--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Balyozcular, 12 Eylülcülere niye sahip çıkıyor?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Balyozcular; planladıkları “darbe”yi gerçekleştirememişlerdi.

Dolayısı ile, verilen cezalara itirazları da şiddetli olmuştu.

Bir anlığına, biz de Balyozculara verilen cezanın, eylem plan aşamasında kaldığı için, ağır olduğunu kabul edelim.. 

Dahası, darbenin planlayıcısı 10-15 kişinin dışında 200’den fazla kişiye ceza verilmesinin haksız olduğunu da, yine bir anlığına kabul edelim.

Peki, Balyozculara verilen cezaya şiddetle karşı çıkanlar, 12 Eylül darbecilerine verilen cezaya ne diyorlar?

12 Eylül darbesi, sadece planda kalmamış.. Gerçekleşmiş bir darbe..

Ve verilen ceza da, 200-300 kişiyi kapsamıyor..

Topu topu, iki kişiye verilmiş bir ceza sözkonusu..

Balyozcuları savunanlar, “12 Eylül darbesi ayrı.. Orada gerçekten yapılmış, tamamlanmış bir darbe var.. 12 Eylülcülere verilen ceza doğrudur” deseydiler..

“Balyoz’da zaten kumpas vardı.. Biraz abartı vardı. Üstelik darbe de tamamlanmamış ki” der, bu arkadaşlara kısmen de olsa katılır, iyiniyetli olduklarını söyleyebilirdim..

Ama şöyle bir bakın...

Balyozcuların haksızlığa maruz kaldığını iddia eden kim var ise.. 

Hemen hepsi.. 

12 Eylül darbecisi Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’ya da sahip çıkıyorlar.

Böyleceee.. 

Suçüstü oluyorlar..

“Balyoz bir plandı. Gerçekleşmemişti. Teşebbüstü. Ceza çok ağır” derken, samimi olmadıklarını ispatlıyorlar..

“Balyoz’da o kadar kişi niye mahkum edildi? Askeriyede verilen emri yerine getirme zorunluluğu var. Alt kademedeki subaylara niye ceza verildi ki?” derken, aslında bizi kandırmaya çalıştıkları ortaya çıkıyor.

Net olarak söyleyelim: 

“Balyoz’da ‘Hiç kimseye ceza verilmemeli’ diyenlerin tamamı, şu an bile ellerinde imkan olsa, AK Parti’nin bir dakika iktidarda durmasına izin vermez, alaşağı ederler.. Böyle bir suça bugün teşebbüs etmiyorlarsa, bunun sebebi demokrasiye tahammülleri değil, başarılı olamayacaklarını bilmeleridir. Çünkü bu adamların tamamı darbeci!”

Bu kafadakilerin mantıkları da şu: 

“Suçlamaya göre, savunma geliştirelim.. Darbe; plan aşamasında mı kalmış? ‘Darbe tamamlanmadı ki!’ diyelim.. ‘Ortada darbe yok ki’ diyelim. Darbe yapılmış, bitmiş mi? ‘Yargılayamazsınız ki. Üzerinden 34 yıl geçmiş’ diyelim...”

Evet, demokrasi yanlısı gibi görünen darbecilerin mantıkları; işte bu..

•

Bir deprem profesörü ateist vardı.

YÖK’e üye yapılmak istenmişti.

“Muhasebecisinin hatası” olarak tanımladığı “engel”i gazeteniz akit ortaya çıkarınca..

Hem disiplinlik olmuş..

Üniversiteden atılmasına ramak kalmış..

Hem de YÖK üyeliği hayal olmuştu.

Şimdi yine kafasını çıkarmış, “darbeci avukatlığı” yapıyor...

Darbecilerin hükümran olduğu yıllarda, başörtülülere “fahişe” diyecek kadar seviyesizleşen Fatih Altaylı’nın köşesinden, darbeleri övüyor!..

Ateist prof. şöyle diyor: “Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz Davası hakkında aldığı kararı öğrendim. İnan sevinçten gözyaşlarımı tutamadım. (..) Ama bu sevincimi gölgeleyen bir şey var. O da 9. Cumhurbaşkanımız Sayın Kenan Evren ve eski Hava Kuvvetleri Komutanlarından Sayın Tahsin Şahinkaya hakkında bir başka mahkeme tarafından verilen suçluluk kararı ve müebbet hapis cezalarıdır.”

Aklı Demirel’de kalmış olmalı ki.. 

Evren için “7. Cumhurbaşkanı” yerine, “9. Cumhurbaşkanı” diyor.

Onu geçelim..

Adam resmen, darbeci iki generali övmeye kalkmış.. Sadece aldıkları cezaya üzüldüğünü söylemiyor.. Bir de açık açık, darbenin haklı olduğunu söylüyor: “Darbeyi ne yazık ki kaçınılmaz hale getirmiş olan, aşırı sağın ve aşırı solun çığırtkanları tarafından darbeden sonra olan bütün olumsuzluklar darbeyi yapanların sırtına yüklendi.”

Adamda utanma olmadığı için.

Kendisi de suçu itiraf ediyor, “Darbeyi yapanlar” ifadesini kullanıyor..  

Darbe yapılmış.

Adam, kanunların suç olarak tanımladığı “darbe”nin haklılığını anlatmaya çalışıyor.

Bu ateistin kafası ile hareket ederseniz, katil de; adam öldürürken, aslında ne kadar haklı olduğunu, size anlatır.

Hırsız da “çalmakta ne kadar haklı olduğunu”, uyuşturucu kaçakçısı da, “bu işi yapmanın ne kadar milli menfaatlere uygun olduğunu..” size rahatlıkla anlatır.

Her suçlu için, bir haklılık gerekçesi mutlaka vardır.

Ama anlayamadığımız; suç işleyenlerin, bilim adamı kisveli bu zevat tarafından, böylesine pervasız bir şekilde savunulması..

“Darbeden başka çare kalmamış”mış!

Şimdi gelin de, Başbakan’ın bu Fatih’i arayıp, “Ne yapıyorsun Fatih... Ne zamandan beri, darbelere ‘zorunlu idi’ savunması ile mazeret üretilir oldu? Bu apaçık darbecilik değil mi?” demesini beklemeyin..

Başbakan aramayınca..

Bir savcı da arayıp, “Buyrun ifadeye” demiyor işte.. Hem ateist profesörü.. Hem de ona köşesini açan zatı çağırmıyor, hiç kimse...

“Gelin izah edin bakalım, darbe nasıl kaçınılmaz oluyor?” denilmiyor, bu darbecilere!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle