--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dershane, İslam’ın altıncı şartı mı?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
Tam 12 Eylül darbesi olmuş..
İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nün birinci sınıfındayız..
Askerlerin kontrolünden geçip, derslere giriyoruz..
Sakal yasağı, yavaştan yavaşa başlatılmış..
Kur’an-ı Kerim dersine giren (Allah selamet versin) Emin Işık hocamız, sakallı öğrencilere sitem ediyor: “İslam’ın şartı beştir.. Ve dahi sakal ile şalvar değildir..”
Enstitü’de daha yeniyiz..
Hocaların mantık yapılarını bilmiyoruz.
“Belki askerin dayatması ile, o anlığına amacı aşan bir söylem tarzı olabilir” diye düşünerek, itiraz etmiyoruz..
Sessiz kalıyoruz.
Ama hafızamıza da kaydediyoruz.
Birkaç hafta geçiyor..
Hocamız, Kur’an-ı Kerim’i güzel okumanın önemine işaret ederken, konuyu biraz (bence) abartıyor..
Önce doğru olarak, “Kur’an-ı Kerim’i okumaya kendinizi öyle vereceksiniz ki, kendinizden geçeceksiniz” dedikten sonra.. Bence yanlış ve gereksiz bir örnek veriyor: “Her mesleği icra eden, aslında böyle olmalı. Mesela, bir tiyatroda oynayan kişi, ölü rolünü canlandırırken, kendini öyle role vermeli ki.. Neticede ölü rolü oynayan, gerçekten o anda ölürse şehiddir.”
Haydaaa.
Muzip arkadaşlardan birisi sordu: “Ölü rolü yaparken ölen kişi hristiyan olsa da mı?”
Cevap (belki de o anki kızgınlıkla) “Evet” idi..
Hocamızın daha önceki sakal ve şalvara yönelik sözünü hatırlatmanın tam sırası idi..
“Hocam, ‘İslam’ın şartı beştir. Ve dahi tiyatroda rol yaparken ölen şehiddir’ midir” diye sordum..
Tabii işitmediğimiz laf kalmadı..
Niye anlatıyorum bu hatıramı?
Bugünlerde, dershaneyi İslam’ın 6. şartı gibi takdim eden arkadaşlar için..
Öyle bir rüzgar estiriyorlar ki, dershanelerin okula dönüşmesinin, kendilerini bitireceğini iddia ediyorlar..
Yapmayın, etmeyin..
Dershane dediğiniz nedir ki?
Durun, hemen “İHL’ler kapanınca niye çok önemsemiştiniz” demeyin..
İHL’lerde Kur’an öğretiliyordu..
Dershanelerde yok böyle bir şey..
Olsa olsa..
“Ateistler yerine, dindar öğretmenler fizik öğretiyor” diyebilirsiniz..
Ama bunu da, sadece kendiniz için söyleyebilirsiniz.
Dershanelerin % 75’ine, yine kefil olamazsınız.
O zaman nedir bu körü körüne “dershanelere” bağlılık?
İslam’ın ilk yıllarında dershane mi vardı?
İslam alimlerinin vaazlarında, “dershanelerin vazgeçilmezliği” üzerine nasihatler mi var?
“Dershane okula dönüşsün” mü dendi..
İtiraz edersiniz.. “Hayır, yanlış yapıyorsunuz” dersiniz.. Bir-iki argüman geliştirirsiniz..
Yine de muhatabınızı ikna edemezseniz, “Sağlık olsun.. Biz itirazımızda haklıyız ama.. Dershane İslam’ın 6. şartı değil ki.. ‘Okula dönüşsün’ diyorsanız, öyle olsun. Biz de farklı kanallarda, hizmetimize aynen devam ederiz” der, yolunuza devam edersiniz..
Nedir bu, “varlık-yokluk mücadelesi” gibi söylemler?
1950’de dershane mi vardı?
Said-i Nursi ne hizmetler verdi, bu ülke insanına?
Dershane ile mi verdi?
Sizlerin de, 1960-1980 arası, dershanelerde bir ağırlığınız mı vardı?
Hatta bugün bile, sadece % 20-25’ine sahip olduğunuz dershaneler için, bu kadar kavga çıkarmanıza ne gerek var?
Sizlere çok farklı yollarda da hizmet etme imkanı tanıyacak bir hükümeti, böylesine sert bir tavırla karşınıza almanızda, hangi mantıklı gerekçe olabilir?
Sakin olun biraz..
“Sakin olursak, dershanelerimiz kapanacak”  deseniz de, bu çıkışınıza da yine cevabım aynı: “Sakin olun biraz..”
Dershaneler kapansa da, hizmetiniz bitmez..
Yurtdışında dershanelerle mi hizmet veriyorsunuz?  Okullarla mı?
Niye yurtdışında okulu tercih ediyorsunuz da, yurtiçinde dershaneye ağırlık veriyorsunuz.
Diyecekler ki, “Bu şekilde, çok daha geniş kitlelere hitap edebiliyoruz”
Kemiyet değil, keyfiyet önemlidir..
Dershane dershane diyorsunuz.. Bizim üniversiteye kazandırdığımız şu kadar öğrenci var diyorsunuz..
Ama üniversitelerde yoksunuz.. Bakın, üç tane İP’li, ODTÜ’nün altını üstüne geçirdi..
Hizmet ehlini ODTÜ’den kovmaya kalktı..
Nerde, dershanelerde yetiştirdiğiniz gençlik? Niye sahip çıkmadılar, o başörtülü kızlarımıza?
Lütfen, hiçbir şeyi putlaştırmayın..
Dershaneleri de tabulaştırmayın..
“Hükümet de, dershaneleri kapatmayı tabulaştırmasın!” diyebilirsiniz..
Eyvallah..
Dershaneler okula dönüşünce, tabii ki tüm sorunlarımız çözülmüş olmayacak..
Ama hükümetin 8 yıla yaydığı bir sürece rağmen... Sizin cansiperane kavga çıkarmanız.. Yönetiminizde olan okulların tümünü darbeciler isterken göstermediğiniz direnci, sadece % 20-25’ine sahip olduğunuz dershaneler için göstermeniz.. Bu sırada, sizinle kader ortaklığı yapmış siyasileri hedef almanız..
İstifhamlara sebeb oluyor..
Başörtüde bu direnci göstermediniz. Kur’an kursunda göstermediniz. Dini literatürde hiç yeri olmayan dershanede direnç göstermenizin hiçbir İslami-insani gerekçesi yoktur..
Kendinizi aldatmayın..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle