--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Allah söyletmiş: “Bir güne bu kadar yalan sığar mı?”

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
Kendisini Türkiye’nin en çok satan gazetesi olarak tanıtan ve bu özelliğini dershaneler tartışmasından sonra gösterdiği büyük gayret ile ispatlayıp, fakir fukaranın cebinden 150 milyar liranın çıkması ve dış güçlere aktarılması operasyonunda en etkin rolü oynayan Zaman gazetesi, dün ilginç bir “birinci sayfa” yapmış.

Manşetlerinde “Urla’da bilmeden ayaklarına basmışım” diyor müstafi Ertuğrul Günay..

Konuyu biliyorsunuz. Urla’da işadamı Mustafa Topbaş’ın yaptırdığı villalar var. İddiaya göre, Bakan beye bağlı kurul tarafından, 1. derece sit alanı iken, 3. derece sit alanına dönüştürülmüş o alan.

 Ama “hükümetin üyesi” anlamında “bakan” değil, olayları seyretme anlamında “bakan” olduğu anlaşılan bu beyefendinin, anlaşılan o ki, izinsiz olduğunu ileri sürdüğü villaların yıkılması için bir girişimi olmamış.. 

Bakanlık gitmiş.. Şimdi efelik taslıyor..

Şakirtler de sormuyor bu bakana, sormuyor bu iddiayı ortaya atanlara: “Ruhsatsız inşaat yapılmasının cezasını, tecilsiz, ertelemesiz 4 yıl hapse çıkartan bu hükümet.. Varsa böyle bir ruhsatsızlık, nerede savcılık iddianamesi? Nerede ceza davası?” 

Kuru gürültü..

Milyar dolarlık bir işadamı, üç tane villa için 4 yıl hapis cezasına mahkum edilmeyi göze alır mır hiç?

Sormuyorlar, hemen manşet yapıyorlar.

Müslümanlar ya.. Ahlak timsali bir hoca’dan ders alıyorlar ya.. Ahirete inanıyorlar ya..

Nasıl oluyorsa, bu iş!

Bir de manşetin içinde, küçük bir alt başlık kullanmışlar: “İl genel meclisi: Villalar için yıkım kararı aldık, uygulayacak babayiğit arıyoruz.”

Hiç laga luga yapmaya gerek yok..

Kesinleşmiş bir kararı yollayın, ben gidip, her şeyi göze alıp yıkarım.. 

Var mısınız, Zaman’eciler..

Manşetin yanında, bir başka haber: “Basına sansürün ses kaydını Meclis kürsüsünden dinletti.”

Peşinen söyleyeyim, aile içi konuşmalar olmadıktan sonra, ben dinlemelerde yasadışılık savunmasının arkasına sığınmayı doğru bulmuyorum.. Dinleyen dinlesin. Dinliyorlar zaten.. Ama Hocaefendi’ye gelince “Yasadışı dinlemişler” deyip, Başbakan’a gelince büyük bir maharetmiş gibi birinci sayfadan haberini yapanlar, “Biz ahlak sahibiyiz” demesinler..

(Hükümeti devirme girişimini destekler tarzda yapılan bir haber için, Başbakan’ın bir medya organını arayıp, “Ne bu iş” demesini sansür olarak nitelemenin, “maktulün katiline itiraz etmemesini isteme” gibi bir saçmalık olduğunu da hatırlatayım.. O haberler sonrasında, hükümet devrilecekti.. Çapulcular, bu ülkenin başbakanını devireceklerdi.. Başbakan, çapulcuları seyir mi etseydi?.. Sizin müstafi bakanınızın yaptığı gibi!) 

Aynı sayfadan bir haber daha: “Bakanlık yolsuzluk fezlekelerini geri gönderdi.” 

Haberi okuyorsunuz, tam bir şamata.. Bakanlık mı yolladı, TBMM mi yolladı netlik yok. Telefonları dinleyenler, fezlekeyi kimin geri gönderdiğini bile bulamamış daha.. Tabii arada, “Yeni savcı, iddianameyi yeniden yazacağını açıkladı” şeklinde bir garabet.. Evvelki iddianameyi gören var mı? 

Yok. 

O halde, yalancı ne olsun?..

Yine birinci sayfadan, bu sefer açık bir samimiyetsizlik.. Düne kadar sabah akşam hakaret ettikleri Hasip Kaplan, Zaman’a akredite olmuş.. Sırf MİT’e vurmak için, referans olmuş: “Uludere’de istihbaratı MİT verdi” başlığı ile haber yapılmış.. Kendi çizgileri ile çelişkili, teröristlerin yaygın olarak kullandıkları bir söylem haber gibi sunulmuş.

“Minik Muharrem’in cenazesini böyle taşıdılar” haberi tam bir istismar.. Allah kimseye öyle acı vermesin.. Ama o acıyı bile, içinde çocuk cesedi olmadığı apaçık görünen bir çuvalın içinde imiş gibi göstererek, şahsi çıkarları için kullananlara ne diyelim: Allah ıslah etsin..

“Velilerden puan farkı için MEB’e dilekçeyle itiraz” da bir başka haberleri.

1.2 milyon öğrencinin imtihana girdiği sınavı itibarsızlaştırmak için, dört kişinin kazandığı okulun değişmesi üzerinden kaos çıkartmaya çalışıyorlar. Dört kişinin hakkının da, Milli Eğitim tarafından düzeltildiği açıklanmış iken!

“Otomotiv satışlarına ÖTV darbesi..”

“İşçi ve memur artıyor, esnaf azalıyor” başlıklı iki haberle de, muhalefet yapmak istemişler..

Papa’ya yapmadıklarını..

Sırf safları belli olması için, İmam Hatipli bir Başbakan’a yapmışlar..

Artık ne anlama geliyorsa..

Veeee.

Haberlerinin tümünün en kralını, birinci sayfanın en tepesine koymuşlar: “Bir güne bu kadar yalan sığar mı?”

Hayır, yanlış okumadınız. Aynen bu başlığı atmışlar..

Allah söyletmiş..

Onlar “hükümete yakın gazeteler”e yönelik bu başlığı attıklarını sanıyorlar ama..

Okuyucuların hepsi, Zaman için tekrarlıyor o başlığı: “Bir güne bu kadar yalan sığar mı?”

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle