--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Anayasa Mahkemesi için Şentop az bile söylemiş!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Anayasa Mahkemesi eksenli tartışmalarda, AK Parti’nin hukukçu milletvekili Mustafa Şentop, “Anayasa Mahkemesi’nde tuhaf bir durum var. Mahkeme kararlarını üyeler belirlemeli, üyeler karar vermeli, üyeler yönlendirmeli. Halbuki raportörler hakimiyeti var mahkemede maalesef. Raportör hakimiyeti ne yapıyor? Dosyayı raportör inceliyor, dosyanın sunumunu o yapıyor, üyelere o anlatıyor, o açıklıyor. Üyeler öyle bilgileniyor. Kararı onlar yazıyor, itiraz üzerine rötuşu onlar yapıyor, imzalıyor üyeler. Oranın asıl aktörü üyelerdir, raportörler yardımcı aktördür, yardımcı oyuncudur. Ama fiilen asıl rolü onlar üstlenirse sıkıntı ortaya çıkıyor.”

Yanlış mı söylüyor, Sayın Şentop!

Hayır..

Eksik bile söylüyor..

Nasıl?

Şöyle:

Anayasa’da, “raportör”ün adı yok desem, yanlış olmaz..

Üyeliğe kimler seçilebileceği belirtilirken “raportör”ün adı geçiyor.

Hepsi o kadar..

Bir de istatistiki bilgi vereyim.

Sadece Anayasa Mahkemesi için değil.. Tüm mahkemeler veya kurumlar için, Anayasa’da geçen “raportör” kelimesinin toplamı, sadece iki!

Ama kanuna gelince sıra..

“Raportör” kelimesi tam 107 defa geçiyor..

Ama yine de, Sayın Şentop’un dediği gibi, işin hakimiyetini “raportör”lere veren bir durum yok..

En net ifadeyi bire bir aktarayım..

Anayasa Mahkemesi Kuruluşu ve Yargılama Usulleri  Hakkındaki Kanun’un 26. maddesinden.. 

Başlık, “Raportörlerin görevleri..”

Madde metni de şöyle: 

“MADDE 26- (1) Raportörler, Başkan tarafından kendilerine verilen dosyaların ilk ve esas inceleme raporlarını hazırlar ve toplantılara katılırlar; bireysel başvurularla ilgili olarak Kanunda ve İçtüzükte belirtilen görevleri ifa ederler.

(2) Başkan tarafından gerektiğinde raportörlere tanık veya uzman dinleme ve benzeri görevler verilebilir.

(3) Raportörler Başkan tarafından komisyonlarda görevlendirilebilirler.”

Var mı kanunda, “Karar taslağı yazmak” diye bir görev?

Yok..

Anayasa’da da yok..

Kanunda da yok..

Ama gelelim, Anayasa Mahkemesi’nin kendisinin çıkardığı İçtüzük’e..

Ve görelim, Anayasa’nın, kanunun nasıl bypass edildiğini..

Adeta, “Siz ne derseniz deyin.. Biz elimizin tersi ile o maddelerin hepsini çöpe atıyor ve kendi kanunumuzu, kendimiz yapıyoruz” diyorlar..

Önce, yine istatistiki bilgi ..

İçtüzük’te “raportör” kelimesi, tam 168 yerde geçiyor..

Burdan bile anlıyorsunuz..

Neler olacağını..

Ve başlıyoruz, İçtüzük’teki skandalları okumaya..

Madde 38..

“Raportörler ve görevleri” başlığını taşıyor..

Ve şu metni içeriyor: 

“ ..

(5) Bireysel başvuru raportörleri, bireysel başvurunun kabul edilebilirliği veya esasına ilişkin karar taslaklarını hazırlar, toplantılara katılırlar.”

Gelin de şimdi, Mustafa Şentop’a hak vermeyin..

Hatta hak vermeyi bırakın, “Eksik demiş.. Anayasa’da olmayan.. Kanunda olmayan görevi, Anayasa Mahkemesi, içtüzükle röportörlere nasıl verir” diye isyan etmeyin..

Maalesef böyle..

Düşünebiliyor musunuz?

Bir dava açılmış.. 

Henüz Anayasa Mahkemesi üyeleri toplanmamış..

Herhangi bir kanaat belirtmemişler..

Görüşlerini daha açıklamamışlar..

“Davanın kabulü” mü diyecekler, “davanın reddi” mi diyecekler, kimse bilmiyor.. 

Bu aşamada iken..

Raportör kardeşimiz, kendi kanaatine göre, davanın kabulü veya reddi yönünde, karar taslağını yazıp bitirmiş bile..

Denilebilir ki, “O taslağı üyeler oyluyorlar, kabul edilince kesinlik kazanıyor!”

Boşverin siz bu hikayeleri..

Anayasa Mahkemesi üyeleri, Anayasa’nın kendilerine verdiği hak ve yetkileri kullanma iradesini gösteriyorlarsa..

Anayasa’nın kendilerine verdiği saygınlığı zedelememek istiyorlarsa..

Daha kendi oylarını kullanmadan, raportörlerin hazırlayıp önlerine koyduğu taslakları alır, çöpe atarlar..

“Biz oyumuzu açıklamadan, bize dayatma yapar gibi, bu taslak da ne oluyor? Bir daha, oylama daha yapılmadan, taslak maslak hazırlamayın.. Biz sizin emirkulunuz değiliz.. Biz sizin değil, siz bizim emrimizdesiniz..” derler, tavırlarını net olarak ortaya koyarlar..

Diyeceksiniz ki, “O içtüzüğü hazırlayanlar, daha oylama yapılmadan, raportörlere taslak hazırlama yetkisini verenler de Anayasa Mahkemesi üyeleri değil mi?”

Elhak doğru..

O zaman..

İş yine TBMM’ye düşüyor..

O içtüzükte yazılı olan ne kadar kanuna aykırı madde varsa, hepsi ile ilgili olarak “yapılamayacağı”na dair çıkartsınlar kanunu..

Görelim o zaman, Anayasa Mahkemesi üyeleri, Anayasa’nın kendilerine verdiği yetkiyi, üç-beş raportöre devredebiliyorlar mı?

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle