--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Altan yüzde 99’da mı, yüzde 1’de mi?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Ahmet Altan, “Roman yazacağım” diyerek, Taraf’tan ayrılmıştı..

Uzun süredir, ortalıkta görünmüyordu.

Roman bitti mi, yoksa roman adı altında ortalıktan mı toz olmuştu, bilinmiyor..

Şimdi bir konuşma ile gündeme geldi..

Paralel yapının gazetesi olduğunu artık tescilleyen Zaman, iki tam sayfasını ayırmış, ateist Ahmet Altan’a..

“Ne yapacaktı ki? Dava mı açacaktı, ‘Ülkenin huzurunu kaçıran, yalan içerikli konuşmalar yapıyor.. 50 bin lira isterim. 100 bin lira isterim. 4 yıla kadar hapis cezası isterim’ mi diyecekti?” gerekçesi ile Zaman’ın, bugün durduğu noktada “2 sayfa”nın az bile olduğunu söyleyebilirsiniz.. 

Manşette Mustafa Sungur ağabeyin kızını konuşturuyorlar “Hocaefendi kesinlikle hata yapmadı” diye.

Hatanın kralını da, içeride iki tam sayfa ile, bir ateiste destek vererek ispatlıyorlar....

Efsunlanmış akıllar, göremiyorlar..

Bilemiyorlar!

Düşünemiyorlar!

•

Ne demiş, Ahmet Altan?

“Gazetecilik nedir? Bana sorarsanız, yüzde doksan dokuzu alçaklık ve korkaklık, yüzde biri ise dürüstlük ve cesaret olan bir meslektir” demiş.

El hak doğru demiş.

El hak, kendisinin yüzde doksan dokuz içinde olduğunu hatırlamamıza, vesile olmuş..

“Niye ki?” diyeceksiniz.

Önce; ben de gazeteciliğin en temel özelliğini söyleyeyim; “Fikri takiptir” diyeyim..

Yoksa, her meslekte alçaklık ve korkaklık vardır. Her meslekte dürüstlük ve cesaret vardır..

Ben fikri takibimi yapayım.. Altan’ın kendisinin yüzde doksan dokuz içinde niçin kaldığını ispatlayayım..

Yazısının tarihi, 29 Ağustos 2012..

Başlığı: “400 kilometre”.

Okuduğum tarihte, kan beynime sıçramıştı..

Bir insan, teröre bu kadar mı çanak tutar?..

Teröristi bu kadar mı över?

Ülkede kan dökülmesi için, bu kadar mı arzu duyar?

Yazısının başka hiçbir amacı yoktu..

Birazcık da, “Tayyip Erdoğan’a körü körüne düşmanlık”tan kaynaklı hırsı olduğu söylenebilir ama.

Yazının nihai hedefi, PKK övgüsünden başka bir şey değildi..

Yazıdan küçük küçük bölümler aktarayım..

Ana temasını bozmadan: 

“Herhalde, BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın cümlesi tarihe geçecek. ‘Çukurca-Şemdinli arasındaki 400 kilometre PKK’nın kontrolü altında’ dedi. 400 kilometre dediğiniz mesafe, İstanbul’la Ankara arasındaki mesafe kadar, Demirtaş’ın söylediğine göre böylesine geniş bir bölge PKK’nın denetiminde.

Demirtaş, o bölgede ordunun ‘operasyon yapmadığını, operasyonu PKK’nın yaptığını da’ söyledi.”

Buyrun, ateist Altan’ın yazısının üzerinden iki sene geçtikten sonra..

Söyleyin bakalım, kim nereye operasyon yapıyormuş?

Kim nereye hakimiyet sağlamış?

Kışkırtıcılığı bu kadarla sınırlı değil Altan’ın. Bakın aynı yazıda bir de ne diyor:

“O bölgede, söylenenlere göre 700 PKK’lı var. Yüz bin civarında da asker ve korucu.

700 kişi, yüz bin kişinin elinden 400 kilometrelik bölgeyi nasıl aldı?

700 kişi, 400 kilometrelik bölgeyi nasıl denetimi altında tutuyor?”

Milliyetçi vatandaşlarımızın damarına basmak için, şu ifadeler de aynı adamın: 

“400 kilometrelik bölgeyi 700 kişilik bir güce kaybeden devlete ‘devlet’, orduya ‘ordu’ denmez çünkü.

Ordu fiilen yok demektir.

Ya PKK 1500 kişiyle gelseydi ne olacaktı?

Ankara’ya kadar denetimi ele geçireceklerdi herhalde.”

Ve orduyu kışkırtarak, kardeş kavgasını tavan yaptırmak için sarfedilmiş iki kısa cümle daha: 

“Dünya askerlik tarihinde bile bir örneğinin bulunacağını sanmıyorum. Yedi yüz kişi bir orduyu yeniyor, karakollara hapsediyor ve bütün bölgenin denetimini ele geçiriyor.”

Şimdi tekrar dönelim, Altan’ın önceki günkü konuşmasına..

Diyor ki Altan, “Bir gazeteci için ‘devlet çıkarı’ diye bir kavram yoktur, olamaz. ‘Devlet çıkarını’ korumak ‘devlette çalışanların’ işidir. Basının yüzde doksan dokuzu alçakça davranıyor. Gerçekleri saklıyor. Gerçeği söyleyenlere saldırıyor.”

2 yılın sonunda, tekrar gerçeklere bakalım..

Ahmet Altan, gerçekleri mi söylemiş?

Yoksa paralel devletin çıkarı için mi yazmış, 26 Ağustos 2012 tarihli yazısını..

Bir yandan PKK’yı övüyor. Bir yandan TSK’yı tahkir ediyor. Bir yandan milliyetçi insanlarımızı tahrik ediyor..

Girsinler birbirlerine..

Ama küçücük bir gerçeklik payı yok, yazısının..

2 senelik süreç, ispatlıyor, bu gerçeği bize.. 

Hani, PKK’nın 400 km’deki hakimiyeti?

Nerede 700 kişinin TSK’yı yendiği?

O yazının kaleme alınmasından 3-4 ay sonrasından itibaren.. 

Bugüne değin (elhamdülillah diyelim) tek bir askerimizin, terör sebebli olarak cenazesi gelmedi..

Bu Altanlara rağmen..

Altanlara çanak tutan, bu paralelcilere rağmen!..

Ne diyor, Altan: “Gazetecilerin işi, gerçeği çıkarmaktır.”

Altan, 2 yıl önce, gerçeği mi çıkarmış?

Yoksa, gerçeği altüst etmek için mi yazmış, o yazıyı?

Buyrun, söyleyin ve kararınızı verin: “Altan, % 99’un mu, % 1’in mi içinde?”

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle