Devletin dini, dinin devleti

03 Mart 2019 Pazar

Adalet vurgusu çok önemli bir kavram devletler için. Din şahıslar için ne kadar önemli ise devletler için de adalet bir o kadar önemli ki, Hz. Ali Efendimiz devletin dini adalettir demiş. Hak hukuk gibi kavramların içinin boşaltılmasından dolayı dünyamız bugün her zamankinden daha yaşanılmaz hale gelmiş durumda. Günümüzden birkaç örnekle devam edelim..

Maduro diktatör, Sisi demokrat. Bu iki cümleciğin ne anlama geldiği üzerinden felsefe yapmadan herkes bir fikir yürütsün. Her şey göz önünde aslında ancak cambaza bakçıların marifeti ile gerçek görüntünün yerinde yeller estirilebiliyor. Demokrasi hak hukuk gibi elastik kavramlarla eskiden eğilip bükülen gerçeklikleri bugün eğip bükmeden gösterme cesareti işlerin nereye evrildiğinin bir delili olsa gerek. 

Artık birçok şey gizlenme ihtiyacı duyulmadan toplumların hafızası ve bilinci ile dalga geçercesine tüm gerçekliği ile arz-ı endam edebiliyor. Sarı şeytan Maduro’ya ölüm diyor yardakçı ve fırsatçı yandaşları koro halinde aynı şeyi tekrarlayarak dünyamıza korku salma yarışına girebiliyorlar.

Diğer taraftan; Kuzey Kore’de yıllardır baskı ve zulüm canavarı olmuş domuzla el ele, kol kola, çiftetelli oyunu tüm dünyaya servis ediliyor. Elindeki Müslüman kanı henüz kurumamış Sisi ve Selman ile sarmaş dolaş muhabbet kırıla yine gözlerimizin içine bakarak aklımızla ve insanlığımızla dalga geçilebiliyor. 

Nerede insanlığın ortak değeri olan demokrasi, hak, hukuk, adalet, insaf, vicdan ve izan. Nerede insanı insan yapan ortak değerler. Hepsi buzdolabında ve derin dondurucuların içerisinde saklı. Hoşlarına gitmeyen tavır ve davranış sergileyen aykırı devlet idarecilerini ipe götürmek için kullanacaklar bu ortak değerleri. 

Yersek diyoruz ama maalesef bol bol da yiyoruz.

28 Şubat postmodern darbesini gençlerimizin beynine iyice işlemeli ve kazımalıyız dostlar. 27 Mayısı babalarımız ve dedelerimiz nasıl bizlerin hafızasına kazıdı ise bizler de aynısını yapalım. 

Görene körene diyerek adamsendecilik rolünü tercih etmeyelim. Bana değmeyen yılan bin yaşamasın. Her koyun kendi bacağından asılmasın. Olup bitenlere insaf penceresinin ak ve pak camlarından bakmalı ve gerçekleri görmeliyiz. Sadece görmekle yetinmemeli ve görmeyenlere de rehber olabilmeliyiz.

Din bahsine gelince, bendeniz Kahramanmaraş’ta doğmuş ve büyümüşüm. Her sene olduğu gibi geçtiğimiz şubat ayının 12’sinde kurtuluş kutlamaları yapıldı. Atılıp tutuldu. Özüne dair bir cümle ile Abdal Halil Ağayı anmak ve rahmet okumak isterim.

Fransız gâvurunun Maraş’a girişi ve işgalinin duyurulması için yerli işbirlikçi Ermeni Hırlakyan’ın Halil ağaya davulu ile duyurulmasını emretmesi hadisesi bu. Halil ağanın cevabı çok ama çok anlamlı önemli: “Beyim davulumun içini altınla doldursan bu tokmak bu davula vurmaz.” 

Sadece Maraş değil ülkemizin kurtuluşunda can pahasına mücadele eden dedelerimizin de birinci önceliği milli birlik ve dinimiz Mübin-i İslam’dı. İla-yı Kelimetullahtı. Dedelerimiz cumhuriyetimizin ilk yıllarında CHP zihniyetinin tüm baskılarına rağmen yüzlerine gözlerine bulaştırmadan dinlerini yaşamışlar. İtilmişler kakılmışlar ikinci sınıf insan muamelesi görmüşler ancak vazgeçmemiş yaşamış ve yaşatmışlardır.

Dedem ve babam her ikisine de Rabbim rahmeti ile muamele eylesin. Yaşadıkları yıllarda CHP zihniyetinin dinimize yönelik baskılarını öyle bir anlatmışlar ve hafızalarımıza öyle işlemişler ki, şükür bugün alaverelere dalaverelere inanmıyoruz. 

Aynı zihniyetin tohumundan türeyenler düşmanlıklarından zerre kadar taviz vermeden 27 Mayıs, 12 Eylül ve en sonda 28 Şubatı bu milletin başına bela ederek dinimizin devleti olan özgürlükleri yok etmişlerdir. 

12 Eylül hadi neyse… 28 Şubatı unutmak mümkün mü dostlar.

Eyüp Sultan Camii’nde sabah namazı sonrası yarasa Mesut sloganları ile yaptığımız nümayişleri nasıl unuturum. Eşimin başörtüsü ile güzel İstanbul’umuzun nadide ilçesi Kadıköy’de laikçi Kemalistlerin tacizine uğradığını da unutamam.

Daha unutamayacağım ve hatta sizlerin de hiç unutamayacağı çok şey var elbette. Ülkemizin ilim yuvalarından inancı gereği kovulan öğrenci akademisyenleri de hiç kimse bana unutturamaz. 

Hazreti Al efendimiz “devletin dini adalettir” derken arkasından kullandığı ikinci cümle de “dinin devletinin de özgürlük” olduğunu ifade etmesi çok anlamlı. Hem dün için hem bugün için ve tabii ki yarınlarımız için altın harflerle yazarak unutmayacağımız ve unutturmayacağımız en önemli kavramlardı. Bu kavramların içini doldurmak bizlere düşüyor. Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AliAli3 ay önce
    Peki günümüzde nedir devletin dini?Adalet mi liyakat mı yoksa?...
  • çetinçetin3 ay önce
    müslüman özgür olmalı ve adaletli bir devlete sahip olmalıdır ki dinini yaşabilsin.ve bu maalesef lafla olmuyor.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız;Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • Atıf UluAtıf Ulu3 ay önce
    Hocam kaleminin mürekkebi kurumasın.Hislerimin tercümanı olmaya devam ediyorsun .Allah razı olsun.
  • QwxQwx3 ay önce
    S.a. Bence ,birilerine dogru olan birilerine yanlış olabilir.Dogru çoktur gercek tektir.Bu seferde birileri gercege eren biziz diyor.Ergilerimiz gerçektir son noktadir svunusunu yapiyor.Bu elbet ruh aleminde manâda uç nokta. Yine kanımca inanç ve iman farkli kavramlar.Insan zengin olacagina inanci vardir.Bir zorluktan kurtulacagina inanci vardir.Bir ev alacagina inanci vardir.Bu ugurda mucadeke eder başarabilir.Imansa ,amin,emin,kelimeleriyle baglantili olarak topum içinde emin olmak ,emanetçilik şeklinde genişletilebilir.Birde Allah a iman.Onun varligindan birliginden emin olmak,inanç otesi iman....Allahin diledigi kuluna varligini kanitlamasi.Beş duyu 6 duyu ve daha otesi ile algilamak Allahin varligini.O halde şöyle bir kiyas yapılabilir,Ulvi dinler zaten özde Islamdir.Sufli dinlerse inanç kavramindan ote degildir.Cinlerin varligina inanilir bu inanctir iman olmaz amentu sırrina, mertebesine erememiştirBir kiyas daha cin toplamak,insan toplamak ,hoca olarak luer olarak,orgut olarak,teskilat olarak...Halk arasinda cin toplarsin başaramazsan geri teper helak olursun derler.Siyasal anlamda da ,halk esasli ögretilerde doktrinlerde de ayni.Halk aleyhine donüverir gercekten veya bir yalan ugruna.Imanin yoksa bittin.Allah bana yeter diyemiyorsan bittin. Ne gariptir ki gayrimuslimlerde Islami oyle sanir.Yerel bir kavram sanir.Evrensel boyutu olmayan..Dinle devketi ayri tutma ďüşuncesi savunusu,görüşü burdan kaynaklansa gerek. VEESSELAM...
  • MustafaMustafa3 ay önce
    Ali bey o güzel tarzınızla geçmişin ibretli olaylarını hatırlatmış, günümüze dersler çıkarmamızı istemişsiniz. Mesajı aldık.TEŞEKKÜRLER...
  • Osman Osman 3 ay önce
    Bizde adalet var mı sayın yazar.Cevap:???
  • Bir yığın mevzu var aslında;Bir yığın mevzu var aslında;3 ay önce
    Elmalılı Hamdi Yazır merhumun "sadeleştirilmiş Kur' an meali" diye bir eseri var mıdır? Hayır yoktur! Peki bunu hangi şerefsiz, hangi ahlaksız, hangi gözünü para hırsı bürümüş namussuz evirip çevirip basa basa milletin gözünün içine içine sokuyor? Kendi ismiyle niye bas(a)mıyor? Hadi bu zatın varisleri yok diyelim ve onun hakkını arayamıyor, peki: diyanet neden bu din istismarına, isim istismarına karşı böyle, bu kadar gözünü yumuyor? Yahu, ayı bile 6 uyuyor, 6 ay uyanık; bu diyanet neden 12 ay uyuyor?

Günün Özeti