Erdoğan, Cumhurbaşkanı oldu mu?
Beşer işi kanun maddelerine, ilahi kaynaktan geliyormuşcasına, virgülünden bile anlamlar çıkartmaya kalkışmanın, itikadi açıdan sıkıntılı bir durum olduğuna inanırım.
Beşer işi anayasalara/kanunlara, kutsiyet yükleme taraflısı değilim..
Ama..
Karşımızdakiler, bir bardak suda fırtına koparıp..
Virgüllerden, noktalardan hareket ederek, tuzak üstüne tuzak kurarlarsa. Kumpasın biri atlatılmadan, bir diğerini sahneye koyarlarsa..
Sırf onların tezlerini çürütmek için..
Beşeri düzenlemeleri yorumlamaya soyunmak zorunda kalıyoruz.
Bugünkü yazımı da, bu anlamda kabul edin.
•
Son kumpas ne?
% 52 oy ile Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan’ı, bir an önce yürütme görevinden yolcu etmek..
Aslında bunun ikinci perdesi de var..
Milletvekilliğinin düştüğü, ama cumhurbaşkanlığı görevine henüz başlamadığı..
Ve bu sebeple dokunulmazlığının kalmadığı.. vs.. vs..
Gerisini siz tahmin ediyorsunuz.
Aynı numaraları, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinde de sahneye koymuşlardı.
“Kayıp trilyon” davasında Abdullah Gül’ün yargılanması gerektiği.. Cumhurbaşkanı seçilmesinin, dokunulmazlık imkanı vermediği ileri sürülmüştü..
Kendileri çaldılar, kendileri oynadılar.
Olan da, bu yönde karar veren Sincan Ağır Ceza reisi Osman Kaçmaz’a oldu..
Hakimlikten kaçmak zorunda kaldı..
(Abdullah Gül’ün yargılanmasına karar vererek, adeta hukuksuzluğa tüy dikmişti.. Aşna-fişne olayları ortaya çıkınca.. Meslekten ihraç edilme noktasında, istifa edip, sahneden çekildi.)
•
Şimdi ulusalcı ekibe.. Pensilvanya ekibi de katıldı..
Diyorlar ki: “Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçildi. Artık milletvekilliği düşmüştür. Başbakan da değildir. AK Parti Genel başkanı da.”
Hani utanmasalar, halktan % 52 oy almış, Başbakanlık’tan cumhurbaşkanlığına terfi etmiş bir siyasetçiye, “Artık vatandaşlık haklarını kullanamaz. Sınırdışı edilmesi lazım” diyecekler..
Evet abartıyorum..
Ama akıl var, izan var..
Bir kişi, cumhurbaşkanı seçildi diye..
Adeta cezalandırırcasına, “Başbakanlığı düştü.. Milletvekilliği düştü..” demenin de bir anlamı olmasa gerek..
•
Peki, hukuki açıdan, Tayyip Erdoğan şu an itibari ile Cumhurbaşkanı mı?
Gerçekten Başbakanlığı ve milletvekilliği düştü mü?
Anayasa 101. madde dermiş ki: “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.”
Anayasa bunu demiş de..
Cumhurbaşkanı seçilme anını açıkça düzenlememiş.
Ama peşinen söyleyelim..
YSK’nın kesin sonuçları ilan etmesinden önce, cumhurbaşkanı seçilmiş sayılmayacağını, milletvekilliğinin düşmeyeceğini söylemeye herhalde hiç gerek yok.
Dolayısı ile, Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasının sanki yolunu gözlüyorlarmış gibi, Pazar günü akşam saat 21.00’de, “Tamam işte. Seçildi. Neticeler kesin gibi.. Şu dakikadan sonra, artık AK Parti Genel Başkanı da değil, Başbakan da değil” diyenleri, hiç kaale almaya gerek yok.
•
Peki, YSK kesin sonuçları açıkladığı andan sonraki hukuki durum nedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, 1990 tarihli bir kararını vererek, konuyu açıklayalım..
Olay kısaca şöyle...
1989 Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmış, Turgut Özal, Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Ancak henüz Kenan Evren’den görevi devralmadan, henüz yemin etmemiş iken..
Yani tam da bugünlerdeki “takvim aralığı”nda bulunuyor iken..
Bir lüzumsuz adam, yeni cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal’a hakaret eder.
Cumhurbaşkanı’na hakaretten ceza davası açılır..
Kişilere hakaret ile, Cumhurbaşkanı’na hakaret arasında, neredeyse 3-4 misli ceza farkı var..
Sanık hemen kıvırır: “Benim hakaret ettiğim tarihte Turgut Özal cumhurbaşkanı seçilmişti ama. Henüz yemin ederek görevine başlamadığı için, cumhurbaşkanına hakaret suçu işlenmiş sayılmaz”.
Uzun uzun tartışmalar.
Nihayetinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu dosyayı ele alır ve 1990/9-84 esas nolu dosyadan kararını verir: “Hakaret suçu; seçimden hemen sonra, ancak and içmeden önce, Cumhurbaşkanlığı makamında görev süresi henüz dolmamış olan Cumhurbaşkanı bulunduğu sırada işlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı makamında aynı anda iki kişinin bulunduğundan söz edilemez. Bu nedenle ‘TCY.nın 158. maddesindeki suçun unsurları bakımından oluşmadığı’ isabetsizliğinden bozulmasına,...”
Demek ki ne imiş?
Tayyip Erdoğan, TBMM’de yemin edene kadar, cumhurbaşkanı değilmiş..
Cumhurbaşkanı olmadan da, milletvekilliğinin düşmesi, başbakanlığının sona ermesinin sözkonusu olmayacağını, herhalde uzun uzun izaha gerek yok!
Koyalım noktayı..
Merak edenler, okusunlar Yargıtay kararını!







