Gülen’in bedduası, yerini buldu!
Fetullah Gülen, 21 Aralık’ta şöyle beddua ediyordu:
“(...) dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa, yaptıkları şey Kur’an’ın temel disiplinlerine aykırıysa, Sünnet-i Sahiha’ya aykırıysa, İslamın hukukuna aykırıysa, modern hukuka aykırıysa, günümüz demokratik telakkilere aykırıysa, Allah bizi de onları da yerlerin dibine batırsın, evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın.”
Şimdi bakalım o polislere..
Bakalım o savcılara..
Dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlar mı?
Modern hukuka aykırı, demokratik telakkilere aykırı bir şey yapmışlar mı?
Ali Fuat Yılmazer’den başlayalım.
Bir vergi mahkemesi başkanının, “Ergenekon terör örgütü üyesi Hasan” diye tanıtımını yaparak, 3 ay dinletme talebinde bulunmuş. Nitekim, dinletmiş de...
Ardından, “Henüz örgüt bağlantıları belirlenememiştir. Ancak iz üzerindeyiz. Ciddi deliller var, 3 ay daha dinleme kararı verin” demiş, imza atmış.. 3 ay daha dinlemiş..
Sonunda da, iddia fasa fiso çıkmış. Dosyayı yırtıp, çöpe atmış., (Daha doğrusu, Pensilvanya’ya yollamış.. Onlar da gerekli irtibatları başka amaçlarla, yürütmüşler.)
Şimdi söyleyin bakalım, “Dinin ruhuna uygun mudur, bir vergi mahkemesi başkanını, ‘terör örgütü üyesi’ olarak tanıtıp, ismini-soyadını-kimliğini bilmiyormuşsunuz gibi kod adı ile dinletme kararı almak.”
Dinin sadece ruhuna değil, dinin kendisine de aykırı bu..
Modern hukuka aykırılığı da, hiç inkar edilemez..
Ülkenin önemli bir ilinin önemli bir vergi mahkemesinin başkanını, adi bir terör örgütünün üyesi gibi gösterip dinleten, sonra o dinletme kararını, “Az kaldı, birazcık daha dinleyelim, göreceksiniz ne kadar tehlikeli bir terör örgütü üyesi ile karşı karşıyayız” diye tekrar 3 ay uzatmak isteyen bir emniyet müdürünün..
Demokratik teklakkilere aykırı iş yaptığından, tereddütünüz olabilir mi?
Olamaz.
Zaten kendisi de itiraf etti, “Yanlışlar yapılmış” dedi ve tutuklandı Ali Fuat Yılmazer..
O halde, burada noktayı koyalım.
Gülen’in bedduası, Ali Fuat Yılmazer açısından, dört dörtlük yerini bulmuştur.
Dinin ruhuna aykırılık da, modern hukuka aykırılık da, demokratik telakkilere aykırılık da sübut bulmuştur.
Ve bu sübuttan sonra, emniyet müdürünün evine ateşler düşmüştür.
Nokta..
•
Bir de savcılardan örnek verelim.
Konu ilk ortaya çıktığında, Dubai tatili için, “Elimde faturalar var” diyordu, Zekeriya Öz.
Bekledik..
Şimdi HSYK müfettişlerine verdiği ifadeden, size aktarımlar yapayım, bakalım dinin ruhuna aykırı bir şey yapılmamış mı, modern hukuka aykırı bir iş yapılmamış mı, demokratik telakkilere aykırı davranılmamış mı?
Savcı Zekeriya Öz, geldiğimiz son noktada, Dubai gezisinin harcama bedeli olarak söylediği 8.700 TL’nin toplu olarak İdris Demirhan’a verildiğini söylüyor. Bununla ilgili bir belge ise ibraz edemiyor. “İtimada binaen makbuz almadım” diyor..
Buyursun Fetullah Gülen ve bedduasına “Amin” diyenler..
Belge ortaya koyamayan bu savcı, dinin ruhuna aykırı iş yapmış değil midir? Modern hukuka aykırı iş yapmış değil midir? Demokratik telakkilere aykırı iş yapmış değil midir?
Sadece harcamanın bedeli ile bitmiyor iş.
Zekeriya Öz, kendi ağzı ile itiraf ediyor: “Bir başka savcının yürüttüğü soruşturmada teknik takip altındaki Halil İbrahim Demirhan” ile, 5 yıldır çok samimi bir ilişkileri olduğunu söylüyor.
Teknik takip altındaki çok tehlikeli bir yolsuzluk, terör örgütü üyesi suçlamasına muhatap olan kişi.. Ve o kişi ile 5 yıldır çok samimi ilişkisi olan bir başsavcıvekili..
Haydi buyrun, söyleyin.. Bu ilişki, dinin ruhuna aykırı değil midir? Modern hukuka aykırı değil midir?
Ve daha önemlisi..
Teknik takip altındaki H. İbrahim Demirhan, o süre içinde çok samimi olduğu Zekeriya Öz ile hiç konuşmamış mıdır, buluşmamış mıdır? O görüşme ve buluşma kayıtları dosyaya girmiş midir, yoksa paralel polisler tarafından kayıtsız imha mı edilmiştir?
Ve bu dahi, “dinin ruhuna aykırı” değil midir, “moden hukuka aykırı” değil midir?
•
Bir polis müdürü..
Ve bir de soruşturmaları yürüten başsavcı vekilinin şahsında..
Fetullah Gülen’in bedduasını irdeledik..
Dinin ruhuna aykırı davrandıkları ortada. Moden hukuka aykırı davrandıkları ortada..
Polis müdürünün evine ateş düştüğü ortada..
Şimdi sıra, Başsavcıvekili’nde.
Bakalım, Başsavcıvekili, modern hukuka aykırı, dinin ruhuna aykırı davranışı için, ne zaman müeyyideye tabi tutulacak.
HSYK, Başsavcıvekili’ni, dünyevi müeyyide için koruma altına alabilir.
Ama Gülen’in bedduasındaki uhrevi müeyyidenin, er geç gerçekleşeceğinden, emin olabilirsiniz.







