• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
09 Aralık 2018

Tıp ticarileşmemeli

Tıp ilimi sanatı, hikmeti, hüneri, kültürü ve dini içinde barındıran ve sadece bilimsel verilerle yetinmeyen bir disiplindir. Günümüz Ortodoks batı tıbbı nerede ise sadece bilimsel verileri referans alarak insan gibi bir muammayı tedavi etmeye kalkarak baştan kaybetmeye mahkum olmuş durumda. 

Hastalıkla mücadele ve şifa arama tarihçesi çok eskilere yani yaratıldığımız günlerden başlar. Zaman içinde birçok değişikliğe uğramasına rağmen hastalıkların tedavisinde kullanılmayan bir nesne de nerede ise yok. Binlerce yıldır insanlar doğar hastalanır yaşar ve ölür. Hastalıklar, tedaviler hastalıklara toplumun biçtiği rol, zamana, kültüre, medeniyete, dini inançlara bağlı olarak hep değişir.

Tıp tarihi tedavi yöntemlerinde geliştirdiği sınırsız zenginlikleri ile aslında günümüz hastalıklarının tedavisinde referans olabilmeli. Sadece kanıta dayatılarak hekimlik mesleğinin sanatsal yönü göz ardı edilmemeli diyorum. Mesleki tecrübelerim, bu mesleğe iyilik yapmanın insanların şifasına vesile olmanın en kolay ve kestirme yolunun bu olduğunu doğruluyor.

Aslında hastalar genellikle içinde taşıdıkları doktorları ile biz hekimlere müracaat ediyor. Bize düşen en önemli sorumluluk hastalarımızın birçoğunda hazır bulunan bu tedavi iksirini ortaya çıkartmaktır. Tedavi etme sanatının en önemli unsurunun bu olduğu gerçeği son yıllarda batı tıbbındaki açmazlarla daha iyi anlaşıldı. Tıbbın ticarileştirilmesi nedeni ile hastalarda oluşan güven erozyonu sonucu ortada cirit atan şarlatanların önünü ancak bu bilinçle kesebiliriz.

Tüm teknolojik gelişmeler ve üretilen çağdaş ilaçlar ve tedavi metodları belli bir yere kadar yarar sağlarken çoğu vakada beklenmedik birçok olumsuz gelişmenin sonucu sorgulanır hale gelmiştir.. Yüzyılımızın başında heyecan ve büyük ümitler bağlayarak sarıldığımız birçok tedavinin daha sonraki yıllarda aynı zamanda ölümlere veya nesilden nesile sakat kalmalara sebep olduğunu görmemiz bizi bu gerçeklilikle karşı karşıya getirdi.

Hastalık başta da belirttiğim gibi tüm canlı olmanın olmazsa olmaz bir gerçeği. İnsan, bitki, hayvan fark etmez canlı ise, hücrelerden yaratılmış ise, muhakkak mükemmelliğinin yanında fıtratı gereği çeşitli hastalıklara yakalanacak ve tedavi içinde çareler peşinde koşacaktır.

Şifayı ararken arı misali her çiçekten bir katre almak gerekiyor. Günümüz tıbbın kaynağı olan Ortodoks batı tıbbında dua, meditasyon, yoga, Tibet tıbbı ayurveda, akupuktur, ozon kuantoloji gibi uygulamalar yeni yeni giderek artan bir rağbet görüyorsa, bunun açıklaması yukarda arz ettiklerim olmalı. Uzaktan dua seansları ile hastalıkların tedavisi.. Bu tedavilerin olumlu sonuçları ve ilgili çeşitli araştırmalarda görülen inanması güç gerçekler ..

Tüm bunların ortak adresi insanın et ve kemik dışında olan yapısı yani zihin ruh ve maneviyatı… Bugüne kadar yapılan çalışmaların çoğu biyolojik bedenimizle ilgili. Klasik tıp kitaplarımızda yeri olmayan, ancak örf, adet ve kültürlerde kabul görmüş nazar, sihir, cin, büyü gibi kavramlarla hekimler olarak yakından ilgilenmeli ve ilim ışığının parlaklığı ile bu alanda da var olmalıyız gibime geliyor. Astral bedene yönelik çalışmaların yetersiz olması bilimsel kanıtlarla ilgili zorluklar hızımızı kesmemeli diye düşünüyorum.

Haddi aşmadan sağlığı ticarileştirme bataklığına düşürmeden empati ve sempati kanallarını sonuna kadar açık tutarak önce zararlı olmama ilkesi ile yolumuzu aydınlatmaya devam edersek birçok olmazı oldurabiliriz diyorum. Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23