“Bal”lı “bay”: Balbay!..
Ne oldu? Anayasa Mahkemesi, Mustafa Balbay hakkındaki gerekçeli kararını Pazartesi gününe yetiştirecekti hani..
Anayasa Mahkemesi’nin 1. Bölüm başkanı gazetelere o yönde demeç vermişti!
Pazartesi oldu.. Pazartesi’nin akşamı oldu..
Anayasa Mahkemesi’nden gerekçe çıkmadı ama..
13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden, tahliye kararı çıktı..
Gerekçe olmadan, neye göre karar verdilerse?
Anayasa Mahkemesi ile aralarında, kırmızı telefon kurmuş olabilirler mi?
Böyle bir usul yok ama..
Ortada usul-musul bırakmadıklarına göre, artık her şey olabilir..
Baktım 1. Bölüm üyelerine..
Üç tanesi, A.Necdet Sezer’in atadığı üyeler..
Başkan Serruh Kaleli, DSP’nin has adamı.. Hatta üyesi.. Hatta...
DSP’yi hatırlamayanlar olabilir.
Bülent Ecevit’in, solcu partisi.. 28 Şubat’ın iktidar yaptığı parti.
İşte o DSP’li, avukat kontenjanından, Sezer vasıtası ile Anayasa Mahkemesi üyeliğine getirilmiş..
İkinci üye Mehmet Erten..
Üçüncü üye Z. Ayla Perktaş..
Sezer’in atadığı üç üye bunlar..
İki üye ise, 11 yıldır iktidarda olan siyasi kadronun göreve getirdiği isimler..
Beşte iki!
Gülen grubundaki arkadaşlar ne diyorlardı?
“11 yıldır iktidardasınız... İnsaf yani..”
Ben de şimdi Anayasa Mahkemesi’ndeki bu üye yapılanmasına aynısını diyeyim..
“11 yıldır iktidardasınız, yani!”
Diyeyim ama..
Birisi de çıkıp dese ki, “Necdet Sezer deyip geçme.. Gülen grubunun desteklediği Bülent Ecevit oturtmuştu, Çankaya’ya Necdet Sezer’i!”
Ne diyebilirim?
•
Her ne kadar, o üç üyenin atanmasında kendi parmakları olsa da..
Şimdi diyorlar ki, “Tayyip Erdoğan’ın 11 yılında da, her şey eskisi gibi..”
Gülen grubu, solcuların kadrolaşması için ortam sağlasın..
Sonra da, solcu kadrolaşmaların tüm devlet katındaki yaptıklarından (fişlemelerden, MGK kararlarına kadar) Tayyip Erdoğan sorumlu olsun!
Adalet mi bu?
Adalet değil ama.. Daha kötüsü var..
Hocaefendi ikaz da edebilirdi hani: “Beceremediniz.. Gidin artık!”
•
“Anayasa Mahkemesi’nin ‘gerekçeli kararı’ ortada yok” dedik...
Açıklanacağı söylenen Pazartesi günü; gerekçe yoktu. Dün akşam saatlerine kadar da ortalıkta görünmedi..
Aslında mahkemenin, “kısa kararı açıklaması” diye bir uygulaması da yok..
Bireysel başvurularda, ilk defa kısa karar duyurusu yapmışlar..
Yani, karar Balbay için ama.
Aynı zamanda, “bal” gibi, bu “bay” için verilmiş bir karar..
Her yerinden fışkırıyor, “Ben ‘özel’im.. Ben ‘senin için’im” diye..
•
Gerekçeli kararı niye merak ediyorum?
Oy çokluğu ile mi, yoksa oybirliği ile mi alındığını bilmek için... Gerekçesinin ayrıntılarını öğrenmek için..
Ortada gerekçe yok..
Ama gerekçesiz karar gereği, tahliye jet gibi..
Şimdi ister misiniz, tahliye kararı çıktığı için.. Gerekçeyi günlerce, haftalarca açıklamasınlar..
Sonra da “Biz size ‘Tahliye edin’ mi dedik” diye bambaşka bir gerekçe ile karşımıza çıksınlar..
Olur mu?
Bir hukukçu olarak söyleyeyim.. Böyle bir ihtimal, beni şu an yaşanandan daha fazla şaşırtmaz..
Ne mi oldu, şu an?
Ne olmadı ki?
Yerel mahkeme karar veriyor.
Ama kararında bas bas bağırıyor: “Aslında tahliye olmaması lazım!”
Nerden çıkartıyorum bunu..
Kararın metninden: “5 yıllık azami süre dolmamıştır” diyor yerel mahkeme.
Devamında.. “Devlet aleyhine işlenen cürümler” diyor. “Tutuklandıkları tarihte milletvekili değillerdi” diyor.. “Kanunun hükmü açık” diyor..
Amaaa..
Sonrasında ise, “seçilmiş milletvekillerine özgü olarak ve seçilme hakkı dikkate alınarak verilmiş bir içtihat” diyor..
Elinin kolunun bağlandığını ima ediyor!
“Görünen o ki, ‘Bal’ gibi, bu ‘bay’ için vermişler kararı” demeye getiriyor..
Dahası var.. Yerel mahkeme, esas hakkında kararını daha önce açıkladığı için.. Aslında tahliye talebini, Yargıtay sonuçlandırması gerekiyordu..
Bunu da hatırlatıyor, yerel mahkeme: “Her ne kadar gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve gerekse AİHM kararları gereği mahkemenin hüküm verdikten sonra hükmen tutukluluğuna kadar verdiği sanıklarla ilgili herhangi bir tasarrufu söz konusu değilse de..”
Daha ne desin..
“(Bal) gibi bu (bay) için verilen karara boyun eğmemek, gücümüzü aşıyor” diyorlar..







