Din eğitimi, istismarının önlenmesi ve darbeciler
Bir şeyin doğrusu öğretilmezse yanlışının onun yerini alması önlenemez.
Ülkemizde laiklik kisvesi altında uzun yıllar din eğitimi yasaklandı. Dindarlar irticacı, gerici, yobaz gibi yaftalarla horlandı. İmam hatip lisesi mezunları askeri okullara alınmadı, polis yapılmadı.
Din, insanın en önemli ihtiyacıdır. Bu hayat fani, her gün müezzinler minarelerden sela veriyor. Her gün binlerce cenaze kalkıyor. İnsanın ebediyet yolculuğu durmuyor ve devam ediyor.
İnsan aklı geleceği düşünür. Herkes öldükten sonra gideceği yeri merak eder. Her Müslüman imanla ölmeyi ve cennete gitmeyi arzu eder.
Okullarda dinî eğitim Kur’an ve sünnet esaslarına göre yeterince ve vatandaşın gönlünü tatmin edecek şekilde verilmeyince başka arayışlar başlıyor.
Fizik boşluk kabul etmez.
Okulların ihmal ettiği din eğitimini cemaatler ve tarikatlar doldurma gayretine giriyor.
Kur’an ve sünnet çerçevesinde eğitim veren cemaat ve tarikatlara kimsenin bir sözü olmaz ama cemaat ve tarikat görüntüsüne bürünmüşleri kim ayıklayacak?
Dinin istismarının ve sömürülmesinin önüne nasıl geçilecek?
Devlet, 1929-1950 yılları arasında her türlü din eğitimini ve dini yayını yasakladı.
1950-60 yılları arasında cenaze kaldıracak ve camide namaz kıldıracak imamlar yetiştirmek için imam hatip okulları açmaya razı oldu. Öteki okullarda dini eğitim yine yapılmadı.
1960, 1971, 1980, 28 Şubat 1997 darbelerinden sonra imam hatiplerin orta kısımları kapatıldı, buralara öğrenci gitmesi bir şekilde önlenmeye çalışıldı.
1982 Anayasasıyla ortaokullara iki, liselere bir saatlik din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri kondu. Bu derslerde adı üstünde din kültürü ve bilgisi verildi. İslam’ın temelini teşkil eden Kur’an’ı okumak, anlama ve hayata geçirme aşk ve şevki, gayreti verilmedi, verilmesi istenmedi.
İmam hatip ortaokul ve liseleri de 17 milyon öğrenci kitlesinin sadece 200-300 binine hitap etti. Son yıllarda imam hatiplere giden öğrenci sayısı bir milyona ulaştı.
Öteki okullardaki eğitim, vatandaşın dinini öğrenmesine, Kur’an’ı okuyup anlamasına, hadisleri öğrenip uygulamasına yetecek seviyede mi?
Elbette hayır.
Boşluğu kim, nasıl doldurdu?
AHLAK VE EĞİTİM
SÖMÜRÜSÜNE KAPI AÇILDI
Bugün lideri CIA elinde oyuncak olan, ihanet ve cinayet örgütüne dönüşen “cemaat”, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet’in ihmal ettiği boşluğu yakaladı. Milletin çocuklarına din ve ahlak öğretiyoruz, okul ve dershanelerimizde iyi eğitim veriyoruz deyip kendilerine alan açtılar.
Herkesin çocuğu biriciktir ve kıymetlidir. Her aile çocuğunu sever ve önemser.
Çocuklarının başarılı olmasını isteyenler, bu örgütün okullarının ve dershanelerinin kapısını çaldı. Ahlaklı olmasını isteyenler, onların evlerine ve yurtlarına gönderdiler.
Böylece milletin çocukları örgüt tarafından devşirildi. Millet çocuğu için her fedakârlığı yaptı, eğitim için örgüte para verdi, çocuğuna sahip çıkanların gazetelerine abone oldu, televizyonlarını seyretti, tavsiye ettikleri kitapları okudu.
Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet onları seyretti.
15 Temmuz gecesi millet, din ve eğitim alanında yapılan ihmalin bedelini ağır bir şekilde ödedi.
ÖĞRETMENLER VE HOCALAR NİTELİKLİ
EĞİTİM İÇİN KOLLARI SIVAMALI
Din ve eğitim ihmal edilemez. İslamiyet kitap dinidir. Okullarda her çocuğa Kur’an ve hadis eğitimi verilmeli. Hiç kimse başka bir yerde dinini öğrenmeye muhtaç olmamalı.
Bu alanda en önemli görev öğretmenlere ve hocalara düşüyor. Diyanet ve MEB kafa kafaya vermeli, ciddi bir eğitim sistemi geliştirmeli.
EN ÖNEMLİSİ ASKERİ OKULLAR
15 Temmuz’da ülke, kanlı bir darbe ile karşı karşıya kaldı. Darbeye karşı şanlı bir direniş gerçekleştirdi, istiklalini yeniden kazandı.
Adam öldürmek en büyük günahlardan biridir. Haksız yere bir Müslümanı öldürmenin cezası cehennemdir.
Askeri okullarda Kur’an ve hadis eğitimi çok daha ciddi şekilde ele alınmalı.
Askeri liselerin kaldırılması olumlu bir adım. Harp okulları Akademi adı altında birleştirildi, buraların yöneticilerini siviller atayacak.
Bu, yetmez.
Okul yöneticileri tamamen sivil olmalı. Sadece alan derslerinin öğretmenleri asker olmalı. Bu derslerin içeriği ve veriliş biçimi de sivil otorite tarafından sıkı sıkıya denetlenmeli. Milletin vergileri ile kurulan okullardan darbeci, katillerin yetişmesine fırsat verilmemeli.
Barış ve esenlik dini olan İslam’ı, Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığı Kur’an ve sünnete uygun şekilde anaokulundan üniversiteye kadar kademe kademe vermeli, din istismarcılarına fırsat ve alan bırakılmamalı.







