--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Feyzioğlu, kesikbaş cinayetinden 1 milyon aldı mı almadı mı?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Barolar Birliği Başkanı, o törende, bu törende.. Yasama organından tutun, yargı organlarına kadar herkese akıl veriyor.

“O öyle olmaz...”

“Bu şöyle olmaz”

Sadece kendilerinin ev sahibi oldukları toplantılarda değil..

Misafir oldukları toplantılarda bile, aynı “ahkam kesme”yi sürdürüyor..

Hükümette Barolar Birliği Başkanı’na karşı bir isyan başladı..

Umarım bugün, TBMM’den ve diğer anayasal organlardan da, isyan devam eder..

Bir avuç zorbanın, egemenlik dayatması girişimine, son verilir..

Yasama, yürütme ve yargıya dizayn çekmeye kalkışanlara, hadleri bildirilir..

Geniş bir boykot ile..

Kanuna rağmen, teamülleri üstün görmeye kalkışanlar da..

Yaptıkları yanlışın farkına varırlar.

••

Barolar Birliği Başkanı, yüksek yargıdakiler dahil, herkesin önüne kırmızı çizgiler çekiyor ya..

Bugün yapılacak törende, Yargıtay Başkanı da, şu adama bir çizgi çekse..

Ne güzel olur..

Sorsa bu adama: “Avukatlık ‘kamu hizmetidir’ diyorsun ama.. Yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesindeki üç hakim, ayda toplam 15 bin TL maaş alıyor. Sen ise, sadece bir davadan.. İstanbul’da Münevver Karabulut cinayeti olarak kamuoyunda bilinen davadan.. Üç hakimin toplamda 15 bin TL maaş aldığı davadan... Tam 1 milyon TL avukatlık ücreti aldığın iddia ediliyor.. Söyle bakalım, bu nasıl kamu hizmeti? Bu nasıl sosyal adalet?”

Ne diyecek, Metin Feyzioğlu?

Bir cevap verebilecek mi?

Bence vereceği bir cevap yok.

Bugünkü Yargıtay Adli Yıl açılış töreninde bu soru sorulduğunda... Sırasını beklemeden, toplantıdan da çıkar, konuşmadan da vazgeçer Feyzioğlu!..

Bugüne kadar, meydanı boş bulmuşlardı.. Onun cesareti ile, ahkam kesiyorlardı.

Küçücük bir soru bile, bunları pes ettirir de..

Soracak yok, işte!

••

Sadece Metin Feyzioğlu değil. 

O koltuğa oturan hemen herkes, bugüne kadar hep aynı işlevi görmüştür..

Mesela..

Önceki Barolar Birliği Başkanlarından Eralp Özgen de..

Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliği sırasında.. Mafya babaları ile iş tutan Erol Evcil’in şirketine, geri ödenmesi imkansız 150 milyon dolarlık kredi tahsisinde, kanuna aykırı bir durum bulmayan rapora imza atmıştı...

Ne karşılığında, Allah bilir..

O da Barolar Birliği Başkanı sıfatı ile, Yargıtay’daki Adli Yıl açılış törenlerine gelir, benzer şekilde herkese ayar vermeye kalkardı.

Şimdi Eralp Özgen’in yerini.. 

Bir krediyi geri ödememe sabıkalısı değil. 

Tümü ile bir bankayı hortumlayan.. Hatta bir bankayı hortumlamakla da yetinmeyip..

Hortumlanan diğer bankalarla da, “Ben sana batırılacak kredi vereyim. Sen de bana batırılacak kredi ver” anlaşmalarına imza atan Garipoğlu ailesinin avukatı Metin Feyzioğlu aldı..

Feyzioğlu, Özgen’in kaldığı yerden, devam ediyor ahkam kesmeye..

••

Bir başka Barolar Birliği Başkanı da, Özdemir Özok idi..

O da, EGS Bank ve Bank Kapital’de bazı sanıkların avukatlığını yapmıştı..

Hem hortumcuların avukatlığını yapıyorlar..

Hem de Yargıtay’ın kürsüsüne çıkıp, “Adalet, hak, namus, dürüstlük” dersi vermeye çalışıyorlar..

••

Yakın tarihimizden üç Barolar Birliği Başkanı’ndan somut örnekler verdim..

Bu kadar tesadüf olabilir mi?

Nerde problemli bir dava varsa..

Nerde büyük bir hortum varsa..

Nerde sorunlu bir cinayet varsa..

Avukatlıklarını, Barolar Birliği başkanları yapıyor..

O zaman soru şu:

Barolar Birliği Başkanlığı koltuğu, bu işler için bir atlama taşı mı?

Büyük davaların avukatlığını almak için, Baro Başkanlığı ve Barolar Birliği Başkanlığı koltukları, birer araç olarak mı kullanılıyor?

••

Yargıtay Başkanı Ali Alkan bey, bir devrim yapsın ve sorsun bu soruyu, muhatabına..

“Bizler aldığımız maaş ile kıt kanaat geçinirken.. Sizler bir davadan, bizim bütün meslek hayatımız boyunca aldığımız parayı alabiliyorsunuz da.. Bize göre maddi açıdan avantajlı bu mesleği yürütürken, bizimle aynı haklara sahip olma konusunda niye ısrar ediyorsunuz?”

Öyle ya..

Her mesleğin avantajı ve dezavantajı vardır..

Avukatlığı seçmişseniz..

Bol para kazanma ihtimaliniz olabilir.

“Ama, hem bol para kazanacağız, hem de hakimlerin her hakkına, biz de sahip olacağız” derseniz..

İşte orda “durun bir dakika” diyen birisinin çıkması gerekmez mi?

“Hakimlerin geçtiği kapıdan geçemiyoruz” diyen bu avukat arkadaşa, birisinin çıkıp “Benim aldığım maaşı az buluyorsun, avukatlık yapıyorsun da.. Benim geçtiğim kapıdan geçmeye niye kalkışıyorsun” demesi gerekmez mi? 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle