Dünün kaplumbağa hızı bugünün jet hızı!
Eskiden bu işler, böyle hızlı mı olurdu?
Gençler bilmeyebilir.. Biz hatırlatalım.
Ülke yönetiminde, her iş, kaplumbağa hızı ile gerçekleştirilirdi..
Cumhurbaşkanı mı seçilecek..
Turlar.. turlar.. turlar..
Hatta 12 Eylül darbesinin görüntüdeki sebeblerinden birisi de, aylarca süren Cumhurbaşkanlığı seçimi idi.
22 Mart 1980’de başlamış cumhurbaşkanı seçimi turları..
11 Eylül 1980’de, TBMM 115. turu yapmış.. 115. turda da çoğunluk sağlanamadığı için, cumhurbaşkanı seçilememiş..
Ertesi günü de, darbeciler yönetime el koymuş..
“Cumhurbaşkanını seçememe”, işin bahanesi idi, değildi ayrı konu..
Kurt kuzuyu zaten yiyecekti, ayrı konu..
Ama fiiliyatta da, böyle bir gerçek vardı, hani!
Bugün durum ne?
28 Ağustos’ta görev süresi dolacak cumhurbaşkanı yerine, 10 Ağustos’ta yenisini seçtik, işi bitirdik bile..
İlk turda seçiverdik, yeni cumhurbaşkanını..
115 tur falan değil.. Bir defada!
•
Ya hükümet kurma işlemi?
O da jet hızıyla..
Eskiden nerde, böyle “akşam görevi al, ertesi günü öğlen hükümeti açıkla”?..
Kimisinde günlerce, kimisinde haftalarca sürerdi..
Hatta “Ben hükümeti kuramadım, buyrun görevi iade ediyorum” diyen bile çıkmıştı..
O arada, ülkenin nasıl yönetil(eme)diğini de varın artık siz düşünün..
Düşmüş bakanlarla...
“Başbakan olacağım” diye ortalıkta dolaşan zevatın, ona buna verdiği tavizlere rağmen, kurulamayıp, iade edilen görev..
Ülkenin çözüm bekleyen acil sorunları mı?
Beklesin canım, acelesi ne?.
Şimdi ne oldu?
Öğlen yemin eden cumhurbaşkanı..
Hemen o akşam, hükümet kurma görevini Ahmet Davutoğlu’na verdi..
O da hemen ertesi günü öğlen, açıklayıverdi 62. hükümeti..
Ne diyelim; göreve başlamaları gibi, sorunları çözmede de, aynı hızla hareket ederler inşaallah..
•
AK Parti yağcılığı diyecekler..
Desinler..
Desinler de.. Benim hatırlattığım somut örneklere de cevap versinler..
Aylarca seçilemeyen cumhurbaşkanı..
Haftalarca hükümetsiz yönetilen ülke..
Yalan mı?
11 milletvekili transfer edip..
11’ine birden bakanlık veren, sözümona en dürüst siyasi lider unvanlı Bülent Ecevit örneği yalan mı?
Rakip partiden milletvekillerini istifa ettiriyorsunuz.. Onların hepsini, sanki adamlar tam da, 11 bakanlığın tam uzmanı isimlermiş gibi.. Getirip, 11 bakanlık koltuğuna oturtuyorsunuz..
Bunu yapan Bülent Ecevit de, siyasi hayatımızda, “Dürüst siyasetçi” olarak tanıtılıyor!
Ecevit’e dürüst sıfatı verenler, bana “yağcı” desinler..
Hiç gocunmam..
•
Çok somut bir örnek daha vereyim.
Cumhuriyet tarihinin yüzkarası bir durum..
Mahkemelerdeki yargılamayı düzenleyen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu diye bir kanun var..
18 Haziran 1927 tarihinde kabul edilmiş..
Biliyorsunuz, o tarihlerde, Avrupa’dan tercüme edip, Türk milletine uygulamaya geçiliyordu..
Bu da Avrupa’dan alınmış.
Tercüme etmiş birileri..
Ama aceleye gelmiş olmalı ki.. (Kanundaki tek hatanın bu olduğunu sanmayın. Onlarca hata var da.. Hukukçu olmayanların bile, ‘bu kadarı da olmaz yani’ diyecekleri bir örnek vermek için bu maddeyi size aktarıyorum.)
Adli tatil içinde sürelerin nasıl uygulanacağına dair maddeyi, şöyle türkçeleştirmişler:
“Madde 177 – Bu kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil zamanına tesadüf ederse bu müddetler ayrıca bir karar vermeğe lüzum olmaksızın tatilin bittiği günden itibaren yedi gün evvel uzatılmış addolunur.”
Kanun metnindeki “evvel”in ne manası var?
Hayır, hukukçu olmadığınız için değil..
Tercümeyi yapan hıyarlar, oraya fazladan bir “evvel” kelimesi koydukları için, bir şey anlamıyorsunuz.
Madde böyle kabul edilmiş.. yıllarca böyle kalmış..
Adli tatilin sonuna geldiğimiz şu günlerde..
Adli yıl açılış töreni için, “Barolar Birliği Başkanı gelip konuşma yapabilir. Cumhurbaşkanı ‘gelmem’ dediyse dedi. Biz teamülü değiştiremeyiz” diyenlere kapak olsun diye hatırlatıyorum..
Okurlarımızın da, bu adamların kılık kıyafetlerine bakarak, adlarının önündeki unvanlara bakarak bir şey sanmamaları için altını çizerek söylüyorum..
1927 yılında kabul edilen o kanundaki fazladan yer alan “evvel” kelimesi, tam 77 yıl yürürlükte kaldı, biliyor musunuz?
“Ben konuşurum. Ben savunmayı temsil ediyorum” diyerek caka satan o avukatın dedesi, yıllarca milletvekilliği, bakanlık yaptı..
“Barolar Birliği başkanı konuşacak, teamül budur” diyen Yargıtay’daki o üyeler, bu ülkede yıllarca eften püften konularda, siyasilere tehditler savurdular..
Ama “Millete rezil olduk, olmaya devam ediyoruz.. Ne demek bu kanundaki ‘evvel’ ” deyip de, o ifadeyi madde metninden çıkaramadılar...
AK Parti hükümeti değiştirdi o maddeyi..
Onlar sadece efelenmesini biliyorlar..
Kanunlardaki yanlışları, anlamsızlıkları düzeltmek de, efelendikleri siyasetçilere düşüyor..
•
Söylesinler şimdi..
“Eski dönemin kaplumbağa hızı, kendisini jet hızına bıraktı” değerlendirmem, yağcılık mı?
77 senede kanundan çıkarılamayan o kelimeye bakıp, yüzünüz kızarmazsa söyleyin, “Ben mi yağcıyım? Siz mi yüzsüzsünüz?”







