Terör savaşlarını Kur’an’a uyanlar bitirir
Adaletli bir dünya düzeni kurmazsanız canını yaktıklarınız sizin canınızı yakar.
İnsanların kalbine Allah ve ahiret inancını yerleştirmezseniz her türlü cinayeti işlerler.
Terör, emperyalist siyasetin başka enstrümanlarla devamıdır.
12 Eylül 1980 öncesi her gün ülkenin bir yerinde siviller taranır, kahveler bombalanır, belediye otobüslerinde insanlar öldürülürdü. Failler bazen sağcı bazen solcu teröristler idi. Sonuçta 12 Eylül günü Kenan Evren darbesiyle uyandık.
Ülkenin istikrarsızlaştırılması Amerika’nın NATO askerleri ile darbe yapması içinmiş. “Bizim oğlanlar” ülke yönetimine el koydu. Darbe ABD devlet başkanı Cimi Carter’a böyle haber verildi.
1970’li yıllarda üniversitelerde olay çıkaran devrimci teröristler vardı, rektör odalarını işgal ediyor, kaos ortamı oluşturuyorlardı. Deniz Gezmişler, Hüseyin Aslanlar, Ertuğrul Kürkçüler… Nedense üniversiteye polis giremiyor ve rektörler de polis çağırmıyorlardı. Kargaşa sonucu 12 Mart 1971’de hükümet “Genelkurmay Muhtırası”yla görevden uzaklaştırıldı.
28 Şubat’ta Sincan’da tankları yürütenler yine NATO askeri idi. Refah-Yol hükümetini indirene kadar şiddet ve gerilim politikalarını sürdürdüler. Basın yoluyla hükümeti korkuta korkuta istifa ettirdiler.
1960’ta Kara Harp Okulu öğrencileri Kızılay’da yürütülerek hükümet tehdit edildi. Öğrencilerin kıyma makinelerinde doğrandığı yalanları gazetelerde sakız gibi çiğnenerek Adnan Menderes hükümeti devrildi, halkın seçtiği insanlar Yassı Ada Mahkemelerinde yargılanıp asıldı.
Ak Parti hükümetleri darbelere çok dayanıklı çıktı. “Ordu Göreve” pankartları taşıyan rektörler, onları destekleyen Org. Şener Uygur avaneleri “Şanlı Reis” Recep Tayyip Erdoğan’ı indiremediler.
27 Nisan e-Muhtırası da işe yaramadı. Org. Yaşar Büyükanıt, o zamanki Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay’a, “Mustafa bu medyayla darbe mi yapılır? Cumhuriyet’ten başka darbeyi destekleyen mi var?” diyerek şartların olgunlaşmadığından şikâyet ederek emekli olup gitti.
Yerine gelen Org. İlker Başbuğ döneminde Genelkurmay Başkanlığı, hükümet aleyhinde kara propaganda yapan internet siteleri işletti. Albay Dursun Çiçek imzalı darbe planları internet sitelerinde dolaştı. Ak Parti gene indirilemedi.
Hudson Toplantılarına katılan generaller, Süha Tanyeri vs. anlatsalar da dinlesek…
Zeyno Baran’ın organize ettiği toplantılarda Taksim’de bomba patlatmalar, Anayasa Mahkemesi Başkanı öldürmeler konuşuluyor; Amerika’nın ta öbür köşesinde konuşulan tink-tank toplantısı konuşmaları İstanbul medyasına servis edilip ülke istikrarsızlaştırılmaya çalışıldı.
15 Temmuz darbesi, halkın gazabına uğrayınca Amerikalı ve Avrupalı organizatörler derin hayal kırıklığı yaşadılar. Soluklandılar, Türkiye’yi terbiye etme harekatına terörle devam ediyorlar.
Terör, emperyalist devletlerin üçüncü dünya ülkelerini dizayn etme savaşıdır.
Türkiye bölmek istiyorlar. Doğuda ırkçı bir Kürt devleti kurdurmak için yıllardır çalışıyorlar.
İsrail’in güvenliği ve Ortadoğu petrollerinin sömürülmesi için bu çok önemli. İslam coğrafyasında güçlü bir İslam devleti olursa sömürü düzenini bozar. Olmaması için kiralık örgütler ve kiralık katiller bularak sürekli bomba patlatıyorlar. İstanbul, Bağdat, Şam, Halep, Kabil, Kerkük, Musul…
Ölenler Müslüman, sömürülen ülkeler Irak, Suriye, Afganistan, Arabistan… Patlatılan bombalar, atılan roket atarlar, kullanılan makineli tüfekler terörün menşeini haber verir.
Silahların kaynağı ısrarla kamuoyundan gizlenir.
Dünyadaki silah ticaretinin yarısını Amerika yapıyor. Sırasıyla Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya en büyük silah tüccarları.
PKK, Daeş, YPG, PYD silah fabrikasına mı sahip?
Müslümanlar Kur’an iklimine dönmek zorundalar.
İnsanı, Allah’ın yarattığı en değerli varlık kabul eden ve “eşref-i mahlukatı” öldürenin ebedi cehennemde kalacağına inanan bir insan eline silah alamaz.
Gönüller Sultanı Peygamberimiz(sav), Medine’ye hicret etmeden önce Medine’nin iki büyük kabilesi olan Evs ve Hazrec arasında savaş vardı. 120 yıl süren Buas Savaşları’nın kışkırtıcısı Yahudilerdi.
İslamiyet Medine’de yayılınca savaş bıçak gibi kesildi zira Kur’an adam öldüreni ebedi cehennemle tehdit etti. Yüce Allah şöyle buyurur:
“Kim bir mümini kasten öldürürse cezası ebedi cehennemde kalmaktır; Allah ona gazap etmiş ve onu lanetlemiş; ona büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa-93)
Evs ve Hazrec barıştılar.
Gönüller Sultanı (sav) bir daha eski sapıklıklara dönmemeleri için Veda Hutbesi’de şiddetle uyardı:
“Ashabım! Muhakkak ki Rabbinize kavuşacaksınız. Sizi amellerinizden dolayı sorguya çekecek! Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp birbirinizin boyunlarını vurmayınız!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da malı da helal olmaz. Malını gönül hoşluğuyla vermişse o başkadır…
Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:
1. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız. 2. Allah’ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı haksız yere öldürmeyeceksiniz. 3. Zina etmeyeceksiniz. 4. Hırsızlık yapmayacaksınız...”(Gönüller Sultanı Hz. Muhammed’in (sav) Hayatı s.611)
Müslümanlar Allah’ın kitabına sarılır, emir ve yasaklarına uyarsa İslam Birliği sağlanır, İslam medeniyeti yeniden canlanır ve terör sona erer. Aksi hâlde emperyalist Batı bizi terör sopasıyla dövmeye devam eder.
Beyin Vitamini: Gönüller Sultanı Hz. Muhammed’in (sav) Hayatı isimli Hayat yayınları arasında çıkan kitabımı tavsiye ederim. Allah Rasulü’nün (sav) Evs ve Hazrec arasında cereyan eden kanlı savaşları nasıl önlediğini öğrenirsek İslam coğrafyasında akan kanı durdurabiliriz. (İrtibat: 0212. 6131100)







