‘Gitti Seyfi dede.. Geldi Gülen grubu!’ olmamalıydı!
Anlatalım “saf”lığımızdan yararlanılarak HSYK’nın yapısının ince hesaplarla organize edilmesinin arka yüzünü...
Biliyorsunuz, 17 Aralık karanlık operasyonu sonrasında, Adli Kolluk Yönetmeliği değiştirilip, soyut ifadeler somut hale getirilmişti.
“Adli kolluk sorumlusu kimdir” diye, eski mevzuatta onlarca maddeyi taramış, ama bir türlü “somut madde”yi bulamamıştım, o tarihte..
İşte bu soyutluğa, yönetmelikteki değişiklik ile son verildi..
Ayrıca..
İdare hukukunun en temel ilkesi olan hiyerarşiyi göz ardı eden..
Bir “gizlilik” hokkabazlığı çıkartılmıştı ya: “Amirden gizli soruşturma!”
Tam bir soytarılık..
Amirden neyi gizliyorsun sen..
“Amire güvenmiyorsun da, 6 aylık polise mi güveniyorsun?.. Ki, emniyet müdüründen gizli.. Başsavcıdan gizli soruşturma yürütüyorsun” demiştim ya..
İşte bu konularda “Bölük dur.. Er Hayati sen de dur” dercesine Adli Kolluk Yönetmeliği’nde, 17 Aralık sonrasında, somut düzenleme yapıldı.
Vay sen misin, fluluğu gideren..
Puslu havaları sevenler hemen devreye girdi..
HSYK toplandı..
Danıştay’da açılmış bir dava var iken..
Durumdan vazife çıkartıp, yönetmelik değişikliğinin Anayasa’ya aykırı olduğunu kamuoyuna ilan etti.
Bu “ilan” hayırlı da oldu..
İlanla birlikte, bizdeki saflık, sona erdi..
Eski sistemde “dede bakan” yönetiyordu HSYK’yı..
Meğerse yeni sistemde de, “Gülen grubu” devralmış, yönetimi..
Derdest dava hakkında, illegal bildiriye imza atan HSYK üyelerinin görev yaptıkları dairelerin ince ayar belirlenmesine baktım.
Kuyumcu terazisi ile hesap yapılmış..
Bakın ne olmuş?..
Üç daire halinde çalışan HSYK’da, öyle bir yapılanmaya imza atılmış ki..
Her dairede asgari dört üyenin kendi lehlerine oy kullanacağı bir tasnif yapmışlar..
Üç dairenin de başkanını, illegal bildiriye imza atacak, kendi gruplarından seçmişler..
Birinci dairede (Cumhurbaşkanı’nın seçtiği üyeyi sonradan transfer ettikleri için bir fazla olmuşlar) 5 üye illegal bildiriye imza atıyor.. İkisi imza atmıyor..
İkinci dairede dört üye illegal bildiriye imza atıyor. Üç üye atmıyor..
Üçüncü dairede, dört üye illegal bildiriye imza atıyor.. Üç üye atmıyor..
Bunların hepsi tesadüf olabilir mi?
Saflığı bıraktık artık..
Bir gizli el.. Tüm bunları organize etmiş..
Hani şimdi Adalet Bakanı’na, kanunla verilmek istenmeyen yönetim tarzı var ya..
İşte o yönetim tarzı, bir derin el tarafından kurgulanıp, 2010’da TBMM’ye kabul ettirilmiş..
Bir dairede 6, diğer dairede 2 üyeleri olacak şekilde bir tasnifi önleyip.. Kendi gruplarını, büyük bir özenle.. Her dairede çoğunluğu sağlayacakları şekilde orantılı yerleştirmişler..
Öyle ya.. Bir dairede 6, diğer dairede 2 üyeleri olsa..
Bir dairede açık farkla karar alacaklar ama.. Diğerinde duvara toslayacaklar..
“Hepsi mutlaka bizden olsun” mantığı ile.. İnce işçilik yapmışlar..
Ve sonuç.
1. Daire’de..
İbrahim Okur, Nilgün Hacımahmutoğlu, Prof Bülent Çiçekli, Teoman Gökçe ve Ahmet Berberoğlu olmak üzere beş üye illegal bildiriye destek verdi..
2. Daire’de..
Nesibe Özer, Ulvi Yüksel, Ziya Özcan, Hüseyin Serter olmak üzere dört üye, illegal bildiriye destek verdi..
3. Daire’de..
Ahmet Hamsici, Zeynep Kavlak, Ömer Köroğlu, Ahmet Kaya olmak üzere, yine dört üye illegal bildiriye destek verdi..
Üçünde de başkanlar, illegal bildiriden yana oldular..
Şimdi HSYK’da değişikliğe karşı çıkan arkadaşlar söylesinler..
Nedir bu ince organizasyon?
Tamam, alnı secdeli insanlara, imanımız gereği zafiyetimiz var.. Onlara karşı safız..
Ama saflığımızın da bir sınırı var..
Diyecekler ki, “Yeni taslak Anayasa’ya aykırı.”
Nedir Anayasa’ya aykırı olan?
Dairelerin üyelerini, çalışma usullerini, bir gizli elin, böylesi ince hesap ile düzenlemesi mi? Referandum heyecanında araya sıkıştırıp, “en doğrusu bu” diye TBMM’ye yutturmak mı?
Yoksa aynı planlamanın, geçmişten ders alarak, TBMM’nin özgür iradesi ile yeniden yapılması mı?
Benim tercihim, bu düzenlemeyi, TBMM’nin özgürce yapmasından yana!
Kimseye “Gitti Seyfi Dede.. Geldi Gülen grubu” dedirtilmemesinden yana!







