--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

2013 Kasım’ında Gülen “Gizli anlaşma yok” diyordu!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Fetullah Gülen’in editörü Osman Şimşek ile yazışma notlarının yayınında, üçüncü gündeyiz...

Gerek benim maillerimi ve gerekse cevabi mailleri virgülüne dahi dokunmadan yayınladığımı, tekraren hatırlatıyorum.. 

Kendi açımdan söyleyeyim, aslında bu mailleri, daha sonra yayınlamak üzere yazmamıştım.

Ama hem bizim samimiyetimizi sorgulayanlara, hem de sonraki nesillere ibretlik vesika bırakmak için, o yazışmayı aynen yayınlama ihtiyacı hissettim. 

Sırada, benim ikinci mailim vardı. Onunla devam ediyorum: 

kimden: yeni akit <[email protected]>

kime: Osman Simsek [email protected]

tarih: 26 Kasım 2013 15:38

 Osman bey

Ben cevabınızı, bazı özel konulara da değinildiği için, kimseyle (gazete içinde dahi) paylaşmak istemiyorum.

Ama eğer izniniz varsa ve izin verdiğinizi bildirirseniz köşemde kullanabilirim.

Ayrıca, özelde kalmak şartı ile, izniniz olmadığı müddetçe kullanmamak kaydı ile yazıyorum.. Benim takıldığım konu şu.. Sizin bana gönderdiğiniz cevapta da aynı husus var.. Şöyle ki;

 “Allah’ın muradının nerede olduğuna inanırsam ona göre hareket ederim.”  derken, seçimin yaklaştığı günlerde, sempatik sözlerle yaklaşması muhtemel olan, sıcak vaadlerde bulunması kendisinin menfaati gereği olan, 90 yıllık çizgisi ile nerde durduğunu hepimizin bildiği CHP’ye oy vermek de “şıklar” arasında olabilir mi? 

Bu konudaki tartışmaları, teferruat olarak görmeyiniz.

Belki de esas tartışma burada..

Bütün süreci tersine çevirebilecek böylesi bir hata, CHP başarılı olmasa bile, kalıcı bir tefrika oluşturabilir. 

MHP’nin 1999 seçimlerinde başörtü sorunu ile verdiği vaad, ve yaptığı ortada.. MHP’nin ortak olduğu koalisyonda, başörtü yasağı daha da yaygınlaştı. Oysa yasağı kaldırma sözü vermişlerdi.. (Üniversitelerdeki yasak, ilahiyatlara, İHL’lerin tümüne yaygınlaşmıştı). 

Kendi özel hayatları ile, nerde durdukları belli olan siyasilere güven olmayacağını, bilmiyorum, hatırlatmak gereksiz midir?

Ki, şunu da söyleyeyim..  10’a yakın mütevelli tanıdığımla, ‘Dershanelerin kapatılmasının çok büyük zararlara sebebiyet vermeyeceği” konusunda şifahi görüşmem olmuştu.... Dershanelerin dönüşmesi konusuna, hiçbirisini ikna edemedim.. Ama şu önemli: bir tanesi bile, dershanedeki sonuçla bağlantılı olarak farklı bir çizgiye oy verme ihtimallerinin olmadığını açıkca söylediler.. 

Böylesi bir durumda, ben sizin son paragraftaki cümlelerinizi, kendim bir siyasi parti içinde olmadığım ve sizin de samimiyetinize inandığım için, alınganlıkla karşılamıyorum. Ama siyasi parti içindeki kişiler, sizin önceki sunumlarınız, Mustafa Yeşil beyin, ve cemaat adına açıklama yapan birçok kişinin benzer açıklamalarını, tehdit olarak algılamaktadırlar..

Ben cemaatin, hatta bireysel olarak hiçbir dindar insanın inandıklarını söylemesine karşı değilim. Ama “CHP’ye oy verilmesi de ihtimal dahilindedir” şeklindeki bir söylemin, bu anlama gelebilecek ifadelerin, alnı secdeye varan hiçbir insana yakışmayacağının da altını çiziyorum..

“Bizim elimizde sadece bu var” düşüncesine de katılmıyorum.

Eğer siyasi iktidar, bilerek yanlış yapıyorsa (ben böyle görmüyor olsam da, siz öyle görüyorsanız), bizim “Allah’a havale etmemiz”den daha büyük silahımız olabilir mi? 

Hocaefendi de, benzer nasihatlerde bulunmuş iken..

Diğer temsilcilerin ifadelerinde daha dikkatli olması gerekmez mi? 

Hala devam eden yayınlarda, daha dikkatli olunması gerekmez mi?

Not: Firavun konusundaki ifadeleri defalarca okudum. Maalesef sitenizdeki anlatımlarda, takdimlerde, özetlerde yanlış anlamaya müsait büyük aksaklıklar var..

Ben veya gazetedeki hiç kimsenin,  konuşmanın bir kısmını görmeyelim niyetinde olmadığımızı, olamayacağımızı belirtmek isterim..

Ama karışıklığın, vaazın önce özetini vermeniz, sonrasında tamamını vermeniz aşamalarından kaynaklandığını tahmin ediyorum.

Hocaefendi’ye saygı ve selamımı ulaştırırsanız, sevinirim.

Ali Karahasanoğlu

Osman Şimşek’in cevabına geçmeden, kısa bir değerlendirme yapayım..

O tarihde, Gülen grubunun CHP’ye oy vereceği iddia ediliyor, ama muhatapları yalanlıyordu.. O şartlar altında bu maili yazmıştım.. Endişeleri dile getirmiş, bir anlamda  tamamen iyiniyetle “Aman, bu konuyu çok dikkatli değerlendiriniz” uyarısında bulunmuştum. 

Maalesef bugün geldiğimiz noktada, bizim “CHP’ye oy verme planları yapıldığı”na ilişkin endişelerimiz doğru çıktı. Gülen grubunun, o günlerdeki “Biz yıllardır durduğumuz yerdeyiz” savunması ise, ya ‘yalan’ ya da ‘yanlış’ çıktı..

“Firavun” hakaretinin Başbakan’a yönelik olmadığı savunması, yalan çıktı.. Bu hakaretin altını doldurmak için ne kadar zamandır hazırlandıkları, 17 Aralık tezgahında ispatlandı..

Osman Şimşek’in sonraki maili de şöyle:

kimden: Osman Simsek <[email protected]>

kime: yeni akit <[email protected]>,

tarih: 27 Kasım 2013 01:25

Kıymetli Ali Ağabeyim,

Öncelikle mektubunuz ve açık yürekliliğiniz için teşekkür ederim. Ben bu yazdıklarımı gizli saklı kaleme almıyorum; özellikle gazetenizdeki arkadaşlarım/ağabeylerim arasında duyulmasında da bir mahzur görmüyorum. İlla köşenizde yazacaksanız bir şey istirham ediyorum: “Sözcü” gibi algılanmaktan hem çok rahatsızım hem de mahcubum. Ben münzevi yaşayan bir kardeşinizim; medyada bir resmim bile yoktur; gerçekten sıkılıyorum.

Saniyen; önceki mesajımın bir cümlesi şu şekildeydi: “Şu anda medyada “oy” konusunda neler konuşulduğunu sizin de buyurduğunuz gibi çok iyi biliyorum.” Yanlış yazmışım, siz de farketmişsinizdir, “…bilmiyorum” olacaktı.

Salisen, “firavun” meselesini her ne kadar istişare ile koymuş ve asla böyle bir tepki/algı beklememiş olsak da hata yapmış olabiliriz. İlk gün sadece sesli kayıt yapmıştık, bir namaz arkası hasbihaliydi. İkinci gün video kaydı da yapmış ve ikisini de kesmeden biçmeden yayınlamıştık.

Ağabey,

Emin olun o teşbihleri Hocamız hariçten ziyade dahile hitaben yapıyor. Müesseseler arttıkça ve büyüdükçe insanlarda düşünce kaymaları olabiliyor. Hocamız ne ve nerede olursak olalım bizden tevazu bekliyor ve sürekli Kur’an kıssalarıyla bu hususları nazara veriyor.

Sonra bu mevzu yeni değil. Daha önce 6 Mayıs 2013 tarihli “Hazreti Davud Hanedânı, Sebe’, Sel ve Ağaç Kurdu” sohbetinde de aynı misal yer alıyordu. O zaman da bazı medya sayın Başbakanımıza Firavun dendiğini iddia etmişlerdi. Hem biz açıklama yapmıştık (301. Nağme: Başarının Vesilesi: Birlik ve Ortak Akıl: http://www.herkul.org/herkul-nagme/301-nagme-basarinin-vesilesi-birlik-ve-ortak-akil/) hem de sayın Başbakanımıza değişik vasıtalarla ulaşılmış ve o iddiaların kat’iyen doğru olmadığı ifade edilmişti. Zaten bu son tartışmalara sebebiyet veren sohbeti neşrederken böyle bir fitneye ihtimal vermeyişimiz daha önce meselenin tavzih edilmiş olmasındandı.

Daha 24 Ekim 2013’te “Onca iş ve dış gailenin getirdiği yoğunluk arasında lütfedip bizzat telefon ederek, samimi sesi kalbe sürur veren duasıyla ‘geçmiş olsun’ temennisinde bulunan Başbakan’ımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye” diyerek gazete ilanıyla teşekkür ettiği bir insana hem de İslami hassasiyetine inandığımız Hocamız nasıl Firavun der! Böyle bir iddia hezeyanına inanılıp onun üzerine yorum yapılır, hele manşet atılır mı?

Muhterem Ağabeyim,

Râbian, selamlarınızı muhterem Hocamıza ilettim, memnuniyetlerini ifade edip mukabelede bulundular. Oy meselesinde size yazdıklarımdan da bahsettim. Muhterem Hocaefendi aynen şunu ifade ettiler: “Biz dün neredeysek bugün de orada duruyoruz; şayet herhangi bir yerle anlaşma/gizli ahid yapmışsak Allah canımızı alsın. Fakat böyle bir iftirayı atanlara ne diyeyim bilemiyorum.”

Evet, sizin yazdığınız endişelerin hepsine ben de iştirak ediyorum; o meselede katiyen farklı düşünmüyorum. Ayrıca, böyle bir ortamda “oy”dan bahsetmeyi ve onu bir tehdit unsuru olarak değerlendirmeyi sadece kendime ve ait bulunduğum ocağa değil hiçbir müslümana yakıştıramam.

Ben önceki cevabımda da bir şeye dikkat çektim. Şu anda Hizmete gönül vermiş insanlarda çok ciddi bir kırgınlık var; kendilerini adeta sırtlarından hançerlenmiş gibi hissediyorlar ve bunu yapanın kardeş, ağabey, baba bildikleri tarafından olmasını sindiremiyorlar. Bundan dolayı da (katiyen bugün olmadığı gibi yarın da kirli pazarlık ve anlaşmaların düşünülmesi bile Hizmete adanmışlara hakaret ve iftiradır; bununla beraber) yarınların hangi savrulmalara sebebiyet vereceğini kestirmek zordur.

Şayet sandıkta (şimdiden bunu konuşmanın abes olduğunu yukarıda da yazdım) bazıları için sağ, sol ya da ortaya doğru bir savrulma olursa, bu “Lâ lihubbi Aliyyin velakin libu’di Omer” hissiyatıyla olacaktır. Şu anda çok kimsede bir nefret ve kalıcı öfke söz konusu olduğunu zannetmiyorum; fakat sürüp giden restleşmenin de hayır getirmeyeceğinden eminim.

Allah kalblerimizi ıslah eylesin ve gönüllerimizi telif buyursun diye dua ediyorum.

Selam ve hürmetlerimle…

Dualarınızı istirham eden kardeşiniz

Osman Şimşek - herkul.org

Gülen’in “seçimlerle ilgili gizli anlaşmaları olmadığı”na ilişkin yukardaki yeminini okudunuz. 30 Mart ve 10 Ağustos’da CHP’ye oy verme çağrılarını da biliyorsunuz.. Şimdi söyleyin, “gizli anlaşmalar” ispatlanmış olmadı mı? 

Yarın; sonraki maillerle devam edeceğim.

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle