--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul’u fethedenlerin ahlakı

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
14

İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı askerleri, Bizans hapishanesindeki bir mahzende iki papaz buldular. Alıp Fatih Sultan Mehmet Han’a götürdüler. Fatih, onlara hapsedilmelerinin sebebini sordu. Papazlar:

 “Biz, Bizans’ın en ileri gelen din adamlarıydık. İmparator, bize şehir kuşatıldı, sonuç ne olur diye sordu. Biz de zulüm, işkence, rezalet ve ahlaksızlık gırla. Düşman burayı alır, dedik. Doğru sözümüzün kurbanı olduk, zindana atıldık.” 

Çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmet Han, papazlardan memleketini gezip görmelerini, Osmanlı Devleti hakkında da hüküm vermelerini istedi. 

Papazlar, her yere girip çıktılar, her şeyi araştırdılar. Çarşıya girip sabahın erken vaktinde bir şeyler almak istediler. Siftah yapan bir dükkândan, komşuları siftah yapmadan ikinci bir şey alamadılar. Mahkemelere gittiler, kadı var, davacı yok.

Nihayet şehrin birinde bir mahkeme olacağını haber aldılar ve oraya gittiler. 

Davalı ve davacı geldi. Kadı meseleyi dinledi. Adamlardan biri anlattı: 

“Efendim, bu kardeşimden tarla satın aldım. Sürerken sabanımın demirine bir şey takıldı. Kazdım, altın dolu bir küp buldum. Küpü götürüp vermek istedim ancak almadı. Tarlayı, altı ve üstüyle sattım diyor.  Küp olduğunu bilseydi o paraya satmazdı.” 

   Öteki adam:

  “Efendim, tarlayı altı ve üstüyle sattım. Kısmet onunmuş, toprağın altından çıkan onun.” 

Kadı, evlatları olup olmadığını sordu. Birinin temiz bir kızı, diğerinin iyi bir erkek evladı olduğunu öğrendi. Çocuklarınızı evlendirin, altınları düğün masrafı ve çeyiz olarak kullanın diyerek hüküm verdi. 

Bir gün başka bir davaya şahit oldular.  Davacı derdini şöyle anlattı: 

“Bir hafta önce bu kardeşimden bir at satın aldım. Eve götürdüm ancak üç gün sonra at rahatsızlandı. Daha önceden hasta olması mümkün, ben aldıktan sonra da hastalanabilir. Gelip durumu size arz edeyim ki aramızı bulasınız diye düşündüm ancak o gün sizi bulamadım. Şehir dışına gitmişsiniz. Siz geri gelmeden at öldü. Hüküm vermenizi istiyorum.”  

Kadı düşündü.  Atı satanı suçlayamazdı, alan vaktinde müracaatını yapmıştı.  Kendisi vazife yerinde olsaydı davayı karara bağlardı. Suç kendisinindi, atın ücretini cebinden ödedi. 

Papazlar İstanbul’a gelince Fatih Sultan Mehmet Han ile bir Hıristiyan arasında dava görüleceğini duydular. Mahkemeye gidip davayı dinlediler.  Sultan, bir mimarın elini kestirmiş, mimar da olayı mahkemeye taşımıştı.  Mimar ve Fatih ayaktaydılar. 

Kadı iki tarafı da dinledi, sonunda Fatih’in elinin kesilmesine hükmetti. Eğer mimar razı olursa diyet ödeyebilir ve eli kesilmekten kurtarabilirdi. 

Bir anda beklenmedik bir şey oldu. Fatih, mimara döndü, kendisinden af diledi ve hakkını helâl etmesi için ricada bulundu. Razı olursa elinin diyetini hemen ödeyeceğini beyan etti. 

Mimar, bu sözler karşısında şaşırdı. Kadının hükümdar aleyhine karar vermesine çok şaşırmıştı. Sultanın eli kesilirse hiçbir kârı olmayacaktı. Tazminat almaya dünden razıydı. Bizans Devleti ayakta olsaydı böyle bir şeyin olması mümkün değildi. Müslümanlar dürüst ve adaletli insanlardı. İçi minnet hisleri ile doldu. Bir süre büyülenmiş gibi sessiz bekledi, sonunda kararını verdi ve şahadet getirip Müslüman oldu. Ömür boyu, çoluk-çocuğunun nafakasının temini şartıyla kısastan vazgeçti. Fatih Sultan Mehmet Han cömert bir hükümdardı, mimara fazladan bir ev hediye etti. 

Mimar duygulandı, çok memnun oldu, sultanın eline sarıldı, birbirlerine haklarını helâl ettiler. 

Dava bittikten sonra Fatih ve Kadı Hızır birbirlerine manalı manalı bakıştılar. Padişah şöyle dedi:

-Eğer bu davada padişah olduğum için bana iltimas etseydin, sana hakkettiğin cezayı verdirirdim.

Hızır Çelebi şöyle karşılık verdi:

-Padişahlığınıza güvenip hükmü tanımasaydınız masamın altında duran şu topuzla başınızı ezerdim. (*)

Papazlar davayı hayranlıkla seyrettiler, şöyle dediler:  “Bu Müslümanlar hataları ile dahi hayır işliyorlar.” 

İstanbul’un Hıristiyan mahallelerini de merak ediyorlardı, oraları da gezip dolaştılar. Kimse kimseye zulmetmeye cesaret edemiyordu. Şikâyetlerini papazlar hallediyordu, adaletle hüküm veriyorlardı. Haksız hüküm verirlerse davanın kadıya gideceğini ve haksız hükmün kadıdan döneceğini biliyorlardı.  Herkes huzur içinde işine devam ediyor, eskisi gibi içip içip sokaklarda salyalarını akıtamıyor, naralar atamıyorlardı. Hıristiyanların en fakirine bile ev verilmiş, kimse aç ve açıkta bırakılmamıştı. İstanbul’da herkes huzur içerinde yaşıyordu.

Bütün bunları gördükten sonra padişahın huzuruna çıktılar. Gördüklerini bir bir arz ettikten sonra şöyle dediler:

“Bu millet ve devlet, böyle giderse kıyamete kadar devam eder. Böyle bir ahlaka sahip olan insanların dini, elbette Yüce Allah’ın hak dinidir.” 

Sonra da şahadet getirip Müslüman oldular.

Devlet adalet üzerinde durur, ahlaklı ve hünerli insanlar devleti yüceltir. Eğitimciler tarihimizdeki iyi örnekleri model göstermeli, devleti ve milleti yüceltecek insanlar yetiştirmelidir.

(*) Fatih’in Kanatları, Yusuf Dursun’un Fatih’i akıcı bir dille anlatan romanı, Nar yayınları arasında çıktı. Fatih’i yetiştiren atmosferi, aldığı eğitimi, fetihlerini ve Allah’ın sevdiği kul olmak için gösterdiği gayreti çok iyi anlatıyor. Özellikle öğrencilere tavsiye ederim. (İrtibat: 0212- 51237 69; www.naryayinlari.com)

 

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Emekli

2 Haziran 2022 17:43

Çin rivayetlerindede ağzından ateş fışkıran uçan ejderler var Osmanlı padişahları Türk’ten çok gayrimüslümleri severdi ve o yüzden ticaret sadece gayrimüslümlerin işiydi Türkler ise sadece tarım Ve hayvancılık yapardı yeniçeri ocağı devşirme ocağı idi amiralleri paşaları sadrazamları mimarları eşleri anaları cariyeleri hepsi devşirmeydi Türk soyu yok sayılmıştı Osmanlı’nın kurulması Türk soyunun 70 millete dönüşmesine sebep olmuştur Fatih Sultan Mehmed’in defin edildiği kabrin yanında bir kapıdaki basamaklardan alta indiğinizde kiminle yan yana yattığını görürsünüz izin alabilirseniz

Taraflı

2 Haziran 2022 14:22

Hey gidi hey..! Nereden, nereye? O günler nerede, bu günler nerede?  

ferda

2 Haziran 2022 14:19

herhalde akşam yemeğini çok kacırdın.Böyle acayip bir ruya görmüssun.Yalanlarınızın da ir sınıri olmalı.

mutmain

2 Haziran 2022 11:13

dinsiz imansızları MIKNATIS gibi çekiyorsun AKİT...yorum yapamıyor sadece beğenmiyorlar..nefisleri kin ve pislik içinde..1000 yıllık İSLAM fethini hazmedemediler ..içimizde bizden biri gibi bazen sanatçı görünümlü bazen heykel sevdalısı olarak karşımıza çıkıyor bu ş.sizler

Ibrahim

2 Haziran 2022 11:07

Usanmadınız bu yalanları anlatmaya, böyle bir dünya yok. Fatih in o genç yaşta kaç dil bildiğini, hangi Bilimleri öğrendiğini, avrupadan kaçan bilim insanlarına kucak açtığını , sanat edebiyat ile yakından ilgilendiğini, danışma meclisindeki bilim insanlarını, liderliğini, engel tanımadığını, kendisinden sonraki yüzyılı görebildiğini, fatihin bu vizyonunu niye yok sayarsınız, bunlar yoksa " itibardan tasarruf olmaz "dersiniz, "Van münüts" dersiniz, vatandaşlarınıza "sürtük" dersiniz. KABAK TADI VERDI ARTIK-YETER

Manyaq

2 Haziran 2022 11:00

Ya bugün ?

Şeref

2 Haziran 2022 10:38

Osmanlı'nın adaletinden söz ederken "celali isyanları" nın neden çıktığını ve neden 250-300 yıl sürdüğünüde adalet açısından anlatsaydınız..!!!!!

Hakikat

2 Haziran 2022 10:10

Sayın Yazar , İstanbul un fethinden sonra kaç gün yağma yapıldığını yazarmısınız kaleminiz elveriyorsa acaba ? 3 gün 3 gece istanbul yağma yapıldı , kadınlara tecavüz edildi , bütün halkın değerli eşyaları alındı . Hadi biraz gerçeklerden bahsedelim , tatlı masallar yerine. O zaman bu yağma izni bir kural idi , savaş ile ele geçirilen yerlerde yeniçerilere verilen bir hak idi Osmanlıda.

Okur

2 Haziran 2022 09:06

Böyle rivayetler sonradan uydurma süslü hikayeler olduğunu düşünüyorum. Kaç Osmanlı askeri harbe katıldı, savaş bilançosu nedir, bu konuda Osmanlı kronikleri de yok. Bizans'ın 7000 askerine karşı 200=300 bin Fatih'in askeri varmış güya.

Oktay

2 Haziran 2022 08:44

İslam'ın tüm dünyaya yayılması Müslümanların güzel ahlaklı olmasıdır.malesef içimizdeki ecdat düşmanı zihniyet Osmanlıyı herzaman yok saymış bizanz zihniyetine ozenmistir.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle