• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
23 Aralık 2018

Şifa nereden gelir?

Hastalıkların nerelerden geldiği ile ilgili bilgilerimiz değiştikçe şifanın kaynağı ile ilgili algılarda da değişim oluyor. Şifanın aracısı konumunda olan biz hekimler haddimizi aşarak şifacı pozisyonuna büründükçe hastalarımızın tedavilerinde beklenen performansları gösteremez olduk.

İnsan beyninde bulunan ve sayıları trilyonlara ulaşan hücrelerin hünerli ve mükemmel çalışmaları sayesinde farkına dahi varmadan konuşuyor düşünüyor yiyor içiyoruz.

Sinir sistemini ilgilendiren çağımızda sık görülen çok sayıda hastalıkla biz hekimlerin mücadelesi sürüp gidiyor. Ancak panik ataktan depresyona, beyin felcinden parkinsona, unutkanlıktan bunama ve alzaymıra kadar çok sayıda hastalığın tedavisinde onca gelişmelere rağmen zorlanmaya da devam ediyoruz.

Yüce yaratanımız tedavisi olmayan bir hastalık halk etmedim diyerek günümüzde tedavide zorlandığımız birçok hastalıkla ilgili bize ufuk açmış. Hekimlik merakı ile üzerimize binen bu manevi sorumluluk ve bilinç çalışmamızı araştırmamızı daha ileri çok daha ileri tedavilere yönelmemiz gerekiyor. 

Sebeplere daha sıkı sarılarak hastalarımıza şafi ismi tecellisi ile şifa vesilesi olmamız ise hem bizler hem de hastalarımız için insani bir görev.

Otuz beş yılı aşkın süredir hastalarıma tedavi sunarken daha fazlası noktasında hep kendimi sorgulamaktayım.. Modern tedavilerle geleneksel ve tamamlayıcı tedavileri aynı ciddiyetle tedavilerde uygulayan bir hekim olarak önce zararlı olmamak ilkesi ile hastalarımıza yardımcı olmaya gayret ediyorum.

Tedavisinde zorlandığımız depresyon, panik atak, multipl skleroz, beyin felci, Parkinson, migren, unutkanlık, bunama, kulak çınlaması hatta şizofreni gibi birçok beyin hastalığında trans kranyal beyin uyarımı (TMS veya TMU) tedavisi önümüzü açacak ve yüzümüzü güldürecek gibi görünüyor.

Beynimizin belli bölgelerine herhangi bir zarar oluşturmadan verilen manyetik uyarılar kafa derisi ve kemik yapıyı mıknatıs etkisi ile geçiyor ve fonksiyonu bozularak hastalanmış beyin hücrelerini uyararak adeta resetleme yapıyor.

Şifa nerelerden geliyor bir düşünelim. Hastalıklar geldiğinde çare ve çözüm için yaptığımız tüm çabalarla aslında şifanın kapısını aralamış oluyoruz.

Beynimizin mükemmel bir yaratılışla yaratıldığını söylemeye gerek yok. Bu mükemmellik içerisinde TMS tedavisi ile onu günümüzün anlaşılır tabiri ile resetlemek ya da formatlamak mümkün olabilir. 

Hastalar ve hekimler ilaç yan etkisinden o kadar çok mustaripler ki, nerede ise yoğurdu üfleyerek yer haline gelindi.. Zararsız gözü ile baktığımız tabiatımıza daha uygun olan bitkiler çoğunlukla hekim olmayan kişiler vasıtası ile kullanılarak yarardan çok zarara sebep olabiliyor. 

Tedavilere dirençli birçok hastalıkta hekim arı misali olmalı örneğini sıkça veren bir hekim olarak öncelikli görevimiz hastalığı iyi teşhis etmek ve tedavi protokollerini uygularken de zararlı olmamaktır.

Şifanın gelebileceği tüm alternatifleri zararlı ol mamak kaydı ile kullanmak ve uygulamak aslında hekimlerin ortak gayreti olmalı.

Hasta-hekim ilişkisinin tedavinin olumlu sonlanmasında önemi hiçbir zaman yabana atılmamalı ve hastalarımızla onların anlayacağı dil ile sağlıklı iletişim içerisinde olmanın teşhise ve tedaviye katkısı olduğu gibi şifa vericinin şafi ismi tecellisini de çabuklaştıracaktır.

Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23