Zulmü 1453’te başlatanlar
Zulmü 1453’te başlatanlar
Ali Akben
Değerli okurlarım, Kostantiniyye’nin fethi Peygamber muştusuna nail olan cennet mekân Fatih Sultan Mehmet hana nasip olmuştur.
Bizans döneminde kilise olarak kullanılan Ayasofya fethin sembolü olarak camiye çevrilmiş ve ilk cuma namazını Fatih’in hocası Akşemseddin kıldırmıştır.
Hayra fren şerre gaz CHP zihniyeti eften püften sebeplerle 1934 yılında Ayasofya camiini zincirleyip kilitleyerek müzeye çevirmiştir.
Müslümanlar uzun yıllar caminin yakınlarına bile sokulmazken gayrimüslimler müze olarak içinde cirit atmışlardır.
Müslümanlardan herhangi bir kişinin müzede hatta müzenin dış duvarlarında ibadet etmesine müsaade edilmediği gibi gizli açık ibadet edenler ise kodese tıkılmıştır.
Müslüman halk 86 yıl boyunca her 29 Mayıs günü “zincirler kırılsın Ayasofya açılsın” sloganları ile bu zulmü telin ederken bazen coplanmış bazen dövülmüş bazen ise hapsedilmiş ama pes etmemiş, direnmiştir.
Bizzat bu zulmü yaşamış bir vatandaşım. Bir 29 Mayıs günü Fatih-Taksim yürüyüşünde Unkapanı köprüsünde mağdur olmuşluğum ve coplanmışlığım var.
Merhum üstadın Necip Fazıl
“Ayasofya açılacak... Hem de öylesine açılacak ki, kaybedilen bütün mânalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlayacak!.. Öylesine açılacak ki, bu millete iyilik ve kötülük etmişlerin dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek... Ayasofya açılacak”
Cumhurbaşkanımız 24 Temmuz 2020 yılında Ayasofya’nın paslı zincirlerini kırdı ve cami olarak ibadete açarak üstadımızın kemiklerini daha fazla sızlatmadı.
Makalemin başlığına gelince; 13 yıl önce gezi zekalıların iki ağacı bahane ederek Taksim meydanını işgal edip ateşe verdiklerinde; meydanın görünür yerinde duvarlara büyük harflerle koyu kırmızı renkte yazılmıştı.
“Zulüm 1453’te başladı” demek aslında gezi olaylarının asıl amacını içinde barındırıyor.
Bu kalkışmaya CHP maalesef sahip çıkmış ve olayların fitilini ateşlemiş destek mesajları ile de yangına körük olmuştu.
Gezide amacın ağaç olmadığını buldukları her fırsatta dile getiren gezi sözcüleri asıl amaçlarını dile getirmeye cesaret edememişlerdi.
Mesnetsiz hukuksuz eylemlerini sonlandırmak için ileri sürdükleri şartlar ise asıl amaçlarını gösteriyordu.
Kalkışmalarını sonlandırma şartları arasında İstanbul havaalanı ve boğaza yapılan üçüncü köprü de vardı.
O gün bu gerçekliği göremeyenler bugün açıkça görüyor ki bu iki devasa proje ülkemizin prestiji ve bir üst lige girmemizin de sebebi.
Gezide asıl amaç: devletimizin bekası, milli birlik ve bütünlüğümüzün bozulması ve hatta darmadağın olup yüz yıl önceki döneme gitmemizdi.
Günlerce gece gündüz demeden illegal sol örgütler Taksim’i adeta film stüdyosu gibi kullandı.
CHP muhalefet partisiyim elime bir fırsat geçti kolaycılığı ile illegal örgütler ve fetö tuzağına düşerek sürece benzin dökerek destek oldu.
Dünya televizyonları canlı yayınlar yaptı. İç işlerimize karışma cüretinde bile bulundu ama CHP maalesef bu süreçte de milli davranmadı.
Cumhurbaşkanımızın kararlı ve dirayetli duruşu ve çapulculara anladıkları dil ile cevap vermesi ile süt dökmüş kedi misali darmadağın oldular.
Aradan 13 yıl geçti CHP her 28 Mayıs günü ülkemiz adına kara bir leke olan bu günü kutlamasını yadırgayanlardanım.
CHP’yi milli güvenlik sorunu olmaya doğru götüren Silivri çapsızının sesinin çıkmasına daha fazla müsaade etmemek gerekiyor.
Adam içerden emir komuta ile sade CHP’yi değil, ülkemizi de bölmeye çalışıyor ve yediği herzelerle ilgili de farkındalığı varsa oda başka milli güvenlik sorunu.
Farkındalık yok ve inadım inad diyorsa devlet meselesinin ciddi bir konu olduğunu hatırlatmakta yarar vardır.
Çift başlı CHP günlerinde yeni ifşadlara hazırlıklı olmalıyız. Dağ fare doğurdu diyenlerin pişmanlık duyup nedamet edeceği günleri görmek dileği ile bu haftalık da bu kadar.