• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
14 Nisan 2019

Mazbatayı hak etmek

Seçim ve sınav… Bu iki kelimeye anlamlarından daha büyük bir misyon yüklerim. Çünkü ülkemizin ve milletimizin bekasında bu iki kavram benim için çok önemli.

Yerel seçimler yapıldı. İstanbul hariç birçok il ve ilçe yeni yöneticilerine kavuştu. Ama İstanbul’un durumu farklı ve bekleyiş devam ediyor.

YSK İstanbul’da karar vermekte zorlanıyor. Bir tarafta şaibe dolu belgeler, diğer tarafta  “seçim üzerinden iki hafta geçti mazbatamı verin” diyen güruh. Bu güruhun sesi soluğu biraz olsun kısıldı şükür. Çünkü çalınan minare için hazırlanan kılıf dar olup,  lisân-ı hâli ile şaibe çok büyük, örtüp kapatamıyorum diyor.

Seçim akşamı İstanbul sonuçları ile ilgili 30 binlere yaklaşan aradaki fark şimdilerde 10 binli rakamlara kadar gelmiş ve dedikodu kazanının fokurtusu azalacağına artmış. 

CHP’deki  seçim hileleri ile ilgili yerleşik bir algı ister istemez kafaları karıştırmaktadır. Tarihimizde ilk kez CHP ve onun aklı evvelleri sayesinde açık oy gizli tasnif gibi bir garabeti yaşadı bu millet.

Gençler bu meseleyi bilmezler ama 1946 yılında yapılan seçimlerde, CHP bu yönü ile tescilli ve maalesef halk iradesi bu yolla iğfal edilmiş. 

İstanbul üzerinden tespitlerime gelince; bilgi kirliliği hat safhada, insanların kafası çok karışık. Seçimler yenilenerek aradaki fark artı eksi değişse bile, vatandaşı mutlu edemeyecek. Çünkü işin içine fitne fücur ve şaibe karıştı.

İstanbul gibi devasa bir megapolde seçmenlerin tercihi üzerinde bu kadar kolay oynanmamalı idi. Anadolu’daki birçok yerdeki bir oy karşılığı İstanbul’da on binlerce oya denk geliyorsa, YSK kılı kırk yarmakta haklı. Cazgırlığa, tehditlere hatta ekonomi üzerinden algı oluşturmaya hiç gerek yok. Bu ve benzer tehditlerin hepsinin boşa çıktığını yakın tarihte yaşadıklarımızla gördük.

Muktedirlere de bir çift sözüm var. Devasa eserler yapmanıza, ülkeyi bir uçtan bir uca çağa uygun donanımlarla zenginleştirmenize gerek yok (!). Azgın azınlık ücretsiz tuvalet, poşet, soğan, patates üzerinden algı oluşturarak sizin yapıp ettiklerinizi kolayca boşa çıkarıyor. Ferasetini ve aklını kaybetmişlerin hal-i pür melalini sosyolojik ve psikolojik olarak araştırma konusu yapmalıyız.

Gavur ittifakı İslâm ittihadı

Değerli okurlar; eski dünyada iletişim denen sihirli maymuncuğun kuvveti ve kudreti sınırlı olduğundan insanlar arası ilişkilerin ıcığı cıcığı bu kadar faş edilerek, duyularımızı tarumar eylemezdi. Bu yönü ile belki o günlere özlem bile duyabiliriz.

Malum her sene nisan ayı geldiğinde bu gavurların topu birden soykırım pilavını yeniden pişirir üzerine ilave ettikleri garnitürlerle yiyenlere satarlar. İletişim gücünün günümüzdeki kadar ileri düzeyde olmadığı yıllarda ülkemizin karşı ataklarını da sümen altı ederek kendi milletlerini uyutmaya devam ederlerdi. Ama artık bunu yapamıyor ve hakim olduklarını sandıkları milletlerine bu yalanı yutturamıyorlar.

Birkaç yıl önce İran ve geçen yıl İsrail seyahatlerim bu günlere tesadüf ettiğinden her iki ülke insanlarına  soykırım yalanı ile ilgili düzmece sergilerini gezdiğimde oradaki bazı insanların bu yalanlara kanmadığını gözlemlemem nedeni ile bu satırları yazıyorum.

İletişimin güçlü dilinin etkisi ile artık tüm dünyada bu yalan ve zırvaya karşı bir uyanış var. Devletimizin bu yalanlara karşı anında gösterdiği tepkinin yayılan gücü öyle bir yerlerden ses getirir oldu ki, sevinmemek mümkün değil. 

Olanda hayır aramak buna denir. Gavur ittifakının temcit pilavını pişirme iştahı artık eskisi gibi olamayacak. Ülkemizden tüm dünyaya dalga dalga yayılan yedikleri herzelerle ilgili, belgeli cevaplar bir süre sonra boğazlarında düğümlenip, bu alçakların sesini kısmaya başladı.

Benim asıl üzüntüm İslam aleminin ölü toprağı altında kalan halkları.  Bu halklar hâlâ bilgi kirliliğinin etkisi ile durumun farkında değiller ve maslahatı ABD gavurunda aramaktalar. 

İslami uyanışı sağlayacak sebepler bir bir zuhur ediyor. İçerden dışardan çok sayıda emare yüzümüzü güldürse de önümüzde dar geçitli çetrefilli yolların olduğunun bilinci ile sabır ve sebat etmemiz gerekiyor.

Sarı gavurun İsrail ile ilgili işlediği cinayetler, Avrupa’nın irili ufaklı ülkelerinin topyekûn soykırım kayığından medet umması ve en önemlisi adı İslam, halkı Müslüman olan Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin kukla liderlerinin gavuru aratmaz tutum ve davranışları önümüzde uzun ve ince bir yolun olduğu gerçekliğini bize açık ediyor.

Çare kendimizden ve ülkemizden başlayarak diri, iri, bir ve birlik içinde olmak, sabır ve sebatta kararlı ve dirençli olarak dünya ölçeğinde varlığımızla ilgili farkındalık oluşturmak. Dosta müşfik, düşmana şedit, münafığa ise müsamahasız olmak durumundayız. Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23