--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mekke-Bedir İttifakı

Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
0

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı Mekke İttifakı, Endonezya ve Katar’ın da katılımıyla savunmada ortak üretimi öngören Bedir Mutabakatı ve Türk Devletleri Teşkilatı… gibi Müslümanların birliğini hedefleyen çabalara Âl-i İmrân, 103. ayet zaviyesinden bakalım (Fi-Zılâli’l-Kur’ân’dan ilhamla):

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin, Allah’ın size bağışladığı nimeti hatırlayınız: Hani siz düşmanlar idiniz de O kalplerinizi kaynaştırmıştı ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Hani siz bir ateş kuyusunun tam kenarındayken O sizi oraya düşmekten kurtardı. Allah size ayetlerini işte böyle açık açık anlatır ki doğru yolu bulasınız.”

Bu kardeşlik, başka düşünceler ve hedefler veya çeşitli cahiliye iplerinden birinin etrafında toplanmak olmayıp sadece Allah’ın ipine yani kelâmına, metoduna ve dinine sarılmak esasına dayanmaktır.

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın da ayrılığa düşmeyin.” Allah’ın ipine sarılmaktan kaynaklanan bu kardeşlik, Müslümanlara bahşedilen bir nimettir. Yüce Allah, bu ihsanını sevdiği kullarına bahşeder. Burada onlara bu nimetini, cahiliye devrinde ise “düşman” olduklarını hatırlatıyor. Çünkü Medine’de Evs ve Hazreç’ten bir tek düşman bile kalmamıştı. Aralarındaki düşmanlığı teşvik edip bu iki kabilenin bağını koparmak isteyen ve düşmanlık ateşini körükleyen Yahudiler de komşularıydı… Toptan sarıldıkları Allah’ın ipi olan İslâm’dan başka hiçbir güç ve nimet onları kardeş haline getiremezdi. Bu kalpleri yüce Allah bir araya getirip uzlaştırmıştı. Tarihi kinlerin, kabileci arzuların, şahsi çıkarların ve ırkçı sembollerin, yanında çok küçük kaldığı, Allah yolunda kardeşler olmaktan başka hiçbir güç kalpleri kaynaştıramazdı.


“Allah’ın size bağışladığı nimeti hatırlayınız. Hani siz bir zamanlar düşmanlar idiniz de O kalplerinizi uzlaştırmıştı ve O’nun nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz.” O’nun ipine sarılıp (birinci temel esas) kalplerinizi kaynaştırarak (ikinci temel esas) sizi kardeşler kılan ve ateşten kurtaran da O’dur.

“Hani siz bir ateş kuyusunun tam kenarında iken O sizi oraya düşmekten kurtarmıştı.”

Kur’an duyguların ve bağların kaynağı olan “kalb”e dayanıyor, ‘aranızı uzlaştırdı’ demeyip “kalplerinizi kaynaştırdı” diyerek derin noktalara nüfuz ediyor ve içinde bulundukları hali bir tablo gibi resmediyor.

“Bir ateş kuyusunun tam kıyısındayken”: Ateşten bir uçurumun içine düşmekteyken kalpler O’nun ipine tutunarak kurtuluyor… Tehlike ve dehşetten sonra kurtuluş manzarası... Kalpleri ürperten bir sahne!


Bu ayetin Evs ve Hazreç hakkında indiği bilinir: ‘Bir Yahudi Evs ve Hazreç’ten bir topluluğa rastlar. Onların kardeşliği Yahudi’nin hoşuna gitmez. Yanındakilerden birine, gidip onlarla oturmasını ve “Buâs Savaşı”nı hatırlatmasını söyler. Adam söylenenleri yapar. Oradakilerin kabileci duyguları canlanır; birbirlerine düşerler. Silahlarını kuşanıp “Harre” denilen yerde buluşmak üzere sözleşirler. Bu durum Resulullah’a haber verilince yanlarına gelip; “Ben aranızda olduğum halde cahiliye davası mı?” buyurur ve yukardaki ayeti okur. İki taraf da pişman olur. Barışıp birbirlerine sarılarak silahlarını bırakırlar. Allah da onlardan razı olur…’ İşte böyle! Allah onlara açıklıyor onlar da hidayete eriyordu:

“Allah size ayetlerini böyle açıkladı ki doğru yolu bulasınız.” Bu olay müminler arasındaki bağı (Allah’ın ipini) koparmak için Yahudilerin sarfettikleri çabanın bir göstergesidir. Rivayet edilen olay, Allah’ın ipine sarılarak O’nun hayat için koyduğu yol-yöntem etrafında bir araya gelecek her Müslüman toplum için Yahudilerin sürekli kuracakları tuzaklara bir örnektir. Aynı zamanda bu olay, ilk Müslümanları nerdeyse küfre döndürüp birbirlerinin boyunlarını vuracak noktaya getirerek, etrafında toplanıp kardeş oldukları Allah’ın sağlam ipini koparacak olan Yahudilere uymanın sonuçlarından biridir. Ancak ayet çok kapsayıcı olup, surenin akışı içinde kendisinden önce ve sonra gelen ayetlerle beraber, Müslüman safları parçalamak ve her aracı kullanarak aralarına fitne/ayrılık sokmak için Yahudilerin çabalarının varlığı vurgulanıyor. Kur’an, sürekli olarak Müslümanları, ehl-i kitaba uymaktan, onların hile ve desiselerine kulak vermekten ve onlar gibi ayrılığa düşüp parçalanmaktan sakındırırken; Medine’deki Müslümanların karşılaştığı Yahudi tuzaklarının şiddetine ve sürekli ayrılık, şüphe ve kargaşa tohumları saçmalarına işaretle, Yahudilerin bugün, yarın ve her zaman, her mekânda aynı işi sürdüreceklerini hatırlatıyor.

 

Abdullah Yıldız Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle