Çağlayan’da savcı kalmamış!
Yok, “192 savcıdan 90’ını görevden alınmış!”mış..
“Emniyet’te yapılan sürgünlerin benzeri, İstanbul Adliyesi’nde yaşanıyor”muş!
Bu değişikliklerin arkasında da, 17 ve 25 Aralık’taki soruşturmalara imza atanları etkisizleştirme amacı olduğu ima ediliyor.
Daha akla ziyan ne iddialar..
Hani diyesim geliyor, “Madem Türkiye’nin en önemli adliyesinde savcı kalmamış.. Ülkeye bir hayırda bulunun.. Hukuk fakültesindeki öğrencileri toplayıp götürüverin de, adliyede işler aksamasın!”
Espri bir yana..
Bu ülkede şöyle ciddi bir Adalet Bakanı olsun.
Ciddi bir başsavcı olsun..
Ciddi sorgu hakimleri olsun..
“Haber” adı altındaki bu fitneciliklere imza atanların hepsi toplatılıp, kodese tıkılır..
“Siz, oturduğunuz yerden ne haberi yapıyorsunuz? Sizin derdiniz, bu ülkeyi karıştırmak mı? Yalandan başka bir şey bilmez misiniz siz?” denilip, ibret-i alem olması için bunların hepsinin kodese tıktırılması lazım ama..
Aynen Gezi isyanında akl-ı selimin susturulmasındaki gibi.
“Palet altında genç kız öldü”den tutun.
“Hamile kadın, çocuğunu düşürdü”ye kadar binlerce palavra nasıl atıldı ise..
Şimdi de yine, benzer operasyonel haberler yaptırılıyor..
Topluma “akıl tutulması” yaşatılıyor..
Peki nedir işin doğrusu?
Gerçekten, İstanbul Adliyesi’nde 90 savcı görevden mi alındı?
Hayır.
Bir tane bile görevden alınan savcı yok.
“Görevden almak” ne demek?
“Savcılık yetkisini geçici olarak elinden almak” demek..
Var mı “yetkisi elinden alınan” bir tane savcı?
Yok..
Ya ne var?
“Yeni görev yeri belirlenmesi” var..
“Görev yeri değişen savcılar” var..
“Uyanık Ali.. Yandaşlık yapma” diyecek olanlar çıkabilir..
Devam edeyim o zaman..
Devam edeyim de, yandaşlığın ne olduğunu, ahlaksızlığın ne olduğunu görün..
Çarpıtmanın boyutunu görün..
Açıkça söylüyorum..
Aslında “görev yeri değişikliği”nin, % 97’sinin kirli operasyonlarla ilgisi yok..
Nasıl?
Şöyle..
2011 yılında, TBMM geçici bir madde ile, yargıyı hızlandırmak için, asliye ceza mahkemelerinde savcıların duruşmaya çıkma zorunluluğunu kaldırmıştı..
6217 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile yapılan bu değişiklik, 1.1.2014 tarihine kadar geçerli olacak, geçici bir düzenleme idi..
Duruşmaya çıkmayan savcılar da, eldeki hazırlık soruşturmalarını hızlı şekilde bitirmek üzere, değişik alanlarda görevlendirilmişlerdi..
1.1.2014 tarihi geldiğine göre..
Artık asliye ceza mahkemelerindeki duruşmalara, savcıların da çıkması zorunlu olduğuna göre..
İster istemez, her adliyede, değişiklikler yapılması zorunlu oldu..
Bu kapsamda, İstanbul Adliyesi’nde de, 192 savcıdan 90 tanesinin görev yeri değişmiş..
Değişecek tabii.
İstanbul Adliyesi’nde 55 tane asliye ceza mahkemesi var..
Bir ay önce bu 55 asliye caza mahkemesinin çoğunlukla haftada 3 gün yapılan duruşmalarına savcılar katılmaz iken, artık katılmaları zorunlu oldu.
2 sene önceki kanuni düzenlemenin zorunlu sonucu bu..
Öyle ise, 55 savcının görev yerinin değişmesi, zaten kanunun emri..
Bu değişikliği, hükümete kumpas kuranları dağıtmak için yeni atanan başsavcının, kendi keyfi ile yaptığı bir düzenleme gibi göstermek kadar abes bir iddia olabilir mi?
Kaldı ki..
O savcılar, analarından doğduklarında, düne kadar yaptıkları hizmet alanı ile özel olarak görevlendirilmiş olarak mı dünyaya geldiler?
Bugün memur suçlarına bakarlar..
Yarın, organize suça bakarlar..
O da görev, bu da görev..
Niye gocunuluyor?
Niye hayıflanılıyor?
Ama esas önemlisi...
HSYK’nın sahte rapor iddiaları için, günlerdir tek bir açıklama yapmamış olması..
Evet, HSYK 1. Daire toplanıp, bazı savcıların görev yerlerini değiştirdiğinde, İstanbul’un ünlü 5 savcısı, aynı anda hastalanmış ve doktor raporu almışlardı..
Ne oldu o raporlarla ilgili iddialara?
Sahte olduğu birçok kişi tarafından iddia edildi..
HSYK, bir soruşturma açtı mı?
Soruşturma açmaya niyeti var mı?
Yoksa, “Görev yeri değişikliğinde, sahte rapor almak adet olmuş” deyip, suçun üstünü mü örtecek?
“Haramiliği takip ediyoruz” diyenlerin..
İşledikleri suça seyirci mi kalınacak?







