• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
16 Haziran 2019

Yemenli Ahmet

Geçtiğimiz hafta içerisinde Suriye ve Yemen’den muayene olmak için iki hastam geldi. Muayenelerini bitirdikten sonra sağdan soldan ülkelerinden derken sohbet koyulaştıkça koyulaştı. Her iki kardeşimin ortak paydasında ülkemiz ve Erdoğan vardı. Kendi ülkelerinde kan gövdeyi götürmesine rağmen, umutlarının ülkemiz olması ve Erdoğan’ı bizlerden daha iyi tanımış ve anlamış olmalarına duygulanmadım desem yalan olur.

Bu haftaki makalemi Yemenli Ahmet’e ayırmak istiyorum. Haftaya da inşallah diğer kardeşimle olan sohbetimi sizlerle paylaşırım.

Yemenli Ahmet, ellili yaşlarda evli ve 9 çocuklu, memleketinde ticaretle uğraşan bir Müslüman. Ülkemize geliş amacının ticari faaliyet olduğunu söyledi mütercim arkadaş. 

Uzun yıllar çektiği boyun fıtığı nedeni ile muayene oldu. Tedavisini düzenlerken benim sormama gerek kalmadan Erbakan ve Erdoğan hayranlığından anlatmaya başladı. Mobil telefonundan her iki liderin videolarını Arapça alt yazılı olarak bana izlettirirken benden daha fazla heyecanlı olduğunu gözlemledim ve bu iki lidere düşmanlık edenler adına üzüldüm. Heyecanı beni utandırdı. Erdoğan’ın Yenikapı mitingini ve okuduğu Kur’an ayetlerini Erbakan’ın 1992’de yaptığı meclis konuşmalarının Arapça alt yazılı videolarını onun telefonundan izledim.

Dünyamızdaki savrulmayı ve dünyanın hali pür melalini benden daha iyi tasvir etmesi doğrusu düşündürücü. Saddam’ı, Mursi’yi ve Erdoğan’ı mücahit olarak görüyor. Amerika, İran ve Suudları ise İslam düşmanı olarak tanımlıyor. Yemen savaşında İran tarafından desteklenen hûsilerle ailecek savaştıklarını aktarırken, 3 yaşındaki çocuğu kızları ve oğullarının video kayıtlarında nasıl silah kullandıklarını gösterirken de duruşundaki dikleşme dikkatimden kaçmadı.

Dostlar üniversite okumamış ama dünyanın hal ve gidişini yorumlarken beni bile utandıran vakarlığı karşısında pes dedim. Erdoğan derken beden dilindeki duruştan etkilenmemek mümkün değil.

Erdoğan sevgisini gittiğim başka ülkelerde de görüyordum ama burası Yemen. Savaş kıtlık çaresizlik her türlü olumsuzluğun zirve yaptığı bu ülkede bile Erdoğan aşkı doğrusu yerli halkımızda bunun bir karşılığı olmalı. Nedenini, niçinini ve sosyolojik altyapısını sorgulamalıyız.

Yerlilerdeki Erdoğan düşmanlığını şimdi biraz daha iyi anlamaya başladım.

Bu kadar kin ve garazın sebepleri üzerinde kafamı yorarken artık biraz daha berrak düşünüyorum. Mesele ekonomiden yönetilme şeklinden ve hatta damat bahanesinin çok ötesinde daha deruni sebepler söz konusu.

Cennetmekan Abdülhamit Han, rahmetli Menderes, Özal ve Erbakan bu liderlerin suçlarının ortak paydasında yerlilik ve millilik var. Koca hakanın 33 yıllık idaresini yıkmaya yemin eylemiş bir avuç çapulcunun yediği naneleri ve devletin nasıl yıkılıp tarumar edildiğini hafızalarımızdan hiç silmemeliyiz. Hürriyet ve özgürlük adı altında başlayan bu hareket ile özgürlük ve hürriyetin adı bile yasaklandı. Koca bir imparatorluktan küçücük bir parça toprağa razı edildik.

Rahmetli Menderes gençleri kıyma makinasında doğradı yalanı ve köpek, bebek gibi hayali yaftalarla tüm dünyanın gözü önünde hunharca katledildi. Rahmetli Özal alışamayanların ve ailevi sorunları dev aynasında büyütenlerin iftiralarına cevap vermekle ömrünü tüketti.

Rahmetli Erbakan hocamız ise aynı mantıktan menkul mantıksızların dipçikleri ile itibarsızlaştırıldı.

Erdoğan’a gelince durum inanın farklı değil. Bizim gezi zekâlılara ve köhne CHP zihniyeti virüsü ile hastalanmış ve beyni sulanmış acezeler Yemenli Ahmet’ten ders alsalar iyi olacak.

Yemenli Ahmet Erdoğan’a dua etmekte mahir. Mursi ve Saddam’ı yediler bitirdiler. Erdoğan’ı götürmek için de denenmedik yol kalmadı diyerek benden daha net ifadelerle FETO’dan, PKK’dan ve Amerika’nın ticaret savaşlarından anlattıkça anlattı. 

FETO’nun çirkin bir resmini göstererek büyük hain bu arkasında sadece Amerika değil İsrail’de var dedi. İstanbul havalimanının adının Erdoğan olmamasına bir anlam veremediğini aktarırken anlaşmamıza yardımcı olan tercüman arkadaş hocam ben Ahmet’i iyi tanırım. Gerçekten çok doğru ve isabetli tespitleri var diyerek sohbetin uzamasını engelledi.

Ahmet ise Erdoğan’a sahip çıkmamız gerektiğini örnekler vererek biraz daha devam etti ve reçetesini alarak kendi kabulü ile Erdoğan havaalanına doğru tercümanla birlikte gittiler. Özetle bir yabancının gözü ile Erdoğan belgeseli izledim. 

Çıkarken İstanbul seçimlerini muhakkak Erdoğan kazanmalı deyince bakışıp kaldım. Dostlar sık kullanılan bir tabir ile makalemi sonlandırmak istiyorum. Görene körene. 

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23