Öğretmenim ellerinden öperim
Merhametli ve şefkatliydin. Güzel sözlü, tatlı dilli, güler yüzlüydün.
Herkes seni canından çok sevmişti. Sana hitap ederken “anam, babam, canım sana feda olsun” diyorlardı.
Öğretmenler Günü olunca aklıma düştün. Hiç aklımdan çıkmıyorsun ya… Özellikle bugün seni hatırlamak ve hatırlatmak istedim.
Görmediğim güler yüzünü, hilal kaşlarını, iri- siyah gözlerini, yeşil kaftanını, geniş-nurlu alnını, hafif dalgalı siyah saçlarını, gül kokulu terini, çizgili-pamuk elbiseni, güzel endamını, gaipten getirdiğin müjdelerini ve en çok da seni özledim.
Çok ama çok şefkatliydin.
“Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizin hakkını tanımayan kimse bizden değildir” buyurdun.
Bir öğretmen olarak sabırlı ve gayretliydin. Öylesine sabır âbidesiydin ki sana 10 yıl hizmet eden Hz. Enes, senden gördüğü şefkat ve merhameti şöyle anlattı:
“Ben 10 yıl Resulüllah’a (sav) hizmet ettim. Bu müddet içinde ne dövdü ne azarladı ne hakaret etti ne de surat astı.” (Müslim, Fedail, 54)
Enes’in gönlüne öylesine taht kurmuştun ki uzun ömürlü Enes bir gün, sana olan sevgisini şöyle ifade edecekti:
“Peygamberimizin (sav) vefatından sonra yüz seneden fazla ömür sürdüm. Bu yaşıma geldim, her gece mutlaka Efendimizi (sav) rüyamda görürüm.”
Herkes gibi Enes seni çok sevmişti. Seni anlatırken şefkat ve merhametinden, öğretmenliğinden bahsederken öğretmelere soruyorum:
- Eğri oturalım, doğru konuşalım diye bir söz var. Doğru oturalım, doğru konuşalım. Her gece rüyasında aynı kişiyi gören var mı?
2451 konferans verdim, bugüne kadar rastlamadım. Öğretmenlere hep şöyle dedim:
“Bakınız, Gönüller Sultanı (sav) Enes’in gönlüne nasıl taht kurmuş. Öğrencilerinizin gönlüne giremiyorsanız aklını aydınlatamazsınız ve iyi bir öğretmen olduğunuzu ispat edemezsiniz. Öğretmenlik gönlü girme sanatıdır.”
Bir adam bağrına bastığı çocuğuyla sana geldiğinde adamın şefkati çok hoşuna gitmişti. Sordun:
- Bu çocuğa merhamet duyuyor musun?
- Evet, dedi adam.
Bunun üzerine şu güzel hakikati ifade buyurdun:
- Allah’ın sana olan merhameti, senin bu çocuğa olan merhametinden çok daha fazladır. Allah, merhametlilerin en merhametlisidir.
Çocuklara şefkatin öylesine büyüktü, merhametin öylesine genişti ki tarif edemem. Anlatamam, anlatmaya kelimeler yetmez. Bir gün mescitte namaz kıldırıyordun. Secdeye vardın. Secde uzadıkça uzadı. Hiç kimse böylesine uzun bir secde görmemişti. Bir ara Abdullah bin Şeddad, uyuyup kaldığı ve cemaatin namazı kılıp bitirdiği vehmine kapıldı. Başını kaldırıp bakınca herkesin secdede olduğunu gördü ve yeniden secdeye vardı. Namaz bitince arkadaşların merakla şimdiye kadar böylesine uzun bir secde görmediklerini söyleyerek namazda bir değişiklik olup olmadığını sordular. Şefkatle dedin ki:
“Hüseyin secdeye vardığımda sırtıma çıktı. Evde bunu âdet edindiğinden, onu sırtımdan atamadım. Bu yüzden secde uzun sürdü.”(Buhari, Kitabu’s-Salat, 52)
Bir gün de hutbe veriyor, dünya ve ahirete ait ebedi hakikatlere dile getiriyordun. Sevimli torunların Hasan ve Hüseyin mescide açılan kapıdan içeri süzüldüler. Yalpalayarak yürüyorlardı. Üstlerinde birer kırmızı gömlek vardı. Yürürken arada bir ayakları kayıyordu. Düşe kalka gelişleri, merhametine dokundu. Hutbeyi kesip minberden indin, onları kucakladın, minbere çıkardın, önüne koydun. Seni canından çok seven ashabına şöyle buyurdun:
“Allah’ın mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan), sözü haktır. Şu iki çocuğa baktım. Yürüyorlar ve ayakları kayıyor. Sabredemedim ve nihayet konuşmamı keserek onları kaldırdım.” (Buhari, Fiten 209)
Torunlarını çok seviyordun. Bir gün onlara bakarak şöyle dedin:
“Allah’ım ben onları seviyorum, sen de sev.”
23 sene öğretmenlik yaptın, hep müjde ve ümit verdin. Hak ve hakikati anlattın. Asla ümitsizliğe düşmedin, öğrencilerinden şikâyet etmedin. Maaşın yoktu, kimseden bir şey istemedin. Yatılı okul kurdun, öğrencilerinin iaşesini kendin temin etti. Senden sonra kıtalara ve milyonlara öğretmenlik yapacak Ebu Hüreyreler, Ammarlar, İbni Abbaslar, Ömerler, Bilaller, Selmanlar yetiştirdin… Arap Yarımadası’nı baştan sona değiştirdin. Öğrencilerin dünyayı değiştirdiler.
40 yıldır öğretmenlik yapıyorum, senin 23 senede başardığının binde birini yapamadım, sana bir türlü yetişemedim, yetişeni görmedim. Hep sana imreniyorum, hep seni örnek alıyorum, hep sana gıpta ediyorum.
Efendim, öğretmenin, gönül tahtımın sultanı, güllerin efendisi, hürmet ve muhabbetle ellerinden öperim.
Not: Bütün meslektaşlarımın Öğretmenler Günü’nü kutlar, En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed’i (sav) örnek almalarını ve öğrencilerin önce gönüllerine girmelerini tavsiye ederim. Onun öğretmenlik metotlarını merak edenlere En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) kitabımı öneririm. (İletişim, Nesil: 0212 5513225)







