Birazcık gülelim birazcık düşünelim!
Cumhuriyet birinci sayfadan haber yapmış: “Arap aşiretleri kilit rol oynadı” diye.
49 rehinemizin kurtarılmasında, hükümet yok.
Başbakan yok.
Cumhurbaşkanı yok..
Arap aşiretleri sayesinde, rehinelerimiz kurtarılmış!
Ne yapalım?
Biraz gülelim!
•
Cumhuriyet’teki haberi okuyunca, Kemal Kılıçdaroğlu hemen Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu’nu aramış:
“Mehmet sen bu Arap aşiretlerini tanırsın. Başlarındaki isim kim ise.. Hemen irtibat kuralım.. 5 sene sonraki Cumhurbaşkanı seçimlerinde, onu aday gösterelim. Mısır’da doğup büyüyen Ekmeleddin İhsanoğlu ile kazanamadığımız seçimi, belki Arap aşiret şeyhi ile kazanırız. Az iş mi yapılan? 49 rehineyi, kurtarmışlar!”
Şaka şaka..
Ne Kemal Bey, Mehmet Bey’i aramış.
Ne de “Mısır’da doğup büyüyen adam”ı Cumhurbaşkanı adayı gösterme şaşkınlığından sonra, Arap şeyhini cumhurbaşkanı adayı olarak göstermeyi düşünmüş!
•
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, iki gün önce bir açıklama yapmıştı..
Demişti ki: “Bütün gençlere IŞİD’e karşı cephede savunma çağrısı yapıyorum.”
Yeniakit.com.tr’ye gelen yorumlarda, okuyucularımız yoğun olarak, Selahattin Demirtaş’ın da IŞİD’e karşı savaşmak üzere cepheye gitmesini önermişlerdi.
Biz Selehattin Bey’den bu yönde bir açıklama veya bir fiili eylem beklerken..
Dün bir haber düştü, ajanslara..
“HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, ABD’de temaslarda bulunmak üzere 23 Eylül’de Washington’a gidiyor.”
Ne oldu acep?
Yönünü mü şaşırdı Selahattin Bey?
IŞİD hemen sınırımızın altında..
O ABD’ye gidiyor.
Halkın çocuklarını Doğu’da savaşa yollarken..
Kendisi Batı’da ne yapmaya gidiyor?
Birazcık düşünelim..
•
CHP’den milletvekili seçilen..
Teröristbaşı Apo’nun AİHM’deki avukatı Sezgin Tanrıkulu demiş ki: “Vatandaşlarımız kurtulduğuna göre hükümet derhal ISİD’i terör örgütü ilan edip, uluslararası mücadeleyi desteklemeli.”
Bir başkası söylese, bir anlamı olabilir de..
Türkiye’nin en büyük zarar gördüğü terör örgütü PKK’nın başını savunan bir adam bu lafı söyleyince, içimden gülmek geliyor..
Ben gülerken, siz de bu ikiyüzlülüğün tarihi seyrini biraz düşünün..
•
PKK hamisi siyasi partinin temsilcileri, ısrarla soruyorlar: “Rehineler, IŞİD’e verilen ne karşılığında serbest bırakıldı?”
Oysa bunu en iyi kendileri bilirler..
Ara sıra, PKK’nın elindeki kamu görevlilerinin serbest bırakılmasında, kendileri de arabulucu rolüne yatıyorlar..
Kendileri söylesinler..
Devlet bu konuda cimri midir, cömert mi?
Söylesinler, PKK’nın elindeki rehineler için, arabuluculuk yaptıkları olaylarda, ne veriliyordu?
PKK’ya verilenleri söylesinler, aynısının IŞİD’e de verildiğini, ben de peşinen kabul edeceğim!
“Tamamen insani amaçlarla gidiyor, arabuluculuk yapıyorduk. PKK’ya da bir şey verilmiyordu” diyorlarsa..
O olaylarda malum medyanın “Söyleyin bu rehineler karşılığında PKK’ya ne verildi?” şeklindeki kışkırtıcı açıklamalarını hatırlayıp, şimdi kendilerinin aynısını yaptığını görerek, birazcık vicdan azabı çeksinler..
Tabi vicdanları varsa..
•
İsmi lazım değil, tahrikçi gazetelerden birisi şöyle başlık atmış: “Konsolosumuzun başına silah dayamışlar!”
Hani bunu bir haber olarak verirsiniz de..
“Ne duruyorsunuz, haydi intikamını alalım” türünden bir eda ile verince..
Benim de sorasım geliyor:
“Konsolosluktaki 49 personelimizin, 101 gündür, tatilde olduğunu mu sanıyordunuz siz? Uyanın beyler. Eli silahlı IŞİD kaçırmıştı bu insanlarımızı.. Ve 3,5 aydır rehine olarak tutuyordu.. Sen neden bahsediyorsun?”
•
IŞİD’in internet sitesinden bir açıklama yapılmış: “Devletler arasında devam eden 3 aylık müzakere sürecinin ardından, Musul konsolosu ve çalışanları da serbest bırakıldı. Hiçbir fidye alınmadı ve iki devletin karşılıklı masaya oturması sonucu mutabakata varıldı. Böylece Türkiye, IŞİD’i dolaylı yollardan da olsa tanımış oldu..”
Hükümet karşıtı medya, bu açıklamayı allayıp pullayıp, ön sayfalarda vermiş. Televizyonları, ilk haber olarak kullanmış..
Bana sorarsanız..
Masaya oturmanın, dolaylı da olsa tanımanın falan, 49 insanımızın kurtulmasından sonra, hiçbir önemi yok.
Hele hele, ABD gibi, Irak’ta 1 milyon insanın kanına giren bir terörist devleti tanımış iken..
Gazze’de, daha iki ay önce, Ramazan ayında 2500 Müslümanı katleden terör devleti İsrail’i tanımış iken..
IŞİD’i tanısak ne olur ki?
ABD ile masaya oturduğumuzda elimize kan yapışmıyor da..
İsrail’le görüşmeler yapılırken, elimize kan bulaşmıyor da..
IŞİD ile, kendi insanlarımızı kurtarmak için masaya oturduğumuzda mı, elimize kan bulaşacak?!







