Malazgirt zaferi ve Anadolu’nun vatan oluşu
Malazgirt zaferi ve Anadolu’nun vatan oluşu
ALİ ERKAN KAVAKLI
Malazgirt Zaferi 26 Ağustos 1071’de Sultan Alpaslan 60 bin kişilik ordusuyla 200 bin kişilik Bizans Rum ordusunu yendi, Anadolu kapılarını Türklere açtı, Anadolu İslam yurdu oldu.
Malazgirt; Hilal’in Haç’a, imanın küfre, Türk’ün Rum’a, Alparslan’ın Romen Diyojen’e karşı kazandığı zaferdir.
Yaman bir savaşçıydı Alpaslan, cesurdu, yiğitti. Düşman kuvvetleri, kendi ordusunun üç katından fazla olmasına rağmen Romen Diyojen’e meydan okumada tereddüt etmedi.
Günlerden cuma, beyaz bir ata binmiş, beyaz elbiseler giymişti. Atının kuyruğunu bizzat bağladı, ordunun önüne geçti. Heyecanlı ve etkili bir konuşma yaptı. Allah yolunda cihat etmekten, Allah’ın adını yüceltmekten söz etti. Tarihçi Patrikos onun yiğitliğini göz kamaştırıcı cümlelerle anlatır:
“Yiğitlerim,
Allah yolunda cihat için yola çıktık, Allah’ın adını yüceltmek için düşman karşısına dikildik. Ölürsek şehit, kalırsak gaziyiz. Mücahit olma şerefi Müslüman olarak bize yeter. Diyojen elçi göndermiş. Elçi bana, düşman iki yüz bin kişilik orduyla üzerinize geliyor, dedi.
Şu cevabı verdim:
-Ölümü şehitlik rütbesi sayan yiğitlerle biz onların üzerine yürüyoruz!
Allah yolunda cihat eden nice az topluluk, nice kalabalık ordulara galip gelmiştir. Peygamberimiz (sav) Bedir’de, ordusunun üç katı düşmanı Allah’ın yardımıyla yendi. Allah, dini için savaşanlara yardım eder.
Beyaz kefenimi giydim. Ölürsem beni bu elbisemle gömün.
Allah rızasını kazanmak için savaşacağız.
Düşmanın kalbine ok gibi saplanacağız!
Mızrak gibi yüreklerini deleceğiz!
Aslanlar gibi Allah Allah diyerek kükreyecek ve düşman üzerine atılacağız!
Ya Allah! Bismillah! Allahü Ekber!..
Hücuuuum!”
Kılıcını çekip en önde savaştı. Malazgirt Meydanı onun için ya zafer yeri veya mezar olacaktı. Selçuklu ordusu sel gibi Bizans askeri üzerine aktı.
Seneler sonra destan şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Malazgirt Savaşını tasvir ederken şöyle der:
Aylardan ağustos, günlerden cuma
Gün doğmadan evvel iklim-i Rum’a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma
Yeni bir şevk ile gürledi gökler:
Ya Allah...Bismillah... Allahü Ekber!..
Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu
Ardında Oğuz’un elli bin tuğu
Andırır Altay’dan kopan bir çığı
Budur Peygamberin övdüğü Türkler...
Ya Allah...Bismillah... Allahü Ekber!..
Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,
Anadolu başlar, vatan olmaya...
Kızılelma’ya hey!.. Kızılelma’ya!..
En güzel marşını vurmadan mehter:
Ya Allah...Bismillah... Allahü Ekber!..
İnsanın kanını coşturan bir heyecan tufanı. Altın tahta oturan, altın arabalara binen, lüks köşklerde safa sürenlerin anlayamayacağı bir heyecan!..
Bizans ordusundaki Peçenekler ve Oğuzlar, Alparslan ordusuna katıldılar, aynı kanı taşıyorlardı. Çetin bir savaşın sonunda Bizans ordusu perişan oldu, imparator esir düştü.
Gün batarken Anadolu yeniden Türklerin eline geçti.
Türklerin safına geçen bir köle, imparatoru tanıdı ve onu alıp Alpaslan’a götürdü.
Muzaffer komutan esirine iyi davrandı, acıdı ve kendisinden ne beklediğini sordu:
-Eğer zalim bir hükümdarsanız beni öldürürsünüz. Kibirli biriyseniz atınızın arkasına zincirler, yerlerde sürürsünüz. Merhametli biriyseniz fidye karşılığı ülkeme iade edersiniz.
Sultan Alparslan bir milyon altın fidye karşılığı imparatoru serbest bıraktı. Rumlar, her yıl sultana 400 bin altın vergi vereceklerdi.
Diyojen, İstanbul kapılarına geldiği zaman bozgundan dolayı bütün halkın kendisine karşı ayaklandığını duydu. Savaş meydanındakinden daha büyük bir yenilgiye İstanbul’da uğradı. Fidye için bin altın toplayabildi ve Alparslan’a gönderdi.
Bu sadakat karşısında duygulanan Alparslan, imparatora yardım etmek için harekete geçti. O yetişmeden Romen Diyojen atıldığı hapishanede ölmüştü.
Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu Türk yurdu oldu. İslam âlemi büyük bir sevinç yaşadı. Türk boyları akın akın yeni yurda geldiler ve yerleştiler.
O günden beri Anadolu İslam yurdudur.
Yunanlılar, 15 Mayıs 1919’da Emperyalist İngilizlerin desteğiyle İzmir’i işgal ettikleri vakit Malazgirt’in intikamını almak istiyorlardı. Milletimiz Malazgirt ruhuyla Polatlı’ya kadar gelin Rumları, 9 Eylül 1922’de İzmir’de denize döktü.
Malazgirt ruhu, Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı birleştiren Allah yolunda cihat ruhudur, Malazgirt Zaferi İslam’ı yayma, Allah’ın adını yüceltme gayretinin eseridir.
Sultan Alparslan Allah yolunda cihat eden ve bu uğurda ölümü göze alan yiğittir. Onun hikâyesini dilden dile anlatmalı, evlatlarımızın ruhunu onun destanıyla yoğurmalıyız.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.