Dünkü törende gözlerim bir çocuk aradı!
23 Nisan’ın etkisinde kalmışım.
Anayasa Mahkemesi’ndeki 52. kuruluş yıldönümünde, Başkan Haşim Kılıç konuşma yaparken, gözlerim salonda bir çocuk arıyor..
Tüm saflığı ile.. Tüm masumiyeti ile.. Ayağa kalkıp, “Haşim baba... Haşim babanın şahsında; tüm yüksek yargıçlar.. Bir günlüğüne de olsa, bir saatliğine de olsa, niye koltuklarınızı bize bırakmıyorsunuz? Ne kadar çok seviyorsunuz o koltukları?” diyecek..
“Bakın, Cumhurbaşkanı bırakıyor. Başbakan bırakıyor. TBMM Başkanı bırakıyor.. Siz niye bir saatliğine de olsa, o koltuklarınızı bırakmıyorsunuz? Emekli olduğunuzda da, yanınızda mı götüreceksiniz koltuklarınızı.” diyecek bir çocuk..
Bakmayın “çocuk” dediğime..
Çocuklar, çelişkileri büyüklerden daha çabuk yakalar..
“Hesap-kitap” bilmez onlar!..
“Şöyle dersem, şu zararı olabilir.. Böyle dersem, öyle olabilir..” diye düşünmeden..
Direkt söylerler, “yanlış” gördüklerini..
Onun için, benim de gözlerim dünkü törende, bir “çocuk” aradı..
“Tivitır kararını iki günde verdiniz. Burhan Kuzu amcamız müracaat etti. 15 gündür bekliyor.. Ne zaman karar vereceksiniz, Haşim baba” diye soracak bir çocuk..
“Tayyip amcamız müracaat etti.. Bir haftadır da o bekliyor.. Daha kaç gün, kaç ay, kaç yıl bekleyecek” diyecek bir çocuk..
Plan yapmadan.. Kurgulama derdine düşmeden..
Kafasındakini hemen söyleyecek bir çocuk..
Haşim Kılıç, daha “gömlek” der demez..
“Haşim baba, sizin ne gömleği giydiğiniz belli değil ki, değiştirmeniz de sözkonusu olsun! Mahkemenizin bir üyesi, ‘Bu parti acilen kapatılmalı’ diyor. Diğeriniz ‘asla’ diyor.. Önce siz giydiğiniz gömleğin markasını söyleyin de, sonra değiştirip değiştirmeyeceğinizi söylemeye sıra gelsin” diyecek bir çocuk..
“Gücün ve şartların etkisiyle gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olamayız” diye sözünü tamamladığında, “Sizin sadece gömleğiniz değil, kendi varlığınız bile ‘güç ve şartların etkisi’ ile ortaya çıkmış Haşim baba. Sizin mahkemenizi kuranlar, 27 Mayıs darbecileri değil mi? 12 Eylül’de darbecileri ziyaret edip övgüler düzenler sizin üyeleriniz değil mi? Daha 6 yıl önce, iktidardaki siyasi partiyi, başörtü gibi en temel özgürlüğü serbest bırakacak diye, kapatmaya kalkışan mahkeme sizin mahkemeniz değil mi?” diye soracak bir çocuk..
“O siyasi parti sizi özgür yaptı.. O siyasi parti sayesinde, kapalı devre çalışan mahkemeniz.. Kapalı devre göreve gelen üyeleriniz, şimdi değişik kesimlerin temsilcisi olarak mahkemenize üye oluyor.. ‘Güç ve şartlar’, size sadece gömlek değil, varlık da kazandırıyor.. Kimi zaman yokluğa da mahkum ediyor, Haşim baba” diyecek bir çocuk..
“Bugüne kadar sizin başkanlarınızdan hiçbirisinin, askeri vesayete karşı çıktığını görmedik.. Ama siz, küçücük siyasi eleştiriye, hemen posta koyuyorsunuz.. 52 yaşındasınız ama.. Bulunduğunuz binayı bile, çok kısa sürede özel donanımla inşa edip size teslim eden, o teknik imkanları size sunan siyasi iktidara, bu mudur teşekkürünüz”’ diyecek bir çocuk..
“Yazılı hukuk kurallarında çok sık aralıklarla yapılan değişikliklerin, toplumda hukuk güvenliğini sağlayabileceğinden bahsedilemez” denildiğinde, “Düne kadar, dine dayalı hukuk sistemine, ‘değiştirilmezlik’ üzerinden eleştiri getiriyordunuz. Şimdi ne oldu? Gerektiğinde hemen kuralı değiştiren, koşan, çalışan, durmayan bir siyasi iktidara niye itiraz ediyorsunuz?” diyecek; “törendi, usul idi, erkan idi” düşünmeden, hemen itirazını yapacak bir çocuk..
“Bu kez, farklı renkte yeni bir vesayet sisteminin oluşmasına tanık olduk. Kimse bu yeni oluşumun günahından kendini soyutlamaya çalışmasın. Tarih olanları kaydediyor. Bunları konuşmak, gerçekleri itiraf etmek ve cesaretle çözüm yolları bulmak zorundayız” dediğinde, hemen kafasındakini söyleyip, “Siz bu yönde ne yaptınız? Neyi itiraf ettiniz? Ne çözüm yolu öneriyorsunuz” diye soracak bir çocuk..
Birkaç ay sonra emekli olacak Başkan, “Demokrasi, insan onuru, temel hak ve özgürlükler, Mahkememizin korumak zorunda olduğu evrensel değerlerdir” dediğinde, “Benim annemin ismine açılmış sahte tivitır hesabından, fahişelerin açık-seçik fotoğrafları yayınlanıyor. Siz bunu engellemiyorsunuz. Engelleyemiyorsunuz. Hani bizim özgürlüklerimiz? Hani bizim onurumuz” diye soracak bir çocuk..
“Tivitır kararını savunan ve internet sitesine idari kararla getirilen yasağın daha ilk dakikasında siteye başka yollardan ulaşılmak suretiyle etkisiz ve sonuçsuz bırakılabilmesi, gösterilen orantısız tepkiyle örtüşmüyor” denildiğinde, “Demek ki, acilen karar almanızı gerektiren bir durum yokmuş. Tivitır’ı özgürlük olarak görenler için bir yol varmış. Niye acilen karar verdiniz ki” diyecek, uyanık bir çocuk..
Toplantı bittikten sonra, gazetecilerin sorması üzerine cevap veren değil, konuşma sürerken anında itirazını yapan bir çocuk, “Sayın Başkan, ‘derinliği olmayan sığ görüş’; olsa olsa ‘vatandaşlarımızın özgürlüğü’ diye yola çıkıp, yabancı şirketin faaliyetlerine yol vermektir” diyecek bir çocuk!
Gözlerim, o çocuğu aradı.. Ama bulamadı!







