• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
03 Mart 2019

Devletin dini, dinin devleti

Adalet vurgusu çok önemli bir kavram devletler için. Din şahıslar için ne kadar önemli ise devletler için de adalet bir o kadar önemli ki, Hz. Ali Efendimiz devletin dini adalettir demiş. Hak hukuk gibi kavramların içinin boşaltılmasından dolayı dünyamız bugün her zamankinden daha yaşanılmaz hale gelmiş durumda. Günümüzden birkaç örnekle devam edelim..

Maduro diktatör, Sisi demokrat. Bu iki cümleciğin ne anlama geldiği üzerinden felsefe yapmadan herkes bir fikir yürütsün. Her şey göz önünde aslında ancak cambaza bakçıların marifeti ile gerçek görüntünün yerinde yeller estirilebiliyor. Demokrasi hak hukuk gibi elastik kavramlarla eskiden eğilip bükülen gerçeklikleri bugün eğip bükmeden gösterme cesareti işlerin nereye evrildiğinin bir delili olsa gerek. 

Artık birçok şey gizlenme ihtiyacı duyulmadan toplumların hafızası ve bilinci ile dalga geçercesine tüm gerçekliği ile arz-ı endam edebiliyor. Sarı şeytan Maduro’ya ölüm diyor yardakçı ve fırsatçı yandaşları koro halinde aynı şeyi tekrarlayarak dünyamıza korku salma yarışına girebiliyorlar.

Diğer taraftan; Kuzey Kore’de yıllardır baskı ve zulüm canavarı olmuş domuzla el ele, kol kola, çiftetelli oyunu tüm dünyaya servis ediliyor. Elindeki Müslüman kanı henüz kurumamış Sisi ve Selman ile sarmaş dolaş muhabbet kırıla yine gözlerimizin içine bakarak aklımızla ve insanlığımızla dalga geçilebiliyor. 

Nerede insanlığın ortak değeri olan demokrasi, hak, hukuk, adalet, insaf, vicdan ve izan. Nerede insanı insan yapan ortak değerler. Hepsi buzdolabında ve derin dondurucuların içerisinde saklı. Hoşlarına gitmeyen tavır ve davranış sergileyen aykırı devlet idarecilerini ipe götürmek için kullanacaklar bu ortak değerleri. 

Yersek diyoruz ama maalesef bol bol da yiyoruz.

28 Şubat postmodern darbesini gençlerimizin beynine iyice işlemeli ve kazımalıyız dostlar. 27 Mayısı babalarımız ve dedelerimiz nasıl bizlerin hafızasına kazıdı ise bizler de aynısını yapalım. 

Görene körene diyerek adamsendecilik rolünü tercih etmeyelim. Bana değmeyen yılan bin yaşamasın. Her koyun kendi bacağından asılmasın. Olup bitenlere insaf penceresinin ak ve pak camlarından bakmalı ve gerçekleri görmeliyiz. Sadece görmekle yetinmemeli ve görmeyenlere de rehber olabilmeliyiz.

Din bahsine gelince, bendeniz Kahramanmaraş’ta doğmuş ve büyümüşüm. Her sene olduğu gibi geçtiğimiz şubat ayının 12’sinde kurtuluş kutlamaları yapıldı. Atılıp tutuldu. Özüne dair bir cümle ile Abdal Halil Ağayı anmak ve rahmet okumak isterim.

Fransız gâvurunun Maraş’a girişi ve işgalinin duyurulması için yerli işbirlikçi Ermeni Hırlakyan’ın Halil ağaya davulu ile duyurulmasını emretmesi hadisesi bu. Halil ağanın cevabı çok ama çok anlamlı önemli: “Beyim davulumun içini altınla doldursan bu tokmak bu davula vurmaz.” 

Sadece Maraş değil ülkemizin kurtuluşunda can pahasına mücadele eden dedelerimizin de birinci önceliği milli birlik ve dinimiz Mübin-i İslam’dı. İla-yı Kelimetullahtı. Dedelerimiz cumhuriyetimizin ilk yıllarında CHP zihniyetinin tüm baskılarına rağmen yüzlerine gözlerine bulaştırmadan dinlerini yaşamışlar. İtilmişler kakılmışlar ikinci sınıf insan muamelesi görmüşler ancak vazgeçmemiş yaşamış ve yaşatmışlardır.

Dedem ve babam her ikisine de Rabbim rahmeti ile muamele eylesin. Yaşadıkları yıllarda CHP zihniyetinin dinimize yönelik baskılarını öyle bir anlatmışlar ve hafızalarımıza öyle işlemişler ki, şükür bugün alaverelere dalaverelere inanmıyoruz. 

Aynı zihniyetin tohumundan türeyenler düşmanlıklarından zerre kadar taviz vermeden 27 Mayıs, 12 Eylül ve en sonda 28 Şubatı bu milletin başına bela ederek dinimizin devleti olan özgürlükleri yok etmişlerdir. 

12 Eylül hadi neyse… 28 Şubatı unutmak mümkün mü dostlar.

Eyüp Sultan Camii’nde sabah namazı sonrası yarasa Mesut sloganları ile yaptığımız nümayişleri nasıl unuturum. Eşimin başörtüsü ile güzel İstanbul’umuzun nadide ilçesi Kadıköy’de laikçi Kemalistlerin tacizine uğradığını da unutamam.

Daha unutamayacağım ve hatta sizlerin de hiç unutamayacağı çok şey var elbette. Ülkemizin ilim yuvalarından inancı gereği kovulan öğrenci akademisyenleri de hiç kimse bana unutturamaz. 

Hazreti Al efendimiz “devletin dini adalettir” derken arkasından kullandığı ikinci cümle de “dinin devletinin de özgürlük” olduğunu ifade etmesi çok anlamlı. Hem dün için hem bugün için ve tabii ki yarınlarımız için altın harflerle yazarak unutmayacağımız ve unutturmayacağımız en önemli kavramlardı. Bu kavramların içini doldurmak bizlere düşüyor. Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23