--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Anayasa Mahkemesi’nden darbeci Balbay’a kıyak!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un  geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası diyor ki:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
Bu madde gereği, Anayasa Mahkemesi yüzlerce dosyada, “Sizin hakkınızdaki karar, 23.9.2012 tarihinden önce kesinleşmiş.. Kusura bakmayın” dedi ve talebi incelemeden reddetti..
Aslında Anayasa Mahkemesi şöyle demek istiyordu: “Yüzde yüz haklı olabilirsiniz. Çok büyük haksızlığa uğramış olabilirsiniz. Sizin derdinize derman olmamak, çok büyük bir vicdansızlık olabilir. Ama kanun böyle.. Bu hak yeni tanındı.. Belli bir tarih konuldu. Bu tarihten önceki yanlışlıklara, biz dokunamıyoruz. Kimseye ayrıcalık tanıyamayız. Sizin maruz kaldığınız haksızlığa da dokunamıyoruz.”
İşin mantığı da bu..
Gerçeği de bu..
Anayasa Mahkemesi’nin, “Zaman açısından yetkisizlik” diye tanımladığı yüzlerce karardan bir tanesinin ilgili kısmını size birebir aktarayım:
“Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenlemeler karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir. (B. No: 2012/947, § 16, 12/2/2013).”
Hemen devamında da, şu hatırlatmayı  yapıyor, aynı mahkeme:
“Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51, § 18, 25/12/2012).”
Buraya kadar her şey tamam mı?
Tamam..
Peki Mustafa Balbay hakkında, Anayasa Mahkemesi’nin 4 Aralık tarihli kararını nereye oturtacağız?
Önce karardan ilgili bölümleri aktarayım:
“Tutuklanmayı haklı gösterecek somut olay, olgu ve bilgi mevcut olmadığı halde tutuklandığı iddiası yönünden ‘açıkça dayanaktan yoksun’ olması..”
Medya gizliyor ama..
Mahkeme, “tutuklanmaya gerek bir durum yoktur” talebini, reddediyor..
“Balbay, haklı olarak tutuklanmıştır” diyor..
Ama öyle bir hava estiriliyor ki, sanki Anayasa Mahkemesi, tutuklamayı haksız bulmuş!
Yalandan kim ölmüş ki, Balbay’cılar da korksun!
Bu notu verdikten sonra, aynı kararda, Balbay’ın ikinci talebinin de reddedildiği bölümü vereyim:
“Adil yargılanma hakkı ile ifade hürriyetinin ihlal edildiği iddiaları yönünden ‘başvuru yollarının tüketilmemiş olması’ (...)”
Birçok gazete, Anayasa Mahkemesi’nin, Mustafa Balbay hakkında adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine karar verdiğini iddia etti..
Oysa karardaki ilgili bölüm açık.. “Adil yargılanma ilkesinin ve ifade hürriyetinin ihlal edildiği” iddiaları için, “KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA” kararı veriliyor..
Gelelim karardaki bence sorunlu bölüme..
Aynı kararda, seçilme hakkı ile ilgili olarak, şöyle deniliyor: 
“3. Seçilme hakkının ihlal edildiği (...) yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,”
Ancak bu ihlal kararı, öyle geniş bir anayasa maddesine dayandırılmış ki..
Gerekçeli kararda da bunun içinin doldurulması, pek mümkün görünmüyor..
Gerekçe gösterilen Anayasa’nın 67. maddesi şöyle:
“Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.”
Bu maddeden, Mustafa Balbay’ın, seçilme hakkının kısıtlandığı sonucu çıkar mı?
Bence çıkmaz..
Eğer Balbay için böyle bir netice çıkarırsanız..
Yarın teröristbaşı Apo için de aynı kararı vermeniz gerekir..
Bu bir yana..
Benim esas itirazım, mahkemenin niçin “Zaman açısından yetkisizlik kararı vermediği”ne..
Niye böyle karar vermeli idi?
Avukatlarının, Balbay milletvekili seçildiği için yaptıkları tahliye talebi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 23.6.2011 tarihinde reddedilmişti.
Yani 23 Eylül 2012’den çok önce...
Anayasa Mahkemesi, bu sebeple talebi reddetmeli idi..
Diyebilirler ki, “O tarihte ret kararı verildi ama.. Ret kararının sonuçları bugün hâlâ devam ediyor..”
Kusura bakmayın..
Her haksızlıkta, mağduriyet ilerki tarihlerde de bir şekilde devam eder..
Bu kapıyı açık tutarsanız..
“Zaman açısından yetkisizlik” diye verdiğiniz tüm kararları, tekrar ele alıp, incelemeniz gerekir..
Balbay’ın hakkı hak da.. Vatandaşın başı kel mi?

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle