Öğretmen Mehmed Şevket Eygi

21 Temmuz 2019 Pazar

Birçoğunu yerine getiremesem de merhum üstadımdan çok şey öğrendim. Örnek bir öğretmendi. Tenkitleri ve teklifleri olurdu lakin birçok şeye örneklik ederek öğretirdi. Mailleri mektupları ve telefondaki konuşmaları her birinden eksik olan tarafımı düzeltmeye çalışırdım.

Onun yanında çay kahve nasıl içilir? Veya sofrada nasıl oturulur? Çorba nasıl içilir? Yemek yeme hızımız ne olmalı ve tabaklar nasıl temizlenerek nimetin hakkına saygı gösterilir? Tüm bunları onun tedrisinden geçen arkadaşlara incitmeden, rencide etmeden öğretirdi. Sofraya hizmet eden garsonların bahşişini her defasında hatırlatarak gaflete düşmemizin önüne geçerdi.

Merhum üstadım ile yurtdışı seyahatlerimiz çok olurdu. Bulgaristan seyahatimizde grubumuz kalabalık ve birçoğumuz da kendisinden yaşça küçüktü. Hiçbirimizin göremediği bir köpeği görmüş, beni yanına davet ederek kimsenin duymayacağı bir şekilde köpeğin aç olduğunu söyledi ve marketten konserve alarak köpeği doyurmanın zevkini en yakınında olarak bizzat hem yaşadı hem de bendenize yaşattı.

Kazakistan seyahatimizde de benzer bir durum yaşadığım dün gibi hatırımda. Kahvaltıdan kalan ekmek parçalarını toplatmıştı. Bunların sahibi var diyerek önemine işaret etmişti. Ne hikmetse bir süre sonra önümüze bir göl ve içinde yüzen kaz ve ördekler çıktı. Aman Allahım! Ekmek parçalarının dakikalar içerisinde tüketildiğinin canlı şahidiyim.

Başka bir gezimizde yolumuzu şaşırmış olduğumuzdan bir benzin istasyonunu sorma ihtiyacı doğdu. Orada çalışanı kendi ihtiyacım için meşgul etmeye hakkımın olmadığını söyledi. Bir şart ile girebilirsin. Aracına benzin de alacaksın.

Seyahatlerde merhum üstadımı tanıyan esnafla ilişkilerinden çok dersler almışımdır. Girdiği dükkândan muhakkak bir şey alır ve o esnafı memnun ederdi. Birçok kişi hassasiyetini bilmediği için hediyemiz olsun der ve ısrar ederdi. Mümkün olmadığını bildiğim için bu hassasiyetini aktararak ücretini aldırmaya çalışırdım.

Örnek hal ve davranışları saymakla bitmeyecek kadar fazla. Ama sayesinde öyle şeyler öğrendim ki, yarısını uygulayabilsem iki dünyada da kazançlı çıkarım.

Geçmiş yıllarda akbil yoklaması yapar ve ticari taksiye binip binmediğimizi çok sorardı. Ticari taksiler için, onların da ev geçindirdiğini ve ihtiyaçlarının olduğunu söyler, bizlere muhakkak ticari taksilere binmemizi öğütler, akbil yoklamasının amacı ise vatandaşlarla iç içe olmamızdan faydalanmak. Halkın içerisine karışarak öğreneceğimiz çok şeyler olduğunu söylemeyi ihmal etmezdi.

Üstadımdan teşekkür etmeyi de öğrendiğimi itiraf etmeliyim. Çok teşekkür ederdi. Birçok daveti bu şekilde savuştururdu. Ben hem öğrencisi hem dostu ve hem de doktoru olmamın şımarıklığı ile nazımın geçtiğini bildiğim için, fakirhaneme davetlerimi genellikle reddetmez ve gelirdi. Bir ramazan iftarında sofraya oturduk. Yüzüme bakarak “Ali Bey bu sofrada bir eksiklik var, bil bakalım” suali ile beni telaşlandırdı. Sofrada benim gözümün bu eksikliği göremeyeceğini bildiği için uzatmadan cevabını verdi. Bu sofrada fakir yok. Maşallah hepinizin tuzu kuru diyerek bu meselenin önemi üzerine hazirunu hem duygulandırdı hem de bilgilendirdi.

Hekimi olmam nedeni ile rica minnet kullandırdığım ilaçların mahiyetini araştırır ve kafasını karıştıran soruları sorardı. Zorlayarak kullandırdığım bir ilacın prospektüsündeki yan etkilerde ani ölüm yazısını okumuş ve sormuştu. Üstad kül yutmaz, geçiştirilmekten hazzetmez ve mantıklı, makul, akla ve fenne uygun cevap ister. Bu hassasiyetini bildiğim için o an aklıma geleni “Üstadım beklenen İstanbul depremi kadar ihtimal dahilinde” şeklinde cevapladım. Merhum “aaah” diyerek iç çekip “ya olursa” dedi ama o ilacı şahsıma olan güveni nedeni ile çoğunlukla kullandığına şahidim.

Son günlerde halsiz bitkin ve yorgun olduğunu sık tekrar eder ve zihninin berraklığının çok ama çok arttığından bahsederek sevinerek bendenizi de sevindirirdi. Malum geçtiğimiz Mart ayında kısmi beyin felci geçirdi. Hafıza ile ilgili tedirginliği bu durumdan olsa gerek. Sevincini bu travmanın herhangi bir iz bırakmamasına bağlıyorum.

Üstadım ile ilgili yazılacak çizilecek elbette çok hatıra var, aklıma gelenlerin bir kısmını özetlemiş oldum. Rabbim rahmeti ile muamele eylesin. Cennette cem eylesin. Amin.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Abdulkayyum El DüzceviAbdulkayyum El Düzcevi27 gün önce
    Türk Gıda Kodeksi mevzuatları ve helal sertifikalı tüketim malzemelerizihinsel özürlü beleşçi diplomalılar tarafından  beslenme ürünlerindeki kimyasal, biyokimyasal ve radyoaktif toksikler hususunda hiçbir taramadan geçirilmeden sağlıklı raporu düzenlenmiş , beyan edilmiş ve yürürlüğe konulmuş cani ve katil hükümlerdir.Türk Gıda Kodeksi Kurumu, var olduğu günden beri doğal gıdalar ve katkı maddelerindeki kimyasal ve radyoaktif toksiklik ve dereceleri tespit edilmemiş, sınır değerleri bildirilmemiş halk da tehlikelere karşı uyarılmamış gerekli tedbirler alınmamıştır. Yani sağlıki açıdan M. Ö. devirleri yaşadığımız gibi modern çağın getirdiği hastalıkları da hediye olarak kabul etmekle mükellefiz. Devlet'in bu kurumlardakidiplomalı, bilgisiz ve bol maaşlı kulları klasik formaliteleri yerine getirmenin dışında bir aktivitelere sahip değillerdir. Buna karşın   bilgisizlik, becersizlik ve cehaletleriyle halk sağlığına ve devlete verdikleri zararı  anlamak, anlatmak ve hesaplamak imkansızdır.Devlet ; cisimleri zehir, zakkum, sihir, halüsinojenik maddeler, uyuşturucu ve toksik ilaçlarla dolu hasta vatandaşları Sağlık Bakanlığı'na ve buna bağlı kurumlara modern hastanelere, hekimlere,  bağımlılık yapıcı sentetik ve zararlı ilaçlara pahalı ve faydasız tıbbi uygulamalara havale etmekle halk sağlığına katkıda bulunacağını hayal ve umut etmektedir. Bu ham hayal Cumhuriyetin kuruluşundan beri kısmen de olsa gerçekleşmedi ve gerçekleşmeyecek. Zira sağlıkla ilgili temel prensipler net bir şekilde bilinmedi ortaya konulmadı. Sadece ithal  sağlık ilkeleri ve taklitleri benimsendi. Ülkemiz yabancı ilaç firmalarının zehir pazarı, insanlarımız da onların koboyları haline geldi. Hastalıklara karşı çaresiz kalmanın sorumluluğu ekseriyetle Devlet'e, Sağlık Bakanlığı'na ve Araştırma Kurumları'na aittir. Devlet yalnızca sorumlu kurumlara bütçeden para transferi yapmakla meşgul, onlara başarısızlıklarının hesabını sorma, bilgi ve becerisine  vakıf değil. 2018 yılı Istatistik veri değerlerine göre Türkiye' de diyabetli hasta sayısı 11 milyon civarındaymış. Üç milyon kişi de şeker hastası olmasına karşın hastalığının farkında değilmiş. Global firmaya ödenen yalnız insülin masrafı yıllık 500 milyon dolarmış. İnsülin kullanan hastalarda iyileştirme belirtisi olmamasına rağmen, hastaların kendilerini biraz iyi hissetmeleri de söz konusu değil. Değişiklik sadece kan değerlerindeki rakamlarda. İyi olmuş hiçbir hasta da ortada gözükmüyor. Devlet veya Sağlık Bakanlığı yetkilileri insülin üretici firmaya"Ürettiğiniz ve diyabete çare olarak sunduğunuz ilaç tesirsiz, ne şeker hastalığını ne de diyabetli sayısını azalttı. İşte istastik verileri" diye hesap soramıyor, zararları tazmin edemiyor. İleri gelen sağlık yetkilileri bizlere "İlacımız var. Türkiye'de üretiliyor" diye sayıklıyorlar ve masallar anlatıp olayı kapatıyorlar. Bunlar, yabancı ve yerli şarlatan meşru zehir tüccarlarına bizim zararımıza peşinen teslim olup, boyun eğmiş gözüküyorlar. Sağlık ilmi ilkeleri olmayanlardan zaten başka yararlı alternatif çözümler beklemek boşuna olur. Her nasılsa doktorlar hastalara  belirli zaman aralıklarında kendilerini kontrol ve muayene ettirmelerini salık veriyorlar. Güya "Hastalık teşhis edilirse veya tanı konulursa tedavi kolayşır. " tezini öne sürüyorlar. Bilimsel savları haklıysa, kronik hastalıklarda hastalara teşhis ve tanı çoktan konulmuştur. Gerekli ilaçlar, şuruplar, haplar v.s. içilip, yutulmakta veya enjekte ettirilmekte. Sonuç olarak hiçbir değişiklik yok. Hekimlerin dayandıkları tezler fos çıkıyor. Ayrıca sürekli acı çeken zavallı hastalara hayatta kalabilmelerinin sebeplerini de reçeteledikleri ilaçlara, şuruplara, uyuşturuculara ve haplara bağlıyorlar.Hatta hekimlere, veterinerlere ve alternatif tıpcılara(!) kalırsa, öksürme, üşüme veya yorgunluktan dolayı her kim muayenehaneye giderse, hayatının geri kalanını hekimlerin, tıbbi uzmanların muayenelerine, tanılarına, ilaçlarına ve haplarına borçludur. Aksi takdirde vatandaş ya helak olmuş ya da mezarı çoktan boylamıştır. Hastaların şuuraltlarına bu tıbbi dogmalar önceden yerleştiriliyor.Bunun adı bilimsel tıbbi demagogluk ve sihirbazlıktir. Hatırıma gelmişken belirtmekte fayda görüyorum. Orta Çağ karanlığı Avrupa'sında papalar ve papazlar kendilerini bütün noksan sıfatlardan münezzeh görürler, kendilerini "Tanrının yeryüzündeki hatasız, kusursuz ve mükemmel temsilcileri" olarak lansederlermiş. Papalarda kusur ve hata aramak ; Tanrı'da özür ve kusur aramakla eş anlamlıymış.  Ayrıca  Türkçe'yi doğru  bilemeyen ve konuşamayan hastalara Latince terimlerimlerle hastalıkları adlandırmalarını  uzmanlıklarının ve maharetlerinin gereği  olarak görürler. Sağlıkla ilgili etkili ve yetkili biri kişi olsaydım, ülkemizdeki bütün yerli ve yabancı ilaç=, üreticileriyle, tüccarlarıyla, hekimlerle, alternatif tıpcılarla ve eczacılarlarla genel bir anlaşma yapıp  özellikle süreğen hasta sayıları ve hastalıklar yarıya inmediği müddetçe ruhsatlarını iptal eder, mesleklerindeki çalışma haklarını rafa kaldırır, verilen zararları tazmin ettirir, tıbbi zırvalarla hastalara  hap=şap yutturululmasının gereğini yapıp adaleti icra ederdim. Gerçi söz konusu dalavericiler çok zengin ve her yerde etkili; açık ve gizli satın alamayacakları kimseler yok gibidir. Devlet Başkanı Sayın Erdoğan'ı biz seçtiğimize göre, kutsal görevi zatı şahanelerine havale ediyoruz.Umulur ki bizlerin beklentilerine cevap vermeye tenezzül buyururlar.
  • BilalBilal28 gün önce
    Yorumlara baktım...kimi yanibasindabukadar degerli bir insani tanimama veya yitirmeden kimide milli gazatenin pkk destekçisi ooldugundan ve boyle bir gazetede yazdigindan bahsetmişte derin üzüldüm..zaten sayin degerli m.sevket Eygimiz icin hep cok uzulmuşumdür..cunki müslümanlar onu taniyamadi..bilenler cok fazla tanitamadi..Değeri bilinmedi..milli gazetenin avukati filan degilim ama milli gazete hep haklinin hakkin sedasi olmustur ister begenin isyer begenmeyin..m.Şevket beyefendi eğerburada yazabildiyse bu agirliğini yansitabileceği bir merkezi liman vazifesi görmüştür..hicbir yazar onun yerini asla dolduramaz cok sevdigi resulullah komsusu olmustur niyaz ve duasiyle onun yazilarini her daim okumaya davet ediyofum...her sabah ilk işim onun yazisiyle gune baslamak hayatima anlam katti onu cooook ozleyeceğiz cânim hocam...mekanin cennet olsun alnindan öpülesi..
  • UclerUcler29 gün önce
    Madem okadar degeli bit alimse niye siyonist chp ve pkk desdekcisi ismi mili kendisi siyonist milli gazetede yaziyordu...
  • Nurullah Alphan İnanNurullah Alphan İnan29 gün önce
    Türkiye'nin,gelmiş,geçmiş,en önemli gazetecilerinden,mehmet şevket eyginin,ruhu şad olsun.Kabri,pürnur olsun.İnşa Ellah.
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Ali abi yazınızı3 defa okudum. Her defasında çok duygulandım. Yanı başımızda bir cevher varmış. Maalesef kıymetini bilemedik. Ama Dr Ali abi siz bu zatı değişik yönleriyle anlatmaya devam edin lütfen. Rabbim sizden razı olsun:)
  • Suna KurtuluşSuna Kurtuluş1 ay önce
    Ali hocam bazı yorumcular durumdan vazife çıkarırcasına sineğin kanadından yağ çıkarma peşinde.Güzel konulara değiniyor ve eksiklerimizi tamamlıyorsunuz.Sağ olun sağlıklı olun
  • Cerrahpaşadan AhmetCerrahpaşadan Ahmet1 ay önce
    Sayın yazar böyle bir zatı tanıttığınız için çok teşekkürler :) Siz de çok şanslısınız. Onunla görüşmek gerçekten hoş. Yeri dolmayacak hep arayacağımız muhterem ve mübarek zat.
  • Gurbetçi...Gurbetçi...1 ay önce
    @Gurbet o kadar acı ki: Biz bedelini fazlasıyla ödedik. Parazitlere biz de en az sizin kadar karşıyız. Türkiye'deki emekliler istedikleri takdirde çalışabiliyorlar da Yurt Dışından Emekli Olanların niçin çalışma müsâdeleri yok.?! O emekli maşıyla Almanya'da yaşayabilirseniz, buyrunuz..!
  • Emin Demir AdıyamanEmin Demir Adıyaman1 ay önce
    Bize ahlakıhla,duruşuyla, yazılarıyla, eserleriyle hep örnek oldu.Aramızdan erken ayrıldı.Yeri doldurulamaz üstadın.Mekanı cennet olsun Ali abim.
  • gurbet o kadar acı ki,gurbet o kadar acı ki,1 ay önce
    Buralara dadanan, beleşten yaşamayı ilke haline getirmiş bir parazit yardımcı doçent vardı; ahan şimdi de gurbetçi türemiş!
  • Tekin AkcanTekin Akcan1 ay önce
    1. "olmam nedeni ile" değil "olduğum için";2. "şahsıma olan güveni nedeni ile" değil "şahsıma olan güveni dolayısıyla" yahut "şahsıma olan güveni yüzünden" sayın doktor... Üstadınız merhum Türkçe Türkçe diye kendini parçalıyordu, siz burada kendinizce lügat paralıyorsunuz. Biraz acı, fakat gerçek. Kusursa kusur, isterseniz bakın, göreceğiniz şey kendi yüzünüzdür:Halk içre bir âyîneyim her bakan bir ân görürHerkes görür kendi yüzün ger yahşı ger yamân görür
  • Faik Hasar Faik Hasar 1 ay önce
    Ali bey siz yakinen tanımışsınız ben bir kac defa toplantı ve beraberliğimiz oldu. Sizler şanslıymışsıniz. Hakikaten büyük bir eğitici idi Allah mekanını cennet eylesin.
  • Ahsen KanatAhsen Kanat1 ay önce
    Sayın yazar bu milletin içerisinde öyle zıd karekterler iç içe ki,nur kir karışmış.Allah bu millete yardım etsin.
  • Gurbetçi...Gurbetçi...1 ay önce
    Pek saygıdeğer Cumhurbaşkanı'm, 2015 seçim beyânnâmenizde de va'dedilmiş olduğu üzere, YURT DIŞINDAN BORÇLANARAK EMEKLİ olanlara hiç değilse "MİNİJOB" yani "yarı zamanlı" ÇALIŞMA MÜSÂDESİnin bir ân önce verilmesini çok ricâ ediyoruz..! Teşekkürler, vesselâm...
  • hasan...hasan...1 ay önce
    Âmîn..!
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Dr Ali abi yazınızı sabahın erken saatlerinde zevkle okudum. Şevket Eygi ağabeyi daha bir sevdim ona hayranlığım arttı. Rabbim rahmet eylesin mekanı cennet olsun. Sizin de kaleminize sağlık. Iyi ki varsın iyi ki Akitte yazıyor bizleri bilgilendiriyorsun
  • Cemal Demirci Cemal Demirci 1 ay önce
    Değerli hocam Mehmet Şevket Abimin bilinmeyen yönlerini kaleme alarak hem ona hemde bizlere hizmet ediyorsunuz .Allah rahmet eylesin öğrencilerinden başka şeyleride paylaşmalarını rica ediyoruz.

Günün Özeti