizin işiniz ise eğer..
“30 Mart sandık sonuçları”nı yazmalıydınız..
“O kadar iftira attık.. O kadar kumpas kurduk.. O kadar beddua ettik.. Yine beceremedik.. Pes ediyoruz” demeliydiniz..
“O kadar iftiraya rağmen, halk bize inanmadı.. Tayyip Erdoğan’a inandı.. Desteklediğimiz tüm partilerin aldığının toplamı, tek başına AK Parti’nin aldığı oy etmiyor” diyerek, “yaşananların iyi bir özeti”ni sunmalıydınız..
•
Şöyle olsaydı, sorun yoktu..
Barış Enstitüsü denilen kuruluş, sürekli böyle mektuplar hazırlar..
“Ne var ki bunda!.. İşleri bu. 6 ay önce de benzer bir rapor hazırlamışlar. Bir yıl önce de.. 2 yıl önce de..” derdim.
Ama Barış Enstitüsü’nün tarihinde, böylesi adli vakalarla ilgili, tek bir olay anlatımı yok..
İlk defa, Müslüman bir lidere karşı yaptıkları operasyon için, şimdi Türkiye’yi kötüleyen, Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığını, hukuk güvenliğinin olmadığını ima eden ifadelerle ihanet mektupları hazırlamışlar..
“Eski yıllarda böyle bir çalışmamız yoktu ama, yeni çıktı bu icadımız. Artık karar verdik, böyle raporlar yazıyoruz” diyorlarsa..
Yine eyvallah derim..
Ama bu sefer de sorarım kendilerine: “Afedersiniz, bu mektubunuzda, Mustafa Sarıgül’ün, 36 tane taşınmazı çıktığını.. Bir bankadan hileli kredi alarak, 8 milyon dolar dolandırdığını.. Bu sebeple tüm malvarlığına tedbir konulduğunu niye yazmadınız?”
•
Öyle ya..
Böylesi asayiş olaylarına merak salmışsanız..
Adınızdaki “barış”ı, artık unuttuysanız..
Sadece dindar siyasetçiler hakkındaki suçlamalara niye yer veriyorsunuz?
Rakibi siyasi partinin adayları hakkındaki skandal iddiaları da mektubunuzda dile getirsenize!







