--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Maarif modeli nereden ve neden çıktı? Nihai gayesi nedir?

Adnan Kalkan
Adnan Kalkan
0

Maarifin üç sacayağı vardır: müfredat, kitap ve öğretmen. Burada kitap ve öğretmen sacayaklarını tehir ederek müfredat konusunu ele alacağız. Süregelen bir müfredat söz konusuyken Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli nereden ve neden ortaya çıktı? Nihai gayesi nedir? Bu köşe yazısını bu sorular çerçevesinde kaleme alacağız.

Cumhuriyet tarihi boyunca, genel anlamda aynı ideolojiye sahip kesimler tarafından sürdürülen bir müfredat vardı. Yusuf Tekin, müsteşarlığı döneminde yer yer bazı çıkışlar yapsa da AK Parti döneminde de küçük değişikliklerle ezbere dayalı, yüz yıldır medeniyet inşa edecek nesil yetiştiremeyen müfredat devam etti. Peki, ne oldu da Yusuf Tekin bakan olunca Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli hızlı bir şekilde hazırlanmaya başladı?

Malumdur, dünya vatandaşlığı (küresel vatandaşlık) kavramı müfredatlar aracılığıyla ülkelere dayatılıyor. Böylece bu müfredatları kabul eden ülkelerin insanları, başkalarının hazırladığı çerçevede yetiştirilecek. Bu çerçevede yetişen nesiller, kendi ülkelerine, kültürlerine ve inançlarına uygun yetişmek yerine uluslararası küreselcilerin istediği tarzda yetişecekler: Kendi değerlerine yabancı, aidiyet duygusu zayıf insanlar… Yusuf Tekin ise oyunu gördü ve bu müfredatları kabul etmek yerine küresel dayatmalara karşı çıkarak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni hızlı bir şekilde hazırlamaya başladı. Özünde TYMM, küreselcilere karşı bir manifestodur. Bu sebeple Yusuf Tekin, küreselciler tarafından hedef tahtasına kondu.


Diğer taraftan, ezberci sistemden beceri ve değer odaklı bir modele geçildi. Yüz yıldır balık veren bir modelden balık tutmayı öğreten bir modele geçildi. Tam burada psikososyal bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. Alışkanlıklar “denge–dengesizlik–yeniden denge” süreciyle değiştirilir. Mesela sigara içen biri için sigara içmek, zararlı da olsa yerleşmiş bir alışkanlık olarak dengedir. Sigaranın zararlarını anlayan kişi sigarayı bırakır. Bu süreçte öksürebilir, kilo alıp verebilir, bir süre öksürebilir vs. Bu ise alışılmış dengenin bozulmasıyla ortaya çıkan dengesizlik sürecidir. Kişi sigara içmemeye devam ederse zamanla dengesizlik yerini yeniden dengeye bırakır. Böylece sigarayı bırakan sağlıklı bir fert olarak hayatına yeni bir dengeyle devam eder. Sigara içmesi zararlı denge, bırakma sürecindeki güçlükler dengesizlik, sigarayı bırakıp sağlıklı bir fert olması ise yeniden dengedir.

Bu somut örnekte olduğu gibi yüz yıldır insan harcayan ezberci müfredatların oluşturduğu yetersiz bir denge vardı. TYMM’nin yeni bir model olarak uygulamaya konması, ezberci dengenin bozulduğu bir dengesizlik dönemindeyiz. Eğitimcilerin bu modeli istikrarlı biçimde uygulamasıyla Erdem–Değer–Eylem çerçevesinde araştıran, sorgulayan, akıl ve mantığını kullanan; akıl, kalp ve ruh bütünlüğünde şahsiyeti inşa edilen bir nesle kavuşmak ise yeniden denge olarak karşımıza çıkacaktır. Diğer tabirle; Aklı-selim, kalbi-selim ve zevki-selim nesil yetişecektir.


Diğer taraftan, Batı’nın seküler eğitimi yüz yıldır yalnızca aklı esas alan pozitivist yaklaşımla bilgili katiller, hırsızlar ve arsızlar yetiştirdi. Toplumun çok az bir kesimi, yaygın ve örtük eğitim diyebileceğimiz gönül sofralarında yetişebildi. Nitekim bugün Gazze’de anne rahmindeki çocukları öldüren pilotlar ve mühendisler, pozitivist seküler Batı eğitimiyle yetiştiler. Oysa insan, akıl ve ruh bütünlüğünde bir varlıktır. Yalan söylemenin yanlış olduğunu bilmek akılla, yalan söylememek kalple, dosdoğru olmak ise ruhla ilgilidir. İnsan akılla bilir, âlim olur; kalple bulur, irfan sahibi ârif olur; ruhla olur, hikmet sahibi hakîm olur. Seküler pozitivist eğitimle bilgili ama sorunlu nesiller yetiştirildi. İlim, irfan ve hikmetle âlim, ârif ve hakîm bir nesil yetiştirmek mümkün olacaktır.

Nihayetinde TYMM muvaffak olursa sınavsız bir sürece doğru yol almak mümkündür. Bu sebeple denge–dengesizlik–yeniden denge sürecini göz önünde bulundurup eğitimciler ve öğrenciler geçiş döneminde sabırla devam etmelidir. TYMM yerleşirse âlim, ârif ve hakîm bir nesil yetiştirmek mümkün olacaktır. Aidiyet krizlerinin ve yabancılaşmanın hüküm sürdüğü çağımızda bu, en büyük beka sorunumuzdur. Nesli İhyâ, Medeniyeti İnşâ mefkûremize hizmetin maarif kanadı, TYMM’nin geliştirilerek yerleşmesinden geçer. Bakan Tekin boynunu taşın altına koydu. Biz de en azından elimizi taşın altına koyalım. İmha ehline karşı ihya tarafında yer alalım.

Adnan Kalkan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle