Ben bu Gülen’den yanayım!
Wall Street Journal’a konuşup, şunları söyleyen Gülen’den..
Önce darbeciler için yargılamanın yenilenmesi şeklinde bir yol açılması girişimini hatırlatmış..
Sonrasında demiş ki Gülen: “Eğer uygulanırsa bu hareket son on yıldaki demokratik reformlara darbe indirmek olur. Demokratik kurumlar üzerinde ordu vesayetini kaldırmak için atılan adımlarda dramatik bir dönüş olur. Türk tarihinde yarım yüzyıl içerisinde dört seçilmiş hükümetin görevine askeri darbe ile son verildi.”
İşte bu..
28 Şubat’ta tutuklu yargılanan generaller için, daha bir ay önce demişti ki, “Bana dokunan bir yanı vardı, yaşlı başlı adamlar böyle orada hesap verince ciğerim yanıyor benim. Elimde bir imkan olsa ben onların hepsine ‘Serbestsiniz’ derim.”
Demek ki, Gülen’in evvelki sözleri geçersiz..
Hatta, sadece “Serbest bırakırdım” sözü değil..
28 Şubat sürecinde iken, “Beceremediler gitsinler” şeklinde gazete sayfalarına manşet olan sözünden de dönmüş Gülen..
Dönmüş olmalı ki..
“Darbe” olarak nitelendiriyor, 28 Şubat’ta olanları..
Ve onlara yönelik bir affın, “dramatik bir geriye dönüş” olacağını hatırlatıyor..
Çevik Bir’e yazdığı mektuptan da vazgeçmiş Gülen..
“Yargılamanın yenilenmesi, büyük kayıp olur” mesajı, bu zorunlu sonuca götürüyor bizi.
Kenan Evren’e yönelik, takdir dolu ifadeler, 12 Eylül’e övgü içerikli sözler..
Hepsinden vazgeçmiş olmalı, Gülen..
Ne diyelim..
Biz de memnun olduk, bu gelişmeden..
Hükümetin de memnun olacağını sanıyorum.
Siyasi iktidara karşı yapılmış 2003 darbesinin sanıklarının serbest kalmasından, hükümet niye memnun olsun?
•
Üçüncü köprüye, Yavuz Sultan Selim isminin verilmesine de, Gülen’in karşı çıktığı izlenimi verilmişti..
Ne Zaman gazetesi, ne Samanyolu, şimdi olduğu gibi aslan kesilip, tam olarak ne kastedildiğini izaha çalışmamışlardı..
Yavuz Sultan Selim ile de ilgili olarak, Gülen’in ilginç anlatımları olduğunu, Ahmet Kurucan’ın yazısından öğrendik..
Gülen ile görüşmesini anlatan Kurucan, şöyle yazıyordu: “Ben tam bu çerçevede bir zihin taraması yapmaya durmuşken Yavuz Sultan Selim’e ait beyti okumaya başladı. Meğer ki bizim arkamızda kalan elektronik levhada Yavuz’a ait şu beyit çıkmış ve aktardığım cümlenin söyleniş sebebi buymuş. Önce bu beyti okudu: ‘Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş; Bir veliye bende olmak cümleden evlâ imiş’ ve A’raf 196. ayetle devam etti: ‘Zira benim Mevla’m, o kitabı indiren Allah’tır ve O bütün iyi kulların koruyucusudur.’ Kaç tane veliyi üst üste koysanız bir Yavuz etmez. Hadiseleri çok iyi okuyan, tehlikeleri çok önceden sezen, Allah ile irtibatı kavi ender-i nâdirattan bir insan. Şöyle de diyebilirim; bir insanın kadrini kıymetini bir yaptıklarından bir de düşmanlarından hareketle takdir edebilirsiniz.”
Bu da güzel bir gelişme..
Gülen’de, böylesi değişmeler var ama..
Türkiye’deki sempatizanları..
Kılıçları çekmişler, gözleri kapalı saldırıyorlar, her yere..
Today’s Zaman’ın Ankara Temsilcisi imiş.
Yeni tanıdım beyefenediyi..
Abdullah Bozkurt imiş adı soyadı..
Altın madencisi patronun televizyonundan diyor ki, “Yasin El Kadı, müttefikimiz ABD’nin terörist kabul ettiği birisi.. Bu adamı Türkiye’de karşılamak, nasıl bir iş? Çok sorunlu bir iş.. BM’nin kararı olsa bile.. ABD’nin Hazine Bakanlığı internet sitesinde, bu kişinin halen sakıncalı olduğu yazılı” diyor..
Yani Abdullah Bey’e göre..
Biz ABD’den alacağız talimatları..
BM’den bile değil..
ABD’nin Hazine Bakanlığı internet sitesine gireceğiz..
Orda ne yazıyorsa, ona göre uygulama yapacağız.
Yasin El Kadı’nın açıklamasına baktım..
“ABD’de de, 2010 yılında beraat ettim” diyor.
Demek ki, beraat etmesine rağmen, idari bir kararla, malvarlığı ABD’de dondurulmuş..
Gülen’in sempatizanları ise, “ABD’nin yargı organları da değil.. Hazine Bakanlığı ne diyorsa, o!” diyor, başka bir şey demiyorlar..
Gülen’de değişim var..
Ama sempatizanları, hâlâ 17 Aralık’ta..







