% 52 oy alandan 4 üye % 38 oy alandan 15 üye
Milletvekilliği seçimlerinde, yıllardır itirazlar yapılır:
“Bu nasıl demokrasi? Halkın direkt milletvekillerini seçme hakkı yok.. Üç tane siyasi parti genel başkanı milletvekili listesi yapıyor. Halk partilere oy verirken... Dolaylı olarak, üç kişinin belirlediği isimleri milletvekili yapmış oluyor. Böyle demokrasi olmaz. Bu bir aldatmaca!”
Pazar günkü seçimde ise..
Aday olmak için 20 milletvekilinin imzası şartını yok sayarsak..
Halk direkt kendisi tercihte bulundu..
Şu parti listesi..
Bu parti listesi yok..
14 parti bir araya geldi.. Bir aday çıktı..
Diğer iki parti de, kendi adaylarını açıkladı.
Halk da sandığa gitti.
Direkt adaylara oylarını vererek, Cumhurbaşkanını seçti..
“Ben aslında AK Partiliyim ama.. Bölgemizdeki adayların çoğunu sevmem” itirazları..
“Ben aslında MHP’ye oy vermek istiyorum ama.. Gösterdikleri adayı hiç sevmiyorum” tartışmaları, son seçimde fiilen yaşanmadı..
Bu açıdan, “cumhurbaşkanlığı seçimi”ne, biraz daha fazla önem vermeli, değil miyiz?
Seçimi, biraz daha fazla önemsememiz gerekmiyor mu?
•
Bu seçime daha fazla önem vermemiz, ne ile olur?
Onun, önceki yıllarda dolaylı olarak seçilmesi sırasında sahip olduğu yetkileri, artırarak.
Öyle ya..
Halk, üç siyasi parti genel başkanının belirlediği listeye oy veriyor. Belki de halkın kendi tercihine kalsa, aklından bile geçmeyen isimler milletvekili oluyor. Sonra da o milletvekilleri, oturup birisini Cumhurbaşkanı seçiyordu..
Suyunun suyunun suyu..
Böyle bir Cumhurbaşkanının yetkilerinin, sınırlı olması da.. Gayet mantıklı..
Ama Pazar günü..
Halk, bizzat kendi eli ile, yeni Cumhurbaşkanını seçti..
Dolaylı değil..
Direkt..
Halkın özgür iradesi, direkt adaylar arasında tercihte bulundu..
Komple 20 kişilik, 30 kişilik liste önüne konulmadı..
Üç aday var.
Seçilecek kişi ise, bir..
İsteyen istediğine verdi..
Bu seçim sonucu Cumhurbaşkanı olana, biraz daha fazla, diğerlerine oranla, yetki vermemiz gerekmez mi.
Saygı göstermemiz gerekmez mi?
•
Somuta gelelim..
Halkın % 52’si Tayyip Erdoğan’a oyunu verdi..
Kendi partisinin dışındaki hiçbir ciddi parti, Tayyip Erdoğan’a destek vereceğini açıklamamıştı..
İrili ufaklı 14 parti ise, Ekmel abi için saf tutmuştu..
Buna rağmen halkın % 52’si, aynı tercihi yaptı ve yeni Cumhurbaşkanını seçti.
Yeni Cumhurbaşkanını, ilk turda seçtiler ama..
Cumhurbaşkanını seçen % 52’nin sözünün gücü, halkın dolaylı seçtiği % 35’ler, % 40’lar kadar bile yok..
Bürokratlar kadar bile yok..
Mesela?
Mesela, önümüzde HSYK seçimleri var.
Cumhurbaşkanının 22 kişilik kurulda seçebileceği üye sayısı kaç?
Sadece 4.
Halkın % 52’sinin oyunu tek başına alıyorsunuz..
Ama HSYK’da belirleyebileceğiniz üye sayısı 4..
Adalet mi bu?
Demokrasi mi bu?
•
Halktan tek bir oy almamış olanlar, kurulun 15 (10’u ilk derece mahkemelerinden, 5’i de yüksek mahkemelerden) üyesini birden belirliyorlar..
Üstelik de..
Milletvekili seçimleri gibi, nispi temsil usulü bir seçimle değil..
İnce bir planlama (daha doğru bir ifadeyle kumpas) sonucu.. 15 üyenin de, CHP kafasından.. Ya da Pensilvanya’nın kafasından olma ihtimali bulunan seçim usulü ile..
Sonuçta tablo şu olabilir:
Cumhurbaşkanlığı seçiminde % 52 oy alan Tayyip Erdoğan’la benzer çizgide sadece 4 üye.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, % 38 oy alan çizgiden ise, 15 üye..
Olacak iş mi bu?
•
Anayasal kurumların birçoğunun elden geçirilmesi, artık zorunlu..
Eğer “halkın kendi kendisini idare etmesi” arzu ediliyorsa..
TBMM’nin yetkilerinin bazıları, hükümetin yetkilerinin bir kısmı, halkın direkt/aracısız belirlediği Cumhurbaşkanına verilmeli..
Şunu da hatırlatayım..
Seçim sistemi sayesinde.. Bu ülkede % 20 ile bir parti iktidara gelebilir.. Ülkeyi tek başına yönetebilir..
Ama cumhurbaşkanı olabilmek için, ikinci turda da olsa, halktan % 50’den fazla oy almak zorunlu..
% 20 oy alana tanınan hak ve yetkilerin bir kısmının, % 50’den fazla oy alan cumhurbaşkanına aktarılmasından kim niye rahatsız olsun ki!
Önceki 11 cumhurbaşkanı, dolaylı seçildikleri için.. Değişik tarihlerde yürürlükte olan anayasalarda, daha az yetki ile donatılmış idiler..
Şimdi, halkın direkt seçme yetkisi tanınan Cumhurbaşkanı var.. Bundan sonra da, böyle olacak.
Eskilerine oranla, çok daha fazla yetkiyi, halkın direkt seçtiği cumhurbaşkanına tanımak, demokrasinin de gereği değil mi?







