Biz de o Alman Diekmann’ı Türkiye’de istemiyoruz!
“Türkiye Türklerindir” sloganı ile çıkan gazetede bir Alman yönetici!
Hem de sıradan bir Alman değil.
Irkçı bir Alman..
Nerden belli ırkçı olduğu?
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na, Almanya’ya gidişi sırasında gazetesine attırdığı başlıktan belli.
Ne diyor o başlıkta: “Hoş gelmediniz. Burada istenmiyorsunuz!”
Sanki Tayyip Erdoğan, Almanya’ya resmi ziyaret amacı ile gidiyor.
Alman yetkililerle görüşecek de..
Bu Alman da, “Biz sizi istemiyoruz” diyor..
Hayır..
Başbakan, resmi ziyaret amacı ile Almanya’ya gitmiyor.
Ordaki Türklerle buluşmak üzere gidiyor.
Bu durumda, sormak hakkımız değil mi, “Sana ne be Alman adam?”
Başbakan’ın Almanya’da Türklerle buluşmasından sana ne ki, “İstenmiyorsunuz” diye küstahça laf ediyorsun..
•
Irkçılığının başka delil ne?
Bild gazetesindeki mektup..
O mektupta Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, geçtiğimiz yıllarda Almanya’yı ziyareti sırasında, oradaki Türklere yönelik olarak yaptığı konuşmada, “Dilinizle, bayrağınızla, kültürünüzle gurur duyun” sözlerini eleştirip, “Bununla Almanya’yı kastetmeyeceksiniz” diyor..
Yani, “Bu sözü söyleyecekseniz, Almanya için söyleyecektiniz” diyor.
Küstah adam..
Bir Türk, ne diye, Alman bayrağı ile gurur duyacakmış ki?
Aslında Kai bizim muhatabamız bile değil.
Onu, “Türkiye Türklerindir” sloganlı gazetede çalıştıranlar utansın..
Azıcık utanmaları kaldıysa!
•
Kai, Başbakan’ın istenmediğine yönelik manşeti, Türkler adına atmış olabilir mi?
Seçim sonuçlarına bakalım, anlarız..
Başbakan’ın partisi, Türkiye’de son milletvekili seçimlerinde % 49, son mahalli seçimlerde % 45.5 oy almış..
Böyle bir başbakana, “Türkler onu istemiyor” diyebilir misiniz?
Tabii ki diyemeyiz..
İstemeyen, olsa olsa Türk düşmanları olabilir..
O Türk düşmanı da, Alman Kai Diekmann olmalı..
•
Alman Kai Diekmann’ı anladık da..
Türkiye’deki ortaklarına ne oluyor?
Hürriyet’te yönetim kurulu üyesi olarak çalışmaya devam ediyor.
Buradan nemalanıyor..
Eleştirileri alınca, yönetim kurulu üyesi olduğu Hürriyet’in küçük gazetesi Radikal’de hemen bir röportaj ayarlanıyor.
Hem de, sosyalist Ezgi Başaran’a yaptırılıyor, o röportaj..
Be kızım, senin ne işin var, Kai ile?
Sabahtan akşama kadar, “Ezilenler, mağdur olanlar. Sosyalistler” de..
Sonra Alman Kai’iyi aklamak için, röportaj yap.
Bu kadar mı tutarsızsınız.
Bu kadar mı ilkesizsiniz..
Bu kadar mı patronun uşağısınız?
•
Soma madencilerini yazıyoruz. Çalışma koşullarının kötülüğünü belirtiyor, adeta köle gibi yaşadıklarını, yetkililerin dikkatine sunuyoruz..
Basın çalışanları öyle değil mi sanki?
Şu Ezgi Başaran örneğinde, söyleyin, “köle”den ne farkı var bu kızcağızın.
Genel yayın yönetmeni talimat vermiş..
“Zaten son aylarda bir iş yaptığın yok. Yazıların hep palavra çıkıyordu.. Biz de kıstık yazılarını.. Yine palavra atacaksın ama. Bu sefer patronun ortağını aklayacağız. Senin de işine gelir. Kai ile bir ropörtaj yap. Tam sayfa yayınlayalım” deyince..
Hemen açmış telefonu, Kai’ye..
O da zaten, dünden hazır..
Daha doğrusu, talep ondan gelmiş..
O istedi ki, Hürriyet’te yayınlansın ama..
Şimdilik Radikal de kurtarır kendisini..
Vermiş röportajı.
Atmış bizim paralelciler gibi palavraları..
Aynen yayınlamış, “paralel”in eski adamı Eyüp Can..
•
Ne mi palavra?
Alın bire bir aktarayım..
Tayyip Erdoğan’ın Almanya’da konuşma yaptığı salon ile, salonun dışını kıyaslıyor, Kai efendi:
“Konuşmasını yaptığı alanda, ortalama 16 bin kişi var iken, dışarıda neredeyse 50 bin kişilik bir protesto kalabalığı birikmişti.”
Bu söylemi siz nerden tanıyorsunuz?
30 Mart seçimleri öncesinde Hürriyet’ten.. Radikal’den. Ve paralelin esas bağlısı olan diğerlerinden..
Ne diyorlardı: “AK Parti % 30 civarında oy alacak. Ankara’da Mansur garanti. İstanbul başa baş.. Türkiye genelinde AK parti birçok ilde, elindeki başkanlığı da kaybedecek..”
Seçime üç gün kala.. İki gün kala bu yorumları yapanlar..
Seçim akşamı birazcık utandılar mı?
Hayır.
Bunlar utanmazlar..
Aynen Kai gibi..
Onun içindir ki..
Kai de, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın konuşma yaptığı salondaki 40 bin kişiyi, 16 bin..
Dışardaki üç-beş bin kişiyi de, 50 bin yapmış!
Küçük ayrıntılar..
İnsanların kafa yapılarını ele verir..
16 bin kişiyi tanımlarken, “ortalama” diyor Kai efendi..
Protestocuları tanımlarken ise, “neredeyse 50 bin kişi” diyerek, yüksek rakam olmasını arzu ettiğini ifşa ediyor..
“50 bin kişi değildi ama. Ben de biraz ekliyorum” demeye getiriyor..
Ve yüzüne tükürülmeyi hakkediyor..







