--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Başbakan’dan ödül al, onun sözünden bize dava aç!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Oooo..

Ne oldu böyle..

Dün Başbakan söylüyor, mitinglerde meydan okuyup, deşifre ediyordu..

Korkak gazeteler, Başbakan’ın yaptığı açıklamayı bile görmezden gelip, sansür uyguluyorlar, es geçiyorlardı..

Biz ve bir-iki gazete, ülkenin en yetkili yöneticisinin açıklamalarını haber olarak yayınlıyordu..

“Divan Oteli”nin, Gezicilere açıldığını..

İSPARK’ın parkının yönetiminin, fiilen Divan Oteli yetkililerine geçtiğini.. 

Ve daha neleri neleri..

Yazıyorduk.

Hemen ertesi günü, davayı yiyorduk..

“Ne istiyorsunuz? Başbakan’ın açıklamasına sansür mü uygulayalım? Başbakan söylemiş. Gezi isyanında kimin kimle bağlantılı olduğunu, MİT’in direkt bağlı olduğu Başbakan bilmeyecek de, kim bilecek? Divan Oteli, Geziciler tarafından kullanılıyor mu, kullanılmıyor mu, tüm istihbarat kurumlarının bağlı olduğu en üst yönetici bilmeyecek de kim bilecek? Başbakan söylüyor bunları.. Varsa bir yanlış, önce Başbakan’a dava açıp, hakkınızı arayın” diyecektik.

Ama Rahmi Koç da.. Mustafa Koç da.. Ali Koç da.. Ömer Koç da.. Divan Oteli de.. Koç Holding de..

Hepsi, sadece bize dava açtı...

Bizden tazminat isteyip, bizim cezalandırılmamız için savcılığa şikayet dilekçesi verdiler...

10 kadar ceza davası sürüyor..

Şöyle böyle 500 bin TL’lik para cezası kapıda.

Cezayı yatırmadığımızda, artık kalan ömrümüzü, cezaevinde geçiririz..

Neyse ki, tazminat davalarının çoğunda, benim ismim geçmiyor..

Gazetenin sahibi şirketten istiyorlar, 1 trilyona yakın tazminatı..

Evet, dile kolay..

1 trilyon da, para cezasına ilaveten, tazminat isteniyor..

Neymiş?

“Divan Oteli’ne Avrupa’dan ödül” denilmiş.

“Ver 50 bin kaymak..”

“Ödülü almaya gitmediler” denilmiş.

“Ver 50 bin TL..”

Böyle böyle..

Trilyona merdiven dayanmış..

•

İyi de, bu haberlerin çoğu, yukarıda belirttiğimiz üzere, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına dayanıyor..

Akit’e dava açanlar, Başbakan’a tek dava açmıyorlar.

Bir de üstelik, Başbakan’ın kapısından ayrılmıyorlar..

Fabrikanın açılışına davet ediyorlar..

Başbakan açılışa katılıyor.

Ertesi hafta, “Çok teşekkür ederiz Sayın Başbakanım” demek için, konutta iade-i ziyarette bulunuyorlar.

Hemen ardından..

Ödülleri Başbakan’ın elinden alıp, gülümsüyorlar.. 

Ne oldu böyle?

Başbakan’ın söylediklerini yazdığımız için biz ceza yiyeceğiz..

Onlar Başbakan’la fabrika açılışlarında, ödül törenlerinde birbirlerine gülümsemeye devam mı edecekler?

•

Eleştirim, “Başbakan niye fabrika açılışına gitti? Niye Koç’lara ödül veriyor” penceresinden değil..

Başbakan, kendi fikrini açıklıyor..

Samimi kanaatini söylüyor..

“Gezi olayı bir darbe girişimidir” diyor.

“Sorumluları şunlar şunlar şunlardır” diyor..

Bunlar, Başbakan’ın şahsi ve samimi düşünceleri..

Kimseden çekinmeden de, bu kanaatini defalarca tekrarlıyor..

Ama..

Oturduğu resmi koltuk..

Ülkeye ekonomik rahatlık getirecek bir girişimin başarıya ulaşmasını da desteklemeye mecbur ediyor..

Onun için fabrika açılışına katılıyor..

Ekonomik alanda, en fazla ihracat yapanlara ödül verilirken... En fazla ihracat yapanlar listesinde Koç’un şirketleri de olunca..

Başbakan’ın bulunduğu resmi kimlik, o ödülü muhataplarına vermeyi zorunlu kılıyor..

Olayın Başbakan açısından izahı bence bu..

Dün, bir yılda 150 milyon yolcu hedefli havalimanının temelinin atılması sırasında bile, “Gezi Zekalılara” yaptığı göndermeler, Başbakan’ın daha önce dillendirdiği görüşlerinden dönmediğini gösteriyor..

O halde, dersi alması gereken, Koç grubu..

Gezi isyanı sırasında, Divan Oteli’nde yaptıkları yanlışı, bir özeleştiri ile düzeltmelidirler..

Akit’e dava açarak, gerçeklerin üstünü örtemezler.

Tam aksine, bilmediğimiz gerçekleri, o davalar sırasında yaptığımız araştırmalarda, bize göstermiş oldular...

Divan Oteli-İSPARK ilişkisini..

Caddenin altına, Divan Oteli içinden geçiş olan bir parkın yapıldığını..

İSPARK’ın işlettiği parkın, Koç tarafından inşa edildiğini..

Sonra işletmesi karşısında İSPARK’tan her yıl ödeme alındığını..

Karışık mı karışık, nice işlemleri.. Nice ilişkileri, bu davalar sırasında öğrenmiş olduk..

Umarım, tazminat kazanacağız derken..

“Aysberg”in görünmeyen yüzünü bize göstermiş olmazlar..

Temennim onlar için.

Yoksa; aysbergin her tarafını halka göstermek, bizim zaten asli işimiz!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle