Bir yanda 2 yıl arsa muhabbeti yapanlar bir yanda işini yürütenler!
Devlette işlerin nasıl yürüdüğünü bildiğimden, 17 ve 25 Aralık operasyonlarındaki iddiaların hepsine, gülüp geçmiştim.
Tek somut değerlendirme yapayım..
Gerisini siz takdir edin:
İstanbul’da, değerli bir semt olan Etiler’de, bir polis okulu var..
Daha doğrusu, “vardı..”
İddiaya göre, bu okulun arsasını, siyasi iktidara yakın işadamları almak istiyorlarmış..
Müfterilerin diliyle söylersek, “arsayı kapatmaya” çalışıyorlarmış..
İlk dinleme kaydı, 2012’nin Şubat ayı..
Darbe operasyonlarının yapıldığı tarih itibari ile söylüyorum..
Gelmişiz 2013’ün Aralık ayına..
Dinlemeler devam ediyor..
Muhabbet ilk günkü gibi hâlâ aynı: “Etiler’i ne yapıyoruz!”
2 yıl boyunca, bir arsayı ne yapacaklarsa yapamamış olan bu işadamlarının kısır döngüye dönüşen muhabbetini tekrar tekrar okuyup..
Sonrasında da o işadamları üzerinden dindar başbakanı devirmeye çalışan hokkabazları karşıma dizip haykırasım geliyor:
“Bre insafsız müfteriler. Bre ahlaksız darbeciler..
Sizde hiç akıl yok mu?
Siyasi iktidara yakın işadamları.. Bir arsaya göz dikmişlerse..
Bu siyasi parti, bu ülkede despotça işler yapıyor ise..
Başbakan da diktatör ise..
Bu işadamları da, bu diktatörle işler bitiriyorlarsa.
Topu topu bir arsayı alıp, üzerine bina dikmeleri için.. 2 yıl muhabbet ederler mi?
Siz ahlaksızsınız.
Siz müfterisiniz..
Siz namussuzsunuz!”
Öyle ya..
Muhabbetler 2012 Şubat’ında şöyle başlıyor:
“- Ne yaptın?
- İyiyim.
- Görüştün mü.
- He görüştüm. Gelecek hafta bir araya geleceğiz”
Eee?!
Gelecek hafta olur.. Muhabbet devam eder:
“- Ne yaptınız?
- Heeeç..
- Bir araya geldiniz mi?
- Geldik geldik..
- Halloldu mu?
- Hallolacak.. Komisyona götürecekler..
- İyi.. İyi..”
Komisyon tarihi gelir..
“- Ne oldu?
- Oluyor oluyor..
- Komisyon ne dedi?
- Yazışmaları yapıyorlar..
- Ne zaman hallolur?
- Ben bir gidip bu hafta görüşeyim..”
Böyle böyle gidiyor görüşmeler.
Tam iki yıl.
Geyik muhabbeti böyle gidiyor..
Ve sonunda 25 Aralık operasyonu ile, iftiralar paralel medyada manşet olunca..
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “iç edildiği” ileri sürülen arsanın tapusunu basın toplantısı düzenleyip gösteriyor..
“Satış” da yok. “İç edilme” de yok..
Etiler Polis Okulu’nun arsası, hâlâ eski sahiplerinde duruyor..
•
Evet..
O işadamları usulsüz işler yapıyor olsalardı..
Hele hele, siyasi iktidar onlara göz yumuyor olsaydı..
Bir arsayı almak için, iki yıl böyle muhabbet yapmazlardı..
Paralar nasıl götürülür.. Devletten nasıl beslenilir. Somut örneğini vereyim.. Kenan Kıran’ın haberinden, ayrıntılarını okuyun..
Yıllar önce yazdık.. Basın İlan Kurumu’nun kasasından, yüz milyarlarca liranın, gazeteci cemiyetlerine aktarıldığını belirttik.
Devlet gazeteci derneklerine para aktarıyor. Sonra da o gazeteci dernekleri, “Özgürlük yok. Hükümet faşistlik yapıyor.. Sansür altında eziliyoruz” diye yalanlarla, siyasi iktidarı baskı altına alıp, daha fazla milyarları götürmenin hesabını yapıyor.. “Kesin şu yardımları.. Ne demekmiş, Basın İlan Kurumu’ndan, gazeteci derneklerine para yardımı yapmak” dedik..
Alın, pislik çıktı ortaya..
Meğerse, dernekler o yardımı kapabilmek için..
Üyelerinin sayısını fazla gösterme yarışına girmişler..
Hatta olmayan üye sayısı icat edip, Basın İlan Kurumu’nu da aldatmışlar..
800 üyesi olan Ankara Gazeteciler Cemiyeti, “2.015 sarı basın kartı taşıyan üyem var” diyerek, yüz milyarlarca liralık yardımı almış..
Biz oturmuşuz, ihale ile satılacak olan Etiler’deki arsanın “iç edildiği” mevzsusu ile oyalanıyoruz..
Buyrun paralel medyacılar..
Yazın Ankara Gazeteciler Cemiyeti’ndeki sahteciliği de görelim sizi..
Görelim, namuslu gazeteciliğinizi..







