--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gitti mezhepçi HSYK geldi seyirci HSYK!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Danıştay kararına rağmen..

Özellikle YARSAV üyesi hakimler..

Başörtülü avukatları duruşmalara almamaya devam ediyorlar..

Ankara’da 11. Aile Mahkemesi Hakimi Mustafa Karadağ..

İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Tamer Akgökçe..

Son hafta içinde, başörtülü avukatları duruşmaya almayan iki hakim.

Her ikisi de YARSAV’ın üyesi..

Hani şu, 1300 üyesi olup, 11 bin hakim ve savcının tek temsilcisi imiş gibi, yargıyı yönetmeye kalkan, solcu dernek..

2010 referandumu ile birlikte..

11.000 hakim-savcı, yönetimi kendi eline alınca..  

Bu azınlık grubun da tüm havaları sönmüştü..

Fakat ne hikmetse..

2010 referandumu ile tekrar yapılanan HSYK, bu YARSAV üyelerinden, tiril tiril korkuyorlar..

Bir avukatı duruşmaya almamak ne demek?

Herhangi bir hakim.. Mini etekli bir avukatı duruşmaya almasın.

Sabah saat 10.00’da bu haberi alan HSYK, akşam saat 16.00’da o hakimi görevden alır..

Kalıbımı basıyorum buna..

“Efendim devletin kuralları var.. Savunması var. Zartı var. Zurtu var” demesin kimse..

“6 saatte ihraç edin” diyen yok herhalde..

“Görevden el çektirirsiniz”, olur biter..

Veya, “infaz hakimliği”ne verirsiniz..

Veya Ağır Ceza’nın işlevsiz üyesi yaparsınız..

Veya müracaat savcısı yaparsınız..

Veya bakanlıkta idari görevli hakim yaparsınız.. Gözünüzün önüne getirirsiniz.. 

Olur biter..

Hiçbir avukatı, duruşmadan çıkartamaz..

Tabii “başörtülü avukatı duruşmadan çıkarma”nın bir haksızlık olduğuna inanıyorsanız..

İnanmıyorsanız, zaten sorun yok.

“Eski tas, eski hamam” deyip, derdimize yanalım...

Ama Danıştay’ın kararı orda duruyor iken..

Ortada kanun veya yönetmelik değerinde hiçbir engelleyici kural yok iken..

Bir hafta içinde iki hakim.. İki bayan avukatın, en temel haklardan birisi olan “savunma hakkı”nı icra etmesini engelliyorsa..

Davanın esası ile ilgileneceğine..

Duruşmaya gelen avukatın saçının görünüp görünmediği ile ilgilenip, davayı uzatıyorsa..

Avukatı müvekkili nezdinde küçük düşürüyorsa..

HSYK da buna seyirci kalıyorsa..

“Durun bakalım, bir ifade alalım..”

“Durun bakalım, olayı bir inceleyelim..” 

“Durun bakalım, biraz sakin olalım” deniyorsa..

Çattık demektir..

Bir mezhebin temsilcileri ile doldurulan HSYK gitti..

Başörtülü avukatlara yapılan zulümleri seyreden HSYK geldi..

•

İstanbul Barosu.. Ankara Barosu.. Barolar Birliği ne yapıyor?

Üyeleri olan avukatlara, hakimler posta koyuyor..

Yakında, ilkokul çocukları gibi, avukatların tırnaklarını kontrol ederlerse hiç şaşmam..

Ama, üzerine vazife olmayan her konuya atlayan avukatların meslek örgütleri..

Avukatların mesleklerini icra etmesine engel çıkartan bu hakimlerle ilgili, tek bir açıklama yapmıyorlar.

“Duymadık.. Görmedik.. Bilmiyoruz..” diyorlar..

 Biz de, o baroların temsilcilerinin iki günde bir yaptıkları “Demokrasi.. İnsan hakları.. Özgürlük..” türünden açıklamalarının, aslında ne kadar gayrısamimi talepler olduğunu, ajandamıza not ediyoruz. 

•

YARSAV’lı hakimleri de anlamak mümkün değil..

Büyük ihitmalle, “Bir ceza verilsin.. Ardından istifa eder, avukatlığa başlarız.. Sonra da ‘bas bas paraları’ yaparız” diye düşünüyor olmalılar.

Ama kazın ayağı öyle değil.

HSYK her ne kadar ilgisiz gibi görünüyor ise de..

Baro, bir “savunma hakkı mücadelesi” başlatmayı düşünmüyorsa da..

İzmir’deki öğretim üyesinin başına gelenler, bu hakimlerin de başına gelebilir..

Ne olabilir?

Savcımız bir ceza davası açar.. Hem dini gerekçelerle ayrımcılık yapmaktan. Hem savunma hakkını kısıtlamaktan. Hem kamu görevi yürüten avukatlara görevi başında iken hakaret etmekten.. 

Yargıtay da bunlara cezayı basar..

Eylem, birden fazla avukata yönelik işlendiği için.. Aynı avukata karşı, birden fazla defa ısrarla engelleme yapıldığı için.

Cezaları ayrı ayrı verip, bir de tavandan takdir ederse.. Ayrıca artırıma giderse..

Görürüm ben o zaman, YARSAV’ın özgürlükçü hakimlerini!

Başörtülü avukatı “yasaklama” için başvurdukları AİHM kararlarını, bu sefer “özgürlük” için dillerine dolarlar ama..

İş işten geçmiş olur..

Alırlar 10 yıl, 15 yıl cezayı..

Ömürlerinin kalan bölümünü, cezaevinde geçirirler..

Avukatlık bile yapamaz duruma düşerler..

İbreti alemlik..

“Acaba olur mu?” diye tereddüt etmeyin..

Danıştay’ın verdiği karardan sonra.. 

“Acaba olur mu?” değil..

“Niçin olmuyor” dememiz gerekir.. 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle