Bu tantana da ne, Tantan?
“Araştırın bulacaksınız..”
“Soruşturun göreceksiniz..”
“Bunlar çok tehlikeli!..”
“İnceleyin, hak vereceksiniz..”
Hep böyle konuşurdu bir zamanların İçişleri Bakanı Sadettin Tantan..
Somut hiçbir şey söylemez. Gizemli.. Flu.. Soyut ifadelerle, büyük açıklamalar yapıyor görünür..
Ama elle tutulur bir açıklama yapmaz..
“Bakın göreceksiniz” der.
İyi de nereye bakalım Tantan?
Aşağıya mı, yukarıya mı, önümüze mi, arkamıza mı? Madem sen gördün, söylesen ya. Bize eziyet etmesen, işkence çektirmesen ya.
•
Şimdi paralel yapının kendisine kalkan olarak kullanıp, Başbakan’ın/bakanların telefonlarını dinlediği sözde Selam örgütü, Sadettin Tantan’ın İçişleri Bakanlığı döneminde (sözümona) deşifre edilmişti!..
Ne tehlikeli bir örgüttü o!
Bilseniz!
Paralel yapının polis müdürleri de, Selam örgütü için bugün aynı söylemi tekrarlayınca..
O yapıya hizmet eden bir internet sitesi de, telif hakkı Sadettin Tantan’a ait olan o söylemi, asıl kaynağından dinlemek için, eski İçişleri Bakanı’nı bulup, röportaj yapmış.
Sormuş, paralel muhabir:
“Bu örgüt ne tür eylemler yapmıştı?”
Bekliyorum ki, yakın tarihten bir olay söylesin Tantan.
Ben yakın tarih bekleyeyim, bakın o, hangi yıllardan ne söylüyor:
“Aydınların öldürülmesi en belirgin eylemlerinden biri. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy cinayetleri gibi.”
Uğur Mumcu 1993.
Bahriye Üçok, ondan da eski:1990/Ekim.
Muammer Aksoy hepsinden eski:1990/Ocak.
Eeee. 1993’den sonra kendini fesih mi etti bu örgüt?
Etti ise, ne güzel..
Hâlâ ne diye peşinde koşuyorsunuz?
Yoksa size, elinizde tutacağınız, insanları korkutacağınız bir öcü mü lazım?
•
Paralel yapının polis müdürleri ardı ardına açıklama yapıyorlar: “Selam örgütü hayali bir örgüt değildir. Yargıtay tarafından da tescillenmiş bir terör örgütüdür.”
Sadettin Tantan da aynısını söylüyor..
O zaman Tantan’ın genel tavsiyesine uyup, sorgulayalım: “Selam örgütü davasını karara bağlayan hakim kim?”
Ergenekon kasetleri arasında şantaj görüntüleri çıkan Orhan Karadeniz.
Daha başka bir şey ekleyeyim mi?
Bence gerek yok!
Peki o hakimin başkanlığındaki mahkemenin verdiği kararı kim onayladı?
Ergenekoncuları kurtarmak için Sivas mağdurlarını cezalandırmak için yapmadıklarını bırakmayan, laikçi sistemin özel teşkil ettirdiği 9. Ceza Dairesi.
Bununla övünülür mü?
Övünülümez, dövünülür..
Ama Tantan, övünüyor.. Paralel müdürler övünüyorlar: “Ceza bile aldılar” diyorlar.
•
Sadettin Tantan da, örgüte atfettiği eylemlerin tarih öncesinde kaldığını farketmiş olmalı, biraz daha yeni bir olay da eklemiş, “Selam örgütünün eylem kronolojisi”ne.
Neymiş o?
Kendi ağzından verelim:
“Başörtüsü eylemleri.. Biliyorsunuz İran’da eğitim almış bu örgütün elemanları vasıtasıyla Beyazıt Camii’nin önündeki meydanda sürekli eylem yapılmak suretiyle bir algı yaratıldı. Başörtüsü ekseninde bir algıydı bu.”
Ne diyor bu Tantan?
Ailesinde hemen herkesin tesettürlü olduğu Tantan, ne diyor?
Dediğini kulağı duyuyor mu?
Başörtü yasağı sebebi ile üniversiteye devam edemeyen, bunun için Beyazıt Camii önünde gösteri yapmaktan başka yapacağı bir şey kalmayan mağdur öğrencilere, nasıl iftira edebiliyor?
Sanki başörtü yasağı yokmuş da.. İş olsun diye gösteri yapılıyormuş!
Utan Tantan, birazcık utan..
Senin bakanlığın döneminde, Eyüp İmam Hatip Lisesi’ndeki, Kadıköy, Üsküdar imam hatip liselerindeki olayları hatırla da, birazcık utan.
Başörtülü kızlar, senin bakanlığın döneminde, ilk defa İmam hatip liselerine de yayılan yasakla karşılaştılar..
Sen kalkmışsın, “Selam örgütü gösterileri organize ediyordu” diyorsun..
Sen emniyet müdürlerine talimat verseydin, okulların uyguladığı keyfi yasaklara lojistik destek verdirmeseydin.
Eyüp İHL’deki öğrencileri, polis otobüslerine doldurtup, şehir dışına götürüp, orda bıraktırarak, aklın sıra “Olay yok. Gösteri yok. Hani direnen öğrenci yok” diye, gerçekleri çarpıtmasaydın..
Da, Beyazıt Camii önünde de, başörtü mağdurları gösteri yapmasaydılar!
Bir de demiyor mu: “Halbuki yasal olarak başörtüsü yasağı yoktu. İmam hatiplerle ilgili de aslında sorun yoktu. Suni sorunlar yaratılarak bu günlere gelindi.”
Yazıklar olsun.. Bile bile, o mağduriyetleri dış bağlantılı gibi gösterenlere yazıklar olsun..
Tantan’a da, Gülen cemaatinin fertlerine de..
Fetullah Gülen’e atfen söylenirdi de inanmak istemezdim: “Erkeklere çarşaf giydirip ortalığı karıştırıyorlar.”
Kafa aynı kafa.. Başörtü yasağı yokmuş. Biz durup dururken olay çıkarıyormuşuz.
“Hatimi tamamlayamadım.. Haram yemedim..” diyen bugünün polis müdürlerinin tesettürlü ailelerine hatırlatayım: “Sizler de, başörtü mağduriyeti yaşamadınız mı? Bakın, eşleriniz, oğullarınız, ‘Başörtü yasağı yoktu, suni gösteriler yapıldı. Selam örgütü organize etti. Biz de Selam örgütünü takip ediyorduk’ diyorlar..”
Duyun da, eşlerinizin, çocuklarınızın “ne haramlar yediği”ne şahitlik edin!







