--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Anayasa Mahkemesi ne çabuk tornistan etti?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Anayasa Mahkemesi’nin tivitır kararına itiraz ederken..

Haşim Kılıç’ın konuşmasındaki değerlendirmelere eleştiri getirirken..

Aslında çok kısa süre içinde, tornistan edeceklerinden, adım gibi emindim.

“Verdiğiniz karar, idare mahkemelerini, vergi mahkemelerini kapatmak anlamına gelmiyor mu? Bundan sonra kim idare mahkemesine gider ki? Herkes direkt size gelir, Sizden isterler, taleplerini” hatırlatmasında bulunmuştum.

Üzerinden yıllar, aylar geçmedi..

2 Nisan’da tivıtır kararını vermişlerdi..

25 Nisan’da verilen yeni bir kararda ise, tam aksini hükme bağladılar..

1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına izin verilmediği.. İşçi Bayramı’na çok kısa süre kaldığı.. İdari mahkemeye gidilmesinin etkin bir hak arama yolu olmadığı.. Gerekçeleri ile yapılan müracaatı...

Anayasa Mahkemesi 1. Dairesi, “İdare mahkemesine gitmeden, bana gelmişsin” diyerek reddetti..

Buna tornistan denilmez de ne denir?

•

Anayasa Mahkemesi 2. Dairesi, tivitır kararında aynen şunları demişti; “Bu durumda yargı kararının yerine getirilerek siteye erişimin ne zaman sağlanacağı konusundaki belirsizliğin sürmesi karşısında ihlali ve olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak bakımından etkili ve erişilebilir nitelikte bir koruma sağladığının söylenemeyeceği ve böylece başvurucuların idare mahkemesine başvurmalarının etkili bir yol olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

Şimdi ise aynı mahkemenin 1. Dairesi diyor  ki, “Açıklanan nedenlerle, yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine başvurmaksızın ve şikâyetlerini usulüne uygun olarak iletmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin ‘başvuru yollarının tüketilmemiş olması’ nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.”

Birbiri ile temelden çatışan iki karar..

Anayasa Mahkemesi’ni yere göğe sığdıramayanlar, buyursunlar 1 Mayıs kararını izah etsinler!

•

Haşim Bey tivitır kararı için diyordu ki, “Mahkememiz oybirliği ile almıştır.”

Böylece ortaya tekrar çıktı ki, “Mahkemenin oybirliği değil, Daire’nin oybirliği var!”

Sadece 5 üyenin katıldığı toplantıda karar alınmış olması sebebi ile, Daire’nin bile oybirliği yok ama...

Orasını es geçelim..

Birinci Daire’nin kararı ile birlikte..

Şu kesin olarak ortaya çıktı ki; Anayasa Mahkemesi, “idari yargı yolunun, etkili bir hak arayışı olmadığı” kanaatinde değil!

Garip olan şu ki:

Elimizde, ikisi de Anayasa Mahkemesi dairelerine ait olan iki çelişik kararı var.

Birisi, “İdare Mahkemesi’ne gitmeye gerek yok” diyor..

Diğeri ise, “İdare Mahkemesi’ne gitmeden, bana niye geldin?” diyor.

Buyursun Haşim Bey, ayıklasın pirincin taşını..

•

Haşim Bey diyordu ya, “Yazılı hukuk kurallarında çok sık aralıklarla yapılan değişikliklerin, toplumda hukuk güvenliğini sağlayabileceğinden bahsedilemez.”

Peki, sık aralıklarla değişen içtihadlar, hukuk güvenliğini zedelemez mi?

•

Şimdi ne yapılacak?

1. Daire ile 2. Daire üyelerinin boks maçını seyredecek halimiz yok..

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun toplanıp, içtihadları birleştirmesi gerekir.

Ama siyasete bulaştıkları için..

Bunu yapmaları da çok zor..

Toplansalar bile, büyük ihtimalle, “Kararlar çelişmemektedir. Farklı konularla ilgili yorum sözkonusudur. 2. Daire’nin kararı, özel bir olaya özgüdür.. 1. Daire’nin kararı ise, genel kuralı tekrarlamıştır” diyecekler..

Bizi aptal yerine koyacaklar..

İşin doğrusu şudur..

Taklit ettikleri AİHM..

DGM’lerdeki asker üyeyi “bağımsız yargıç” kuralına aykırı bulduktan sonra..

Her müracaatta.. DGM’lerin yapısını incelemedi.. Tekrar tekrar asker üyenin konumunu irdelemedi..

“Asker üye barındıran DGM’ler, adil yargılanma ilkesini zedeler” dedi.. Tüm dosyalarda aynı kararı verdi..

Asker üyeli DGM, netice itibari ile doğru bir karar vermiş olsa bile..

“Adil yargılanma ilkesi ihlal edilmiştir” dedi..

Anayasa Mahkemesi’nin 2. Dairesi’nin tivitır kararı doğru olsa idi..

Yani “Türkiye’de idare mahkemesinde dava açmak, etkili bir hak arayışı olmadığı” kararı doğru olsaydı..

“1 Mayıs davası”nda da, 1. Daire aynı kararı vermeli idi..

Şimdi soru şu..

Haşim Bey diyordu ya: “Hukuk devletinin en belirgin  diğer bir özelliği ise, tasarruflarının öngörülebilir, ulaşılabilir açık ve şeffaf olmasıdır.”

Bu çerçevede soralım kendisine: “Sizin mahkemenizin kararlarını öngörebiliyor muyuz?”

Mümkün değil..

Tivitır’da öyle..

1 Mayıs’ta böyle..

•

Haşim Bey, kendi kazdığı kuyuya düştü..

Umarım, kuyuda fazla kalmaz..

“Ne yaptık biz” deyip.. Çabuk çıkar, o “derin kuyu”dan!

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle