Eminağaoğlu’nun tekmesi!
Durun canım, hemen itiraz etmeyin..
“Tekmeyi Eminağaoğlu atmadı. Tekmeyi yedi” demeyin..
Medyanın olayı böyle yansıttığını, biz de biliyoruz..
Kör değiliz herhalde..
Alkolle de bir işimiz olmadığına göre..
Tekmeyi kimin attığını görmüş olmalıyız..
Dolayısıyla da..
Size gösterilenleri değil, gerçekte ne olduğunu görüp, ayık kafa ile onu okuyucuya aktarmamız gerekir..
Tekmeyi atan kim, buyrun anlatalım..
Önce mevzuattan birkaç madde..
TBMM İçtüzüğü’nün “Komisyonlarda Hükümetin temsili ve uzman çağrılması” başlıklı 30. maddesi..
“Komisyon toplantılarına Başbakan veya bir bakan katılabilir. Başbakan veya bakan, gerekli görürse, kendi yerine, yüksek dereceli bir kamu görevlisine yazılı temsil yetkisi verebilir.
Komisyonlar fikirlerini almak üzere, uzmanlar çağırma yetkisine sahiptirler.”
Demek ki, komisyonun üyeleri dışında, başbakan ve bakanlar katılabiliyor, komisyon toplantısına.. Gerek görürlerse uzman da çağırabiliyorlar..
Bu maddeye uygun olarak savcımız Eminağaoğlu’nun, komisyonda bulunma gerekçesi var mı?
Yok.
Başbakan değil. Bakan değil. Onların çağırdığı uzman değil..
Geçiyoruz “Komisyon toplantılarına girebilecek olanlar” başlıklı 31. maddeye: “Komisyon toplantıları Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine, Bakanlar Kurulu üyelerine ve Hükümet temsilcilerine açıktır.
Komisyonlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Bakanlar Kurulu üyeleri söz alabilirler. Ancak, komisyon üyeleri dışında kimse değişiklik önergeleri veremez ve oy kullanamaz.”
Bu maddede bir boşluk var mı?
O boşluktan savcımız Eminağaoğlu’nun girebileceği bir açık kapı var mı?
Yok..
Geçiyorum, “Çalışma salonlarına girme yasağı ve ziyaretçiler” başlıklı 166. maddeye: “Genel Kurul salonu ile komisyon odalarına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden, Meclis memur ve hizmetlilerinden, Hükümetin iş için gönderdiği memurlardan ve çağırılan uzmanlardan başka kimselerin girmesi yasaktır.
Girenler Başkanlıkça dışarı çıkartılır.”
Eminağaoğlu’nun, bu maddede öngörülen bir haktan yararlanması sözkonusu mu?
Hiç mümkün değil..
Tam aksine, ilgisiz kişilerin komisyon toplantısına gelmesinin yasak olduğu, açıkça düzenlenmiş.
Belki dinleyici olarak girip, sonra konuşmak istemiş olabilir diyeceğim ama..
“Dinleyiciler” başlıklı 169. madde de şöyle: “Dinleyiciler, birleşimin devamı süresince kendilerine ayrılan yerlerde sükûnet içinde oturmak zorundadırlar.”
Aslında bu da, genel kurul için. Komisyon toplantısı için değil.
Bu çerçevede şimdi, tekmeyi atan kim, tekmeyi yiyen kim, onu söyleyelim..
Tekmeyi atan, Yargı Sen Başkanı Eminağaoğlu..
Tekme atılan, TBMM..
TBMM’nin şahsında millet..
Niye?
Baksanıza, adamın o komisyon toplantısında bulunmasına yönelik hiçbir düzenleme yok..
Tam aksine, o toplantı salonunda bulunamayacağına dair açık düzenleme var..
Ben kalkıp, Yargı Sen’in yönetim kurulu toplantısına zorla girebilir miyim?
Girersem, neyim çıkar, ordan?
Veya, HSYK’nın genel kuruluna.. Ya da Ahmet Hamsici başkanlığındaki 3. Daire toplantısına, sanki dairenin asil üyesi imişim gibi, rahat pozlarda girsem..
Başıma ne gelir?
Açık söyleyeyim..
İçtüzük hükümlerine göre, Yargı Sen Başkanı Eminağaoğlu’nun komisyon toplantısına girip, bir de orda konuşma yapmak istemesi, çok açık bir “millete tekme atma” girişimidir..
Kimsin kardeşim sen?..
Kanun orda.. İçtüzük orda..
Adın geçiyor mu senin o düzenlemelerde?..
Sıfatın geçiyor mu?
Zorba mısın sen?
Külhanbeyi misin?
Ne hakkın var, yasama çalışmasının sıhhatli şekilde yürümesinin önünü tıkamaya..
Türk Ceza Kanunu’nda, yasama çalışmasını cebren engelleme, ömür boyu hapis gerektiren bir suç değil mi?
Senin yaptığın, bu suça girmez mi..
Milletin vekilleri orda..
Onların dilleri yok mu?
Ki, bir de sen, hile ile o salona giriyorsun..
Kim çağırdı seni oraya?
Gazeteci kılığında mı girdin?
Yoksa, CHP milletvekillerinin arasına karışıp mı?
•
Merak ettim..
Bu adamın başkanı olduğu sendikanın internet sitesine baktım..
Son yaptıkları açıklama, tam 2 yıl önce.. Hakan Fidan’ı gözaltına almak isteyen savcıyı destekleyen bir bildiri yayınlamışlar..
O günden bu yana, tek açıklaması yok, bu sendikanın..
İşe bakın..
Adamın genel başkanı olduğu sendika bile.. İki senedir, herhangi bir konuda açıklama yapmamış iken.
Gelip, TBMM’deki toplantıya müdahil olmaya kalkışıyor..
Sonra da, yaptığı hukukdışılığı gizleyip, “tekme yediği”ni iddia ediyor..
Tekmeyi sen attın, Emin Bey..
Hem de, millete..







