Pire deve olursa

19 Mayıs 2019 Pazar

Rahmetli büyükbabamın yaz akşamları uykudan önce anlattığı hikâyelerin detaylarının çoğu hafızamdan silinse de girizgahta kullandığı cümleler ve hikayelerin ana fikirleri hâlâ dün gibi hatırımda. O yıllarda günümüzdeki gibi iletişim yollarının cılkı çıkmamıştı. 

Bir varmış; bir yokmuş ile başlayan ve evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken ya da pireler deve iken ile devam eden hikayeleri hatırlarım. Anlatılan hikayelerde ana tema ise hak-batıl çatışması ya da iyi -kötü savaşı olurdu ve hep iyiler kazanırdı.

Ülkemiz son 5 yılda sanırım 5 seçim yaptı. Nasip olursa altıncısını 23 Haziran’da yapacak. Görüntülü yazılı ve sosyal medyada bilgi ve belge olarak arz-ı endam eden saçmalıkları görüp pirelerin nasıl deve yapıldığına şahitlik yaptıkça içim kararıyor. İnsanlarımız her duyduğunu hatta gördüğünü gerçekmiş gibi algılayarak yangına adeta körükle gidiyor. Bu gidiş hayra alamet değil. El ovuşturan yerli ve yabancı şer odakların ekmeğine yağ sürmekten vazgeçmeli ve özümüze dönmeliyiz dostlar.

Siyaset kazanının kaynatılan fokurtusunun sesi farklı karakterlere büründürülerek birlik ve bütünlük hamurumuzun mayasının bozulmasına cidden içerleniyorum. Hızlı gündem oluşturan ancak saman alevi gibi sönen haberler gerçekmiş gibi alınıp satılıyor, iftiralar dedikodular algılar ve olgular tam bir arapsaçı. İçindeki gerçekliği cımbızla çekerek ayıklayana helal olsun.

Şu mübarek günlerde belki böyle iç karartıcı gerçeklikleri yazmasam daha iyi olur ama devekuşu misali başımızı kuma gömmek de doğru olmasa gerek. Siyasi iktidarın yorgunluğundan nemalanan haşereler fokurdattıkları kazana odun taşımakla meşguller.

İktidarın nimetlerinden menfaat devşiren şebekenin isabet buyurdunuz efendimci tayfası için bir sorun yok elbet. Çünkü onların bir elleri yağda diğer elleri de balın içinde. Memleket sevdalısı bizler için sorun var ve giderek de büyüyor. 

Sorunlar geometrik olarak hızla büyüyor malum çevrelerde bu büyütülmenin ateşine odun taşımakla meşgul. Çuvala sığmayan mızrağı görüp bunu dillendiren aklı selim sahipleri mal bulmuş mağribiciler kadar cesur olamazlarsa vay halimize. Özellikle eli kalem tutan okuyup yazan çizen tayfa; sözlerim ağır ama sizlere. Bu cesaretin bedeli olabilir ama bugün ödenmezse yarın ödemek daha ağır ve zor olacak. 

Başkanımız ne yapsın. Davul boyunda. Her türlü olumsuzluğun faturası anında hesaba geçiriliyor. Tokmak ise her zaman olduğu gibi büyük çoğunlukla cukkacı, aman efendimci, yağcı ve yoğurtçularda. Tuzu kuru ve her devirde işgüzarlığından taviz vermeyen bu kesimin sesini kısarak sesimizi duyurmamızın imkansızlığından dolayı bu makaleyi yazıyor ve yazı kalır gerçekliğine inanıyorum.

Nerede ise bir yıl olacak hükümet kurulalı; Bazı başkanlar, bürokratlar ve bakanlarla ilgili öyle yaygaralar ve dedikodular var ki duymamak işitmemek mümkün değil. Emanetin ehlinde olmadığı algısı piyasada bayağı primli ve iş yapıyor.

Muayenehanemde, vapurda, metroda, belediye otobüsünde hatta yolda etraf dinlemesi yapan bir vatandaş olarak benim işitip duyduklarımı, hayıflandıklarımı devletimizi yıllardır idare eden usta siyasetçi başkanımız dünden duymuş olmalı ki her konuşmasında anlayanlara mesajlarını veriyor zaten.

Ancak tükürükleri yağmur zannedenler için durum farklı sanırım. Yanlış yoldan dönmeye hiç de niyetli görünmüyorlar. Başkan vatandaşa karşı telefonlarını kapatmadığını her fırsatta söyleyerek anlaması gerekenleri ne kadar uyarsa da maalesef tepeden bakan gururlu, kibirli, küçük dağları ben yarattımcı kesimin ders almak şöyle dursun kılı kıpırdamıyor.

Geçmişte vekillik yapmış Ak Partili mebusumuz keşkelerle dolu ileri geri aklına gelenleri aktarıyor ve başkanı suçluyor akıl veriyordu.

Sordum sayın vekilim görevde iken niçin bunları başkana söylemedin? Cevabı hık mık. Aynı şeyleri görevden alınmış bürokratlardan da işitiyorum.

Maalesef konuşmalar kuyruk acılı ve nefsi. Görev başında olanlar için maşallah her şey toz pembe. Her yer güllük gülistanlık. Yarın bir şekilde görev değişimi yapılsın sağa sola ahkam kesmeye başlamakta gecikme olmuyor.

Ak Partili bir milletvekilinin, güven duyarak parti içi meseleleri aktardığı basın mensubunun vekilin iznini almadan mal bulmuş mağribi gibi yemeden içmeden servis etmesini kınıyorum. 

Ne kadar doğru bilemem ama basına yansıyan bilgileri taradığımda konuştukları eleştiri sınırları içerisinde. Başka birileri gibi de yapmamış. İçinden geçenleri etraftaki fısıltıların tercümanlığını yaparak bence doğrusunu yapmış. Hemen hainlik yaftasını yapıştırmak dile getirdiği meseleler üzerinde düşünülmesi gerekliliğine inanıyorum. 

Son günlerde edindiğim intiba; halkımız başkanın 23 Haziran seçimlerinden önce harekete geçmesini umuyor ve bekliyor. Niçin harekete geçmiyor diyenlere bir bildiği olmalıdır diyorum. Bizlerin gördüğü şeyler yukarıdan farklı görünmüyorsa halkın beklentisine cevabın gecikeceği kanaatinde değilim.

Özellikle bazı bakanların tutum ve davranışları halkımız arasında ciddi dedikoduların yayılmasında tuz biber oluyor. Bürokratik oligarkların ben bilirimci halleri vatandaşın dikkatinden kaçmıyor.

Başkanımız geçtiğimiz günlerde yeni seçilen belediye başkanlarına hitap etti ve ciddi uyarılarda bulundu. Gerçekten yanlış yapanın yanına kâr kalmaması gerekiyor. Rüşvet çarkının elemanı olanların derdest edilmesi gerekiyor. 

Belediyelerimizin görünür yerlerine yeniden rüşvet alan ve veren melundur levhaları asılmalı. Rahmetli Erbakan hocamız dönemindeki gibi hassasiyetler yeniden önemsenmeli.

Şöyle veya böyle isminin başına şaibe karışmış kurumlar ve kişilerle, idare erkine nereden buldun kardeşim denilmeli. Seçimlerden önce halk nezdinde ses getirecek tedbirlerle vatandaşın beklentileri karşılanmazsa korkarım ki geç kalınır ve telafisi zor olacak dönülmez yola girilir. Bendeniz duyumlarımı ve tespitlerimi aktararak vatandaşlık görevimi yaptığım kanaatindeyim.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • KazimKazim29 gün önce
    Ali abi yaz abi yaz pire yaz abi yaz pirenin kac ayagi var abi ,,emekli ikramiye zammi vermeyen akp mhp yeni rejimi neden vermiyo abi ,,borsada dorttebir fiyatta yerlerde surunen vakifbankin muduru bddk ya mudur olup butun bankaslara hakim olmus ,,,huhhaaaa abi vakifbanki halletmis simdu butun bankalarin canina okucask huhhaaaa yarin borsada herkes guluyo abdotte bir bank vakifbak muduru butun bankalarin basinda bddk da ,,,vah vash memleketim vashhhhhh huhhaaaaa
  • Allah GörüyorAllah Görüyor1 ay önce
    Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün, Devlet de ölür. (Fatih Sultan Mehmet)
  • İskenderİskender1 ay önce
    Sayın Yazar,iyi niyetli oluşunuzdan şüphem olmadığı için sizi tenzih ederek söylüyorum,"Belediyelerimizin görünür yerlerine yeniden rüşvet alan ve veren melundur levhaları asılmalı. Rahmetli Erbakan hocamız dönemindeki gibi hassasiyetler yeniden önemsenmeli" şeklindeki ifadeler ne demektir? Varsayalım ki bu günden itibaren Belediyelerin kapısına böyle bir yazı asıldı.Bu tür yazılara uyulduğuna dair geçmişten örnekler verebilirmisiniz.Yanı sıra, günümüze kadar uygulanagelmiş muazzam yolsuzlukların hesabının ne olacağına dair bir fikriniz var mı? Muhtemelen, bu konu akla gelmemektedir.Çünkü,tavsiyelerinizde bu soruların cevabı bulunmamaktadır. PEKİ NASIL TAVSİYELERDE BULUNMALI: CEVAP: İktidara Allah yolu kullanılarak gelindiğine göre önce Allah'ın hakkı verilmelidir.Nedir o hak? Allah adını kullanarak işlediğin şerleri telafi etmek zorunda olduğun için tevbeistiğfar edeceksin,önceki şerlerindeki haramları sahibine iade edeceksin ve şerleri işleyen kişinin konum ve ünvanına bakılmaksızın onları mahkeme karşısına çıkaracaksın.Sonrasında Jetve adil uygulamalarla halkın beklentisine uygun kanunlar çıkarıp kararlar aldıracaksın.BU KARARLARA NAÇİZANE ÖRNEKLER: 1-Mahkemelerde 10 yıllarca süren(50 yıla çıkan mahkemelere rastlanmıştır.Mesela benim bir alacak davam, Yargıtay'dan 2.dönüşünde 39.senesine girmiş bulunmaktadır)davalara acilen müdahalede bulunup,hiç bir davanın 1 yılı geçmeyecek şekilde sonuçlanması sağlanabilir.-2-Ülkede hiç bir gencin boşta kalmamasını veya yılda bir kez kendisine iş teklifi yapılması sağlanabilir.Tabi bunu için memleketteki bütün iş sahibi insanların ellerini ceplerine atmaları zorunluluk haline getirilebileceği gibi,belirli geçim gelirine sahip ailelerin bu gelirlerinin fazlasını(Devlet aldığı bu parayı, söz konusu kişilere bolluk zamanında ödemek şartıyla alacaktır) işsiz ve aşsız kişilere istihdam sağlamak için bir fona aktarılması sağlanabilir.3-Geçenlerde sadece Türkiye'de yetişen bir bitkinin çiçeklerini koparma cezasının 60.000._Tl.olduğunu okudum.İŞTE VATANDAŞI ÖTEKİLEŞTİREN aşağılamalarda bulunan kişilere de böyle bir cezanın verilmesinin yanı sıra,ÖTEKİLEŞTİRDİĞİ VATANDAŞI LİNÇ ETMEYE KALKIŞANLARI "TERÖR" suçlamasıyla mahkeme önüne çıkarılmalıdır.SADECE BU 3 MADDENİN GERÇEKLEŞMESİYLE ülkemizin refahı sağlanabileceği gibi,gerçek birlik ve bütünlüğü de sağlanabilir.
  • Emine ÜstünelEmine Üstünel1 ay önce
    Sayın yazar yerinde tespit ve uyarılarınız için teşekkür ederim.Yetkili mercilere ulaşırsa iyi olur.Söz uçsada bu ve benzer yazılarınız kalacaktır.Halkın nabzını tutmaya devam edin çünkü ihtiyaç var.Halk ne derse olması için gerekli.
  • Allah GörüyorAllah Görüyor1 ay önce
    Daha ne yanlışlarımız var. Vatandaşı küstürmek için elinizden geleni yapıyorsunuz da farkında değilsiniz ayaklarındasınız.Üç maymunu oynamak iyi geliyor. Ben de 679 KHK ile ihraç edildim. Yapılan çamurla ne suç işlediğimi dahi anlayabilmiş değilim. Doğru dürüst savunmam bile alınmadan yargısız infazla dürüst çalışmam hainlik olarak adlandırıldı.Geçmişimde şimdi olduğu kadar temiz ama karalamak lekelemek çok basit. Vebale girmek çok kolay oluyor.5 yaşımda babamı kaybettim. Zorluklar içinde anam yemedi yedirdi,içmedi içirdi, giymedi giydirdi. Yani zamanın tüm zorluklarında dağ köyümüzde sıcağın altında tüm zorluklar içinde hem kendisine hem de çocuklarına bakabilmek için didinip durdu. Bulunduğum ilçede görev yapan Bekçi Mehmet adındaki dayım bir vesile ile beni devletin SHÇEK kurumuna yazdırdı. Orada ortaokulu ve sağlık meslek lisesini okuyabildim. Devletimin hemşire olarak atamasıyla göreve 18 yaşında başladım. Devletimden gördüğüm bu iyiliği hiç unutmadım. Bende hep iyilik yapmak için her zaman elimden gelen gayreti gerçekleştirdim. Bu arada başörtümü de taktım. CHP zamanında başörtü meselesi zulüm olarak gerçekleştiğinde uzun mücadele sonunda dayanamayarak istifa ettirildim. AKPARTİnin başa gelmesiyle tekrar görevime döndüm. Şimdide iftira lekesiyle hain olarak ihraç edildim. Adalet vereceklerini umduğum desteklediğim adı adalet olan destekleyip büyüttüğümüz partim tarafından aynen CHP nin yaptığı gibi darbe yedim. Bu bana çok koydu. Annem, sağ olsun kocamdan hep yanımda kaldı. Kocamda benim gibi 6 aylıkken yetim kalmıştı. Yokluğun çaresizliğin ne olduğunu biliyordu. Devletin kollarında SHÇEK büyüdü. Bu yüzden hep anamı yanımda istedi.Ta ki bana atılan iftira lekeye üzülünce 2 yıl dayanabildi. Sonunda geçen yıl mayıs ayının 15 inde kalp krizi geçirerek vefat etti. Vebalinizin yıl dönümündeyim. Allah rahmet eylesin. Çocuklarım da bu yüzden dinden soğudu. Namaz kılan çocuklarım namaz bile kılmaz oldular. Bu yapılanlar dinimizin değil insanların zulmü desem de inandıramıyorum. Psikolojileri bozuldu. Sanki vebalıymışız gibi dost bildiklerim de uzaklaştı. Sanki suçluymuşum gibi kaçar oldular. Ben ne yapmıştım ki sanki vebalıymışım gibi uzaklaşıyor ve sui zanda bulunuyorlar. Yaptığım iyilikten başka bir şey değildi. Devletime dosdoğru hizmet etmemin bedeli hainlikle suçlanmak oluyorsa haklarımı nasıl helal edebilirim. Vebalime girerek iftirada bulunan vesile olan herkese haklarımı ölünceye kadar helal etmeyeceğim. Adalet istiyorum. Geciken adalet adaletsizlik değil mi? İnsanlık ölmüş mü? Hani KHK sırasına göre ohalkomisyonu inceleme yapacaktı. 701 KHK ile bile ihraç olanların dosyaları incelenip karar verilirken neredeyse 3 yıl olacak benim dosyam daha inceleniyor. Ben ne yaptım da inceleniyor. Ne yaptım da incelemem bitmiyor. Referansı olanlar hiç beklemeden adaleti buluyor. Ama benim gibi Allah’tan başka dayanağı olmayanlara Allah gelsin de seni kurtarsın mı demek istiyorlar.Gerçekten Allah’tan korkun diyenler kendileri vebale girmekten korkmuyorlar mı, Allah’tan korkmuyorlar mı? İçimden geçen dua: Bana bu iftirayı atanlara vesile olanlara yaşadıklarımı yaşamadan ölmesinler diyesim geliyor. Hiçbir vebalim ve katkım olmamasına rağmen KHK ile ihraç olup sorgusuz sualsiz ihraç oldum. Suçluysam asın. Ama hiçbir suçum ve bağlantım olmamasına rağmen neredeyse 3 yıl olacak adaletin yerini bulmasını bekliyorum. Kul hakkına giren ve vesile olan herkesten adalet yerini bulmazsa mahşerde davacı olacağım. Haklarımı helal etmiyorum. Mahkeme kovuşturmaya yer yok diyor, OHAL KOMİSYONU ise incelemeye devam ediyormuş. Neredeyse 3 yıl olacak, adalet zulüm olarak gerçekleşiyor. Adalet istemek suç mu? Bu durum sizlerin başına gelseydi, adalet bu kadar uzar mıydı? Empati yapmanızı istiyorum. Adaletin uygulanmasını bekliyorum. Adalet isteyerek çok şey mi istiyorum? Daha önce de başörtü zulmü görmüştüm. Şimdi de adalet ve kalkınma partisi döneminde adaletsizlikle zulüm görüyorum. Hem de hiçbir suçum ve katkım olmamasına rağmen. Sendikacılık bile ölmüş. Şimdiki sağlık sen sendikam bile üyesine yardımcı dahi olamıyorsa sendikacılık bile lafta kalıyor. Sendikaya aidat alırken iyi üyesini savunmaya gelince üç maymunu oynuyor. Yaşın yanında kuru yakılıyor. At izi it izine karıştırılıyor. Güneş balçıkla sıvanıyor. Kısacası herkes üç maymunu oynuyor. AmaAllah görüyor. Sabretmeye devam. Başınızı ağrıttım. Mevlam neyler neylerse güzel eyler.
  • Allah GörüyorAllah Görüyor1 ay önce
    Pire deve oldu. Yaşın yanında kuru yakıldı. at izi it izine karıştı, karıştırılmaya devam ediyor. Sığ düşüncemle fetö gerçeğini ortaya koyayım. 15 Temmuz 2016 öncesi fetö yoktu. Şimdiki diğer İslami dernekler, vakıflar vb. kuruluşlar gibi oluşumdu. Bunu bu konuma getiren ise AKPARTİ idi. Hatta olimpiyatlarda stadları dolduranlarda onlardı. Diğer kıt'alarda da Türkçeyi dünya dili yapma gayretleri dolayısıyla yerel ulusal ve hatta dünya basını bile destekledi, şişirdi. Dershaneleri desteklendi. Okulları desteklendi. Bankası desteklendi. Sendikaları desteklendi. Yasak olsaydı zaten açılamazdı. Kim tarafından öncelikle hükumet tarafından sonrada yeme takılan gariban vatandaş tarafından. Yani vatandaşta oyuna getirildi. Bu yüzden darbe öncesi okulları desteklendi. Vakıfları desteklendi. Yardım kuruluşları desteklendi. Sendikaları desteklendi. Basını desteklendi. Sohbetleri ilgi duydu. Çünkü çocuklarına sahip olamayan vatandaştan ilgi gördü. Vatandaş hükumetten yardım alamayınca bunlardan destek aldı. Bu durum şimdiki dernekler, vakıflar, yardım kuruluşları gibi faaliyet gösteren kuruluşlardan farklı değildi. Şimdiki İslami kuruluşların veya diğerlerinin deyarın darbe yapmak için faaliyette bulunmayacağını kim bilebilir. Fetönün öncesi böyleydi. Taki 15 Temmuz olduğunda gerçekler tam olarak ortaya çıktı. Bu yüzden 15 Temmuz öncesi fetönün yanından kıyısından geçen hatta içinde bulunan vatandaşların hain terörist olarak yaftalanması doğru değildir. Bu durum düzelmezse daha çok ayrışma devam edecektir. Fetönün öncesini ifade ederek davranış sergilenmesine devam edilecek olursak AKPARTİ başta olmak üzere ülkenin yarısından fazlası fetöcü olarak kabul edilmelidir. Gerçek budur. 15 Temmuz sonrası zaten destek buluyorsa darbeyi kabul ediyorlarsa buna sözüm yok. Hain mi dersiniz, terörist mi dersiniz ne derseniz diyebilirsiniz. Girişimde bulunanları besleme yerine asalım. Ama hiç alakası olmayanları yakanlar bu vebalin altından da kalkamayacaklardır. Gerçekler acıdır, acıtır. Unutulmaz. Elbet bir gün ortaya çıkar. Zaten biliniyor. Sadece üç maymun oynanıyor. Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.
  • selamselam1 ay önce
    19 mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramının 100.yılı kutlu olsun
  • Ahmet ÖzAhmet Öz1 ay önce
    Ali Bey;O kadar güzel yazmışsınız ki,gerçekler başka türlü izah edilemezdi.Bir okurunuz olarak,hayatın gerçeğini dile getirmenize çok sevindim.Ulü'l-emr hakkaniyetli olursa,reayanın gönlünde taht kurar.Ak Parti'nin kuruluş günlerindeki milletin içinde,milletle kol kola halini çok özledik.O hastane kuyruklarının bir anda son bulup randevülü sisteme geçildiği,hatta özel hastanelerde bile göğsünü geregere üç kuruş fark ödeyerek muayene ve tedavi olduğu o günlerin özlemini çekiyoruz.Meyak kesintilerinin def'aten ödendiği,çalışanların göz bebeği o yöneticileri arıyoruz.Sorunları çözen bir iktidar,mevcut iktidar olsun,diyoruz.EYT yani emeklilikte yaşa takılanlar,siyasetin adeta tıkacı oldu.Çalışma hayatında verilen ücret,emekliliği arzulatmamalıydı.Çalışan kesim,asgari ücretin çok çok üstünde maaş almalıydı.Asgari ücretle çalışanların ,çalışanlara oranı devede kulak olmalıydı.Ekonomimiz çok güçlenmeliydi.Ne yaptık da bu kadar borcun altına girdik?Niçin girdik?Girmesek dünyanın sonu mu olurdu?Paramıza göre,gücümüze göre,gücümüz ölçüsünde,emperyal düzene borçlanmadan büyüyemez miydik?Daha çok sorular var ama soru sormadan ziyade mevcut,gangren hale gelmiş sorunlarımızın çözümüne başlama zamanıdır.Hükümetin,sorun çözdüğünü,seçmenine hissettirmesi lazım.Bunun için de yazınızda belirttiğiniz olumsuzlukları meslek edinmiş ayrık otlarını işgal ettikleri makamlarda bir dakika dahi tutmaması lazım.Geminin alını kemiren zararlılara fırsat verilmemelidir.Güzel yazınızla tam da bizim meramımızı dile getirdiniz.İyi de ettiniz.Teşekkür ederim size.
  • TurgayTurgay1 ay önce
    Geç kalındı, telafisi olmayan çıkmaz yola girildi, kimsenin de geri dönmeye niyeti yok! Bu seçim başlamadan bitti maalesef!
  • MustafaMustafa1 ay önce
    Ali bey tadına doyulmaz uslubunuzla anlattığınız haksızlık ve rezaletleri okudum ancak havada kalmış. Kim bunlar?
  • Ahmet TopalAhmet Topal1 ay önce
    Hocam hayırlı ramazanlar diyorum.Hislerime tercüman olan makalenizi müsadenizle paylaşacağım
  • Vermezsem adam değilim!Vermezsem adam değilim!1 ay önce
    Temel, kovulduğu binanın yerine aradığı bina için, Oğuzhan' la sadaka kampanyası başlatmış safdil müslümandan. Şu ana kadar hazineden hayli yüklüce maaş donandılar tam 50 yıl boyunca! Akıl almaz servetleri oldu bunların yığınlarla saftirikler sayesinde. Satsınlar tüm mallarını, çıksınlar kirada otursunlar ve servetlerini bu binaya bağışlasınlar, söz: $50 USD yardım çeki de ben gönderiyorum Temel' e!
  • BirolBirol1 ay önce
    Devlet kurumsallaşmadan hiç bir problem çözülemez.Devlet kurumlarıyla vardır.Devletin denge denetim mekanizmaları olmazsa olmazdır.Kararnameler ile Sayıştayın denetleme yetkisi kaldırılıyor.Halkına hesap vermeyen bir devlet yapısı ile karşı karşıyayız.Bir de bütün bunların mütedeyyin iktidar zamanında olması manidar.Devleti topyekün bir grubun veya bir kişinin insafına terk etmek, kurumların yok hükmünde olması demektir.Kurumlar işlemediği takdirde sistem tıkanır,her kurum en tepedekinin ağzına bakar ve insiyatif almazlar.Bu da devleti hantallaştırır.Vatandaşın yetkililere ulaşması güçleşir.Kraldan çok kralcılar hukukun dışına çıkmaya başlar.Devlet şirket gibi yönetilmez, devlet devlet gibi yönetilmelidir.Bir de,"Devlet millet içindir"yandaş için değil.Devlet halkına karşı tarafsız davranmak zorundadır.
  • AliAli1 ay önce
    Anadolu’da Bir ilçede 4 kamyon için 850 bin tl kira ödeniyorsa,bir ilçede 1,5 milyon açıklanmayan gider oluyorsa,bir ilde belediye başkanı eşine makam aracı şoför ve yardımcı tahsis ediliyorsa, memleketinde iş yapmayan nahçiçek yüzde 68 alıyorsa İstanbul’u düşün gayri ?!

Günün Özeti