Bakın siz şu Prof.'un dediğine!
Alnı secdelilerin bugünlerde pek bir rağbet ettikleri..
Samanyolu’na.. Ordan Mehtap TV’ye..
Ordan Bugün TV’ye..
Hemen ardından Kanaltürk’e geçip, saatlerce aynı palavraları anlatan bir Prof. var..
Ailesinin çoğu ateist olan bir Prof.!..
Yıllardır “Battık batıyoruz. Az kaldı, azıcık kaldı” türünden dehşet senaryoları uydurarak, ekonominin iflas ettiğini iddia eden iktisat profesörü olan hayalci bilim adamı şöyle diyor, son söyleminde: “Hırsızlığın hesabının görüleceği yer sandık değildir.”
O böyle diyor..
Ardından da, onu takiben, eline “tuzluk” alıp koşan yüzlerce yazar, TV programcısı oluyor.
Zaten ortak noktadan emir aldıkları için.
İşareti gördüler mi, hemen oraya koşuyorlar..
Oysa bir saniye düşünseler..
Ne dediklerine bir baksalar..
“Biz ne saçmalıyoruz” diyecekler de..
Düşünme kapasiteleri, bir saniyelik de olsa,yok..
Nedir konu?
17 Aralık ve 25 Aralık’ta karanlık operasyon yapıldı ya..
Bakanlara, onlardan da Başbakan’a kadar uzatılmak istenen bir karanlık operasyonda gözaltılar yaşandı ya..
O operasyonda, sözümona acayip yolsuzluk iddiaları var ya..
Başbakan da, “Bu yolsuzluk değil, karalama soruşturması” diyerek, suçlama yapanlara restini çekti ya..
“Halk 30 Mart’ta, karanlık operasyonu düzenleyenlere gereken cevabı verecektir” dedi ya..
İşte bu Prof. şimdi diyor ki, “Sandıkta oylanan şey başkadır.. Yolsuzluk başka. Yolsuzluğun olup olmadığının belirleneceği yer sandık değil, mahkemedir.”
Adamın yaşı 60’a dayanmış ama..
Hâlâ “halk”a saygı duygusunu geliştirememiş..
Ne yani, halk, yolsuzluk yapana oy mu verecek?
Halkın, hırsızlık yapan siyasilere oy verdiği, nerde görülmüş?
Açıklanmamış yolsuzluk vardır..
“Halk bilmiyor ki” dersiniz.
Ama olup olmadığı belirsiz iddiaları bile, öyle pompaladınız ki..
Sanki yolsuzluk kesinmiş gibi halkta bir algı oluşturdunuz...
Ama yine de, halkın sandıkta, yine mevcut siyasi iktidarın adaylarına oy vereceğinden eminsiniz..
Ki, “Sandık ayrı şey” diyorsunuz..
İnsan biraz utanır..
“Ortaya bir palavra attık.. Ama kimseyi inandıramadık.. Onun için, sandıkta da, bu iftiramızın getirisini toplayamayacağız gibi görünüyor..” diyeceğinize..
“Yolsuzluk, sandıkta aklanmaz” diyorsunuz..
O zaman..
Akademik unvanı da olan bu şamatacıya hatırlatayım..
Sık sık övgüler düzdüğün Amerika’da ceza yargılaması nasıl yapılıyor?
Mesela, bir yolsuzluk iddiası var..
Ne yapılıyor, bu iddia üzerine..
Gerek soruşturma aşamasının sonunda iddianame hazırlanırken..
Gerekse karar verileceği zaman..
“Jüri” dediğimiz sistem devreye girmiyor mu?
Yani, “hakim” sıfatı olmayan, halktan insanlar, “Yolsuzluk vardır/yoktur” şeklinde kanaatlerini açıklamıyorlar mı?
Sonrasında da hakim, jürinin kanaatine göre, uygun cezayı veya beraati vermiyor mu?
Hani “sandık belirleyici” olamazdı..
Bırakın halkın genelinin katıldığı bir kanaat açıklaması niteliğindeki seçimleri..
Halkın içinden seçilmiş birkaç kişinin kanaati bile, “Yolsuzluk vardır/yoktur” kararının çıkması için yeterli oluyor..
İşin doğrusu nedir?
Gerçekten hakimler, savcılar dış müdahalelere açık olmasalar..
Halkın yargılamaya katılması biraz lüks kaçabilir..
Ama, son olayda yaşandığı gibi, başsavcıdan gizli.. Ondan gizli, bundan gizli.. Uyap’a girilmeden, deftere işlenmeden.. Böylesine kaçak göçek bir soruşturma varsa.. Birileri bunu manipüle ederek, üç soruşturmayı tek günde gözaltılara çevirdi ise..
Bırakın da bu konuda son kararı, sandık versin..
Millet versin..
Aslında savcılar da, hakimler de, zaten millet adına karar vermiyorlar mı?
Bırakın, “adına karar verme” işini..
Milletin kendisi burda olduğuna göre..
Bırakın onlar “asaleten” versinler kararını.
Niye korkuyorsunuz?
Kurduğunuz tezgahların, attığınız iftiraların deşifre olacağını şimdiden görüyorsunuz, değil mi?
Halkın sağduyusunun galip geleceğini biliyorsunuz..
Onun için şimdiden, hazırlık yapıyorsunuz, “Yolsuzluk sandıkta aklanmaz” diye..
İyi de, yolsuzluk olduğunu kim söyledi?
Sen söylüyorsun..
Yani hakim sensin.. Savcı sensin..
“Millet de seyirci olsun” diyorsun..
Değil mi?
Yemezler iktisat profesörü.. Yemezler..
Bir günde 15 kanala da çıksan, attığın palavraları, bu millet yemez!







